Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 09.08.2022 13:10

KORKTUĞUM BAŞIMA GELDİ (2)

Facebook Twitter Linked-in

Değerli Başkanım, adresime ulaşmakta zorlanan, ambulans, yedi-sekiz dakika kadar daha gecikseydi, Cumartesi günü defnim söz konusu olacaktı… Allah’tan evde yalnız değilmişim. Yoksa; “b.k yoluna giden Niyazi” olacaktık.

***

Bu herkesin başına gelebilir, bir kez daha uyarıyorum. Lütfen konu ciddiye alınsın, “uzmanlar”  modeller hazırlasın, bunları uygulayın. Uzman derken, belediye çalışanlarından değil, dışarıdan… Belediye elemanlarının proje mantığı olsaydı, yazılarıma da gerek kalmazdı.

***

Gelelim “başıma gelen” olaya… Gelinim, Hisarcık Ketenlik Sokak diye “112 Acile”  bildiriyor… Karşı taraf “hangi mahalle?” diye soruyor… Ve üç mahallenin ismini sayıyor… Allah Allah! Hangi mahalle olduğunu ne bilsin gelinim, bana soruyor… Oğlum dilimi çekerken, eşim soğuk su ile masaj yaparken, “Tennuri Mahallesi” yarım yamalak ağzımdan çıkınca, karşı taraf anlıyor… Fakat bu sefer de kapı numarası söz konusu… Yeni sokağımız “Ketenlik 2” olunca verilen 5 numarayı değil eski 61 noyu görüyorlar ellerindeki haritada… 61’e de doğru diyoruz. Her değişiklik ilgili yerlere, anında iletilmez mi? Anlayamadım doğrusu…

***

Uzatmayalım, gelinim zeki kız… Bu tarafa doğru gelin size karşı geleyim diyor ve evi terk edip dışarı çıkıyor… Ambulansın sirenini duyunca rahatlıyor ve bizim eve yönlendiriyor… İnanın sayın başkanım, itfaiye evi bulana kadar yanar kül olur; “acil” bir hasta ölür… Polis olay yerine hemen gidemez…

***

Bu vesile ile “112 Acil Servise” ve ambülansla gelen “sağlık ekibine” teşekkür ederim… Buna rağmen, 11 ya da 12 dakikada gelmişler… Bir taraftan, operasyon yapıyorlar, bir yandan da beni konuşturmaya çalışıyorlar… Sorular soruyorlar, anlıyorum ama kafamı sallayarak, gözümü oynatarak, bazen tek kelime ile yanıt vermeye çalışıyorum…

***

Neticede, beni ambulansa almak için harekete geçtiler… Bu arada gelinime; en yakın, Hava İkmal çıkışına yakın bir “Acil Servise” gideceğiz, tercihiniz var mı, diye soruyorlar… Anladığım kadarı ile Şehir Ya da Devlet Hastanesi’ne gitmeyi göze alamıyorlar… Gelinim de kalp krizi de olabilir endişesi ile ACIBADEM Hastanesini öneriyor. Zira, kalp doktorum orada çalışıyor…

***

Sağ olsun oğlum da, doktorumuz Savaş Beyaztaş’ı arıyor… O da, “hemen getirin ben de acile geçiyorum” diyor… Bir de “arı sokması” söz konusu olunca, tanışmaktan şeref duyduğum, İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Sunguru da yanına alıyor… .

***

Beni acile aldıklarında, onlar da yanı başımdaydılar… Acil doktorlarına yardımcı oluyorlardı… İnanın, durumum çok kritikmiş. “Ölümle-kalım” arasında gidip geliyormuşum. Dil şişliği devam ederse, gırtlağı delip nefes yolunu açacaklarmış. Sonuçta bir arı sokması, demeyin… Başıma gelen herkese ders olsun. Olayı küçümsemesin mutlaka bir sağlık merkezi “acil”ine gitsin.

***

İğne serum, hap vs. derken, “kustum”… Konuşamıyorum, zira dilim ve yüzüm inanılamayacak derecede şişmiş. Demek ki aklım başımda, iki kere kusarken, nefes boruma gitmesin diye başımı sağa çevirip, ifrazatın tamamını sedyeye bıraktım. Biraz rahatladım...

***

Acilde de gerekenler yapılınca, hemen “yoğun bakıma” aldılar. Orada da serum üzerine serum… İğne üzerine iğne… Tahliller, kan değerleri, kanda oksijen miktarı, karından iğneler derken iki kolum, hortumlarla, kelebeklerle, iğnelerle doldu… Bu hal, nerdeyse, 24 saat sürdü… Sırt üstü yata yata imanım gevredi.

***

İnanın, her bir elemanı da ne yapacağını çok iyi biliyor… Belli ki, “prosedürler” güzel hazırlanmış. görev tanımı çok güzel yapılmış. Rahatlayınca, yan gözümle ben de monitörü takip etmeye başladım. Durum, hamd olsun iyi… Bu da moral motivasyonunuzu artırıyor.

***

Cumartesi, öğle vakti… Savaş ve Bülent hocalarım son kontrol için geldiler… Her şeyin normal, “taburcu” olabileceğimi söylediler… Eşimin ve oğlumun eşliğinde terk ettik hastaneyi. Beni, aracımıza kadar hasta arabası ile götüren sağlık personeli hanım kızımıza ve uğurlayan Selver Mısırlı Hanım’a ayrıca teşekkürlerimi arz ederim.

***

Bu arada, İstanbul’da bulunan Başhekim Ömer Akbeyaz’ın da haberi olmuş o da Hasta İletişim Sorumlusu Selver Mısırlı hanım ile geçmiş olsun dileklerini ve selamlarını iletti. Ona da Selver Hanım iletmiş. Selver Hanım da sağ olsun çok ilgilendi. Aslında, ACIBADEM için bir teşekkür ilanı verecektim ama bunu “ilan” kabul etsinler. İyi ki de varlar, tabii diğerleri de… Ayrım yapmak doğru olmaz

***

Aslında yapılacak iş çok basit. 16 ilçe için, yön, bilgi, uyarı levhaları nasıl olacak, nerelere nasıl konacak, boyutları ne olacak vd. konusu masaya yatırılır. Bunun için ihaleye çıkılır… Neden ve nasılları konusunda tespitler yapılır, örnek ve modeller hazırlanır… Sonuçta bir “proje”, bir uzmanlık işi bu… Belediye için bu “anayasa” olur.

***

İnanın bu yaştan sonra, göverip bostan olacak halimde yok… Şunun şurasında, Allah izin verirse, on yıl daha sağlıklı yaşarım… Ama hayatımın kaliteli ve kolay olmasını da arzularım. İzin verin de bu kadar da lüksüm olsun; muhterem Kayseri ahalisinin talebi olmasa da…

***

Neticeyi kelam; “Yapacak bir şey yok. Bizim usulümüz böyle. Ne yapalım, ben de dahil Kayseri’nin muhterem ahalisi, ağzımızı büzüşümüzden Ömer dediğimizi anlayacak!” deniliyorsa diyecek bir şeyimiz yok, bunu da Kayseri’nin muhterem ahalisi düşünsün…

***

Değerli Başkanım, ailemin gayreti ve ambulansın çok gecikmeden gelmesi ve hemen müdahale etmesi olmasaydı… Hele hele evde yalnız olsaydım, bu yazıyı ben yazamayacak, siz de okumayacaktınız.

En derin saygılarımla.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —