Geçtiğimiz Cuma öğle sonrası, “eşek arısı” soktu… Sırtımdan, sol kürek kemiği yanından… Önce oturduğum koltukta, “tel çivi” mi battı acaba, dedim… Baktım, çivi falan yok… Bu sefer arıdan şüphelendim, çocuklara baktırdım. Arı ölüsünü gördüler…
***
Koltuğa yaslanınca arıyı ezmişim o da, anlaşılan, can havli ile ne kadar zehri varsa zerk etmiş. Başka şey aklıma gelmiyor. Zira çok arı soktu ama böylesini yaşamadım. Bu farklı mıydı? Bilemiyorum… Ama bildiğimiz “eşek arısı”. Acaba bunlar da mı “mutasyon” uğradı. Araştırmaya değer. Neyse…
***
Olur, anlaşılabilir. Arı, herkesi sokabilir ama sonucu bende çok farklı oldu. Şoka soktu. Soktuğu yere bildiğimiz üzere amonyak sürdük, buz kalıbı koyduk, bir de antihistaminik aldım…Tekrar koltuğa oturup, bilgisayara yönelince, başım dönmeye başladı, kusmak ihtiyacı hissettim…
***
Uzatmayalım, çocukları çağırdım, ben de yatmak için hemen yanımdaki sedire yönelmek istedim. Ama başarılı olamadım, yere yığıldım…Oğlum Mustafa koştu geldi, beni kaldırıp sedire yatırmak istedi ama olmadı… Onlara yardımcı dahi olamıyorum… Bu arada yüzüm ve dilim iyice şişmiş, Oğlum, kaldırmayı bıraktı sürekli dilimi çekmeye çalışıyor; bir yandan da; “baba burundan derin nefes olmaya çalış!” diyor, sürekli. Eşim ise, yanıma çömeldi, ağlamaklı bir biçim de başıma ve enseme soğuk su kompres ediyor. Şuur kaybım olup olmadığını sürekli sorularla benden yanıt almak istiyorlar… Duyuyorum, anlıyorum ama cevapta zorlanıyorum…
***
Şimdi gelelim Memduh Büyükkılıç Başkanın kulaklarını çınlatmaya… Biraz şiddetli çınlatacağım kusura kalmasın. Çok uyardım ama ciddiye almadı… Çok kez yazdım, özellikle bağlık/bahçelik yerlerde aranan yeri, kısa zamanda ulaşmak, bulabilmek çok zor… Sora sora ancak ulaşabiliyorsunuz. Bazen de bulamayıp geri dönüyorsunuz…
***
Bunları yazarken şu uyarıda da bulunmuştum. Bu belirsizlik ister istemez, hizmeti aksatıyor; itfaiye, ambulans, kargo firmaları vs. ulaşımda çok zorlanıyorlar. Öyle ya, doğru dürüst bir bilgi, yön, uyarı levhaları yok…
***
Bu zorluk nereden geliyor biliyor musunuz? Buralar ana cadde ya da bir bulvara bağlı olmayan çoklu sokaklar, “çıkmazlar” kümesi. O nedenle, buralara, girişten itibaren “çoklu” bilgi, yön uyarı levhaları koymak lazım. Diyelim bu “sokak kümesinde”“on sokak” var, girişe onunun da ismi yazılan bir levha konacak… Gide gide bu sayı “bire” düşecek. Tabii, bu levhaları da, “paradan” kaçmadan, standart direklere asılacak. Sayın Başkanım, bir kere usulde anlaşalım. Anlaşırsak işimiz kolaylaşır.
***
Hiç istemediğim bir şeyi yazıyorum… Kimse alınmasın… Alınanlar da kusura kalmasın. Bu “numarataj ekibi” bu işi yürütemez, Belediye. Lömen Ağanın Mustafa Çavuş döneminden kalma ve kendilerine intikal eden bilgi ve görgüleri uyguluyorlar. Anlaşılan bu arkadaşlar, Boğazköprü’den de öte geçmemişler. Geçseler, elin oğlu neler yapmış görürler.
***
Uygulamalardan gördüğüm kadarı ile bunların “analitik” düşünebilme yeteneği yok… Ülkemizde ve görebildiğim yabancı ülkelerde, “levhaların” bahçe duvarların, birinci kat cephelerine, elektrik panolarına çakıldığı tek yer Kayseri merkez. Hem de gelişi güzel…Boş buldukları yere çakmışlar levhaları. İlçeleri bilemediğim için onlara sözüm yok.
***
Bir, bir buçuk metrelik bahçe duvarına çakılan levhalar var. Başkanlar, bu kadar açılışa, ziyarete gidiyor, hiç mi görmezler bunları. Yoksa, arabalarına çekilen “streç filmler”, içeriden dışarıyı da mı göstermiyor. Anlayamıyorum, kusura kalmasınlar, başkanlar gezerken bunları göremiyor mu?
***
Bir başkan merak ediyorsa, kimseyi yanına almayacak, araca binecek, sürücüye, “Ahmet Efendi, şu adrese, beni buraya götür!”, diyecek… Navigasyon açmadan ve kimseye sormadan mesela “Hisarcık, Erciyes Caddesi Ketenlik 2 sokak No 5”’e… Ve “düğün salonunun yanından da gireceksin!” diye de “yol gösterecek”. Eğer, hiç kimseye sormadan, bazı yerlere girip çıkmadan, durup sağa sola bakmadan, bizim evi bulabilirlerse, aracından inip, yüzüme tükürüp geri dönsünler. Evet. Bu kadar iddialı konuşuyorum.
***
Bu konuda yazdıklarım, ciltlere sığmayan bir kitap olur… Bundan sonra, bu ekipten bir şeyler beklemek aptallık olur… Böyle gelişi güzellik olmaz. Sayın Başkan size sesleniyorum; elemanlarınızın kapılarının üstüne ve belediyenizin girişlerine şu levhayı mutlaka asın; “Ya kafanızı, ya da adresinizi değiştirin”.
***
Muhataplar telefonla falan da aramasın… Bir yetkili, “Ketenlik 2 Sok. No: 5” te ki evime ulaşsın. Şu anda istirahatliyim, dedim müthiş bir şok geçirdim; “gittim-geldim”… Bu hafta sonuna doğru bekliyorum. Hiç konuşmamak şartıyla, beni dinlesin, bir anayola bağlı olmayan, iç içe geçmiş sokalar için yerinde vereceğim uygulamayı arkadaşları ile tartışsın. İnanın bir bizim burası için söylemiyorum. Benim başıma gelen bir gün bir başka yerde, başına gelir. Benden haber vermesi…Yarın da “başıma geleni” anlatacağım, ölümden nasıl döndüğümü, adım adım yazacağım…