Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 25.04.2021 12:09

KORONA GÜNLERİ

Facebook Twitter Linked-in

Bu konuda kaçıncı yazım? Bilemiyorum. Ama devam edeceğim. Dikkat ederseniz korona denen meret iki yere uğramıyor… Lebaleb dolu AK Parti kongreleri ile; lebaleb dolu “hoca efendi”, “şeyh”, “şıh”, tarikat ve din büyükleri cenazesi. Uğramıyor olacak ki, ricali devlet de katılıyor bu etkinliklere.

***

İki kişi bir araya gelmeye korkuyoruz, “maske, mesafe” dillere pelesenk oldu; uymayanlara ceza üstüne ceza yağıyor ama anılan cenazelere, anılan toplantılarda, virüs uğramadığından olsa gerek, önlem alınmaya haliyle cezaya gerek görülmüyor.

***

Bu kongrelerin, bu kongrelerin sırrı hikmeti ne ki, yasak kapsamı dışında tutuluyor? Yoksa, “cin, şeytan kovar” gibi, “virüs savarlar” mı devreye giriyor? Anlayamadım doğrusu… “Hep bizim gibilere mi cefa, bunlara yok mu?”, diyesi geliyor insanın… Yapmayın etmeyin. Bunların özelliği ne ki, etkinlikler muaf tutuluyor “yasaklardan” ya da görmezlikten geliniyor?

***

Bakınız, “yasak saatte dışarı çıktı!”, diye hurda kağıt toplayıcıya 5.600 lira ceza yazılıyor, arabasına el konuyor… “Hep bizim gibilere mi cefa, onlara yok mu?”, demekte haksız mıyım yani? İnanın, bir araya gelmemek için, “vebadan kaçar gibi kaçıyorum!”; ruh dengem berhava oldu… Ama “afsunlular” çok rahatlar, maşallah!  Maske, mesafe hak getire…

***

Lebaleb kongreler, lebaleb cenazeler, yaş günü partileri, “aşı karşıtlığı” nedeniyle, salgın ve buna bağlı ölüm tırmanmaya devam ediyor… Tabii, verilen rakamlar ne kadar gerçeği yansıtıyor, o da tartışmalı. Rekor üstüne rekor kırıyoruz. Son on, on beş gün hep birinci sırada yerimizi koruyoruz.

***

Hatırlayın, geçen sene bu günlerde, ne güzel hayaller kuruyor, “bir başarı hikayesi!” yazmaya çalışıyorduk… İspanya, İtalya, İngiltere, ABD’de, hastane avlularında, sedyelerde yatan hastaları gösterip, ne denli başarılı olduğumuzu anlatıp duruyorduk, (Göbels) vari propaganda yöntemleri ile.

Ama gelişmeler, hiç de öyle olmadığını gösterdi. “Tulumbada su kalmadığı” için “tam kapanmaya” ya da “sert kapanmaya” gidemiyoruz. Yine aynı nedenle yeterli aşı sağlayamadık, treni kaçırdık.

***

Sorun, “tulumbada su kalmaması”. O nedenle, “tam kapanma” yapılamıyor; o nedenle “aşı temininde” zorlanılıyor. Bilinen hikayede anlatıldığı gibi durum, şuna benziyor: Savaşı kaybeden komutan Napolyon’un huzuruna çıkmış. “Anlat bakalım savaşı neden kaybettik?“On neden var, İmparatorum… Birincisi yeterince barutumuz yoktu!”. “Anlaşıldı, gerisini saymana gerek kalmadı!”

***

Tabii, bunun başat nedeni de, “denge ve denetimden” uzak, “başkanlık sistemi” ile demokratik sıkıntılar; bireysel hak ve özgürlüklere tahammülsüzlük, “kuvvetler ayrılığı” yerini, “kuvvetler birliğine” terk etmesi.

***

Korona virüs aşılamalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Nisan ayı sonuna kadar 100 milyon doz aşı elimizde olacak" açıklamasında bulundu. Haberin tarihi mi? Hatırlayın, 17 Şubat 2021. Basında var ben Sputnik News’den aldım.

***

Demek ki, bu ay sonuna kadar, 100 milyon aşı gelmiş olacak. Peki, durum ne? Stokta ne var? Bilemiyorum. 22 Nisan 2021, Perşembe saat 08:37 itibarıyla toplam yapılan aşı sayısı 20.627.253 olmuş. 1. doz uygulanan kişi sayısı 12.720.928; 2. doz uygulanan kişi sayısı 7.906.325 kişi olmuş.

***

Diyelim, 30 Nisan itibarıyla, toplam 100 milyon doz aşıya sahibiz. O nedenle, yaklaşık Mayıs sonunda 50 milyon kişinin aşılandığını görmeliyiz. Acaba, gerçekten görebilecek miyiz? Sanmıyorum… Unutmayın, şu anda 2. doz aşı da 8 milyona ulaştık. Tabii, aşı bulabilirsek; tabii “bu değirmen iyi değirmen, eğer suyu gelirse!”

***

Tabii, 18 yılda 3-3,5 katı büyüyen, şu kadar 10 milyar dolar rezervi olan, tüm dünyaca kıskanılan bir ülke, işin başında, bastırıp parayı, ihtiyacımız olan aşıyı alamaz mıydı? Mesela, İsrail bunu yaptı… Bastırdı parayı, aldı aşıyı. Peki, bizim İsrail’den eksiğimiz neydi?

***

“128 milyar dolar nerede?” sorusuna, iktidar cenahı, bir birini tutmayan, bir sürü açıklama yaptı. Birinde; “Yabancı sermaye, 30 milyar dolar alıp gitti!”. Sanırım ne acı ve en düşündürücü durum bu. Bunlar, ne diye çıktı? Ülkeyi kârlı görmediğinden mi; parasının güvence altında olmadığını gördüğünden mi? Sanırım, içinde bulunduğumuz durumun hikayesi, bu sorunun yanıtında, yatıyor…

***

İçinden geçtiğimiz şu sıkıntılı günlerde 23 Nisan’ın 101. yılını kutluyoruz. Tabii, ne kadar kutlayabiliyoruz? Ayrı bir konu… Buna rağmen başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, Birinci Meclis’in serdengeçti üyelerini saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum. Ruhları şâd, mekanları Cennet olsun…

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —