AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer; Kayseri’nin koronavirüs vaka sayılarında Türkiye’de en yüksek illerden bir tanesi olduğunu söyleyerek; “Kayseri yine ilk 5’i bırakmıyor. Bu hepimizin ayıbı diye düşünüyorum. Hastanelerdeki doluluk oranlarımız maalesef yüksek, şu anda yüzde 85. Yoğun bakımlarımızın doluluk oranı yüzde 60 civarına düştü. Entübe olan hasta sayılarımız yüksek, zaten kaybettiğimiz hastaları da biliyorsunuz istediğimiz seviyede değil" dedi. (Basından)
***
Ne diyelim? Günaydın… Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Bizim, Kayseri bağlamında bir yıldır yaptığımız uyarılar, Saylavımız Tamer’de bu yeni yankı buldu… Günaydın demeden başka bir şey gelmiyor elimizden…
***
Tamer, AK Parti’nin genel yaklaşımı gibi bir yaklaşım sergilemiş. Her olumsuz şeyin müsebbibi nasıl partisi değilse, korona virüsün tırmanmasının nedeni de belli; muhterem Kayseri ahalisi… Tabii, bunda yönetimin payı ne kadar, bilmiyoruz. Öyle ya, “hepimiz” diyerek şimşekleri pek çekmek istememiş, üzerine.
***
Anlaşılan, iç düşmanlar dış düşmanlarla ele ele, korona üzerinden iktidarı devirmek istiyor. Yani, koronacılar da soğancılar, patatesçiler, domatesçiler, marketler… safında yer aldı!..
***
Sayın Tamer güzel demiş: “bu hepimizin ayıbı!”. Hocam, benim niye ayıbım olacak. Kendi ayıbınıza neden bizi ortak ediyorsunuz ki? Ben, maske, mesafe ve temizliğe dikkat ederim. Üstelik dördüncü aşımı da oldum…
Şehir de, duyarsız, sorumsuz kişilerle dalaşmak yerine, soğukta soba yakarak Hisarcık’ta oturuyoruz. Kayseri Gaz, lütfeder, biran önce “kutumuzu” koyarsa, doğal gaza döneceğiz, ekim sonuna kadar buradayım, efendim.
***
Sayın Milletvekilim, kusura kalmayın, önce bir aynaya bakın. Süreci nasıl yönettiğiniz bir görün. Yönetim, iki yıldır çelişkiler yumağı içinde. Bir dediği bir dediğini tutmuyor.
Mesela, “iki doz sinovac” olana neden üçüncü kez biontec uygulanıyor? Kaldı ki, işin başında “biontec” de sıcak bakmadınız; “ne olduğunu bilmediğimiz aşıyı kullanmayız!”, dediniz. Demek ki, “sinovac”ın ne olduğu belliydi!.. Sonra, çark ettiniz.
Gelinen noktada; Biontecin ikisi yetiyor da, sinovacın ikisi neden yetmiyor? Yoksa başında mı düğmeyi yanlış iliklediniz? Mesela, Çin’den bu aşıları getiren aracı kim ya da kimlerdi? Madem sinovac tercih edilendi, neden devamı gelmedi?
***
Sayın Vekilim, biliyor musunuz bilmem… TÜİK, aylardır, 2020 ölüm istatistiklerini yayınlamıyor neden? Hiç merak ettiniz mi? Yoksa kovitten ölen sayısı, açıklananın kat be kat üstünde de ondan mı? Sanırım, “bir başarı hikayesi” yazamayacaksınız!
***
İşin içinde olanlar, resmen söylenenin en az 2,5-3 katı diyorlar, kovitten ölen? Siz, saydam olmazsanız, doğal olarak “fısıltı gazetesi” tiraj yapar. Unutmayın; güveni kaybettiniz. Ne deseniz, kimse inanmaz artık.
***
Her türlü, toplantı yasaklanırken, yapmaya kalkanların tepesine binilirken, “aşı karşıtları”nın mitingine hangi gerekçe ile izin verdiniz? Yoksa karşıtlar arasında yer alan “dincilerin” hışmından mı korktunuz? Mesela, ilgili kaymakamlık izin vermezken İstanbul Valiliği izin verdi. Peki, kaymakamın gerekçesi yok hükmünde midir? Bir de, tesadüf mü nedir bilmem, Kaymakamı başka yere atadınız.
***
Kusura kalmayın. Salgın falan yönetmiyorsunuz… “Miş” gibi yapıyorsunuz… Sanırım, ahaliyi “sürü bağışıklığına” sevk ettiniz… Öyle ya, ekonomi çok çok kötü…
***
Yine kusura kalmayın… İki yıla yakın okullar tatilken, hiç tınmadınız, okullar yüz yüze eğitime başlayınca bazılarını tamire, bakıma aldınız… Neden boşluğu değerlendirmediniz? Şimdi mi aklınıza geldi? Bu kimin ayıbı? Yoksa hepimizin mi?
***
Yine iki yıla yakın yüksek okullar uzaktan eğitim yaptı. Yüz yüze eğitim ve yeni kayıtlar başlayınca pat diye yurt sorunu da gündeme geldi? Bu neyin nesi?
***
Biliyor musunuz bilmem… FETÖ’den kalan öğrenci yurtlarının, normal de devlet yurdu haline gelmesi ve/veya üniversitelere verilmesi gerekirken buraları vakıflara, cemaatlere, dincilere devrettiniz… Yani, “15 Temmuzu” fırsata çevirdiniz. “FETÖ”lerin yerine başka “dinci” “meto”ları getirdiniz. Bunu dünya alem biliyor. Ümmeti Muhammed’in çocuklarını “din soslu yurtlara” mahkum etmenin amacı ne olabilir?
Evet. Bir iktidar değişikliğinde bütün taşlar, yerli yerine oturacak. Bundan korkanlar kazandıkları konfor ve pozisyonu kaybetmemek içim muhalefete saldırıyor. İstedikleri kadar saldırsınlar; “korkunun ecele faydası yokmuş!”
***
Sayın Tamer, Kayseri’de koronavirüs salgının bu hale gelmesi, “hepimizin” değil, evvelemirde “yönetenlerin” ayıbı. İnşallah, yirmi yıllık hizmetinize bu seçimlerde teşekkür edeceğiz. Biliyoruz; çok yoruldunuz.
***
Bakınız; bir tarafta “aş ve iş”, diğer tarafta “ölüm” endişesi var. İnsanlar bu ikilemin baskısı altında. İster istemez birincisini tercih ediyor. Öyle ya; ortalama ücretin asgari ücret olduğu bir ortamda, doğal olarak insanların geliri ya da birikimi bırakınız bir yılı, bir aylık geçimini karşılayacak durumda değil. O nedenle, “ölüm pahasın” çalışmak zorunda kalıyor…
***
Herhalde bunun “ayıbı”; sürekli algı yönetenlerde, yoksulluğu kaldıracağı yerde, oy için onu yönetmek isteyenlerde…