Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 25.07.2021 16:25

KIZILAYLI YILLARIM (2)

Facebook Twitter Linked-in

Kızılay’a emek dışında maddi katkım olmadı. Olsa yapabilir miydim? Bilemem… Zira “vermek” kolay değil, çok zor bir iş…  Ama “veren elin alan elden üstündür”, “verenden diğer elin haberi olmaması gerektiğine”; “vermenin çok zor bir iş!” olduğuna inana birisiyim… Sonuçta bu, “nasip” meselesi… Herkese de nasip olmuyor…

Bunlar, bilinen şeyler fakat örnek olması açısından yapılan hayırların ve hayır sahiplerinin de açıklanmasında, toplumca bilinmesinde yarar var. Öyle ya, insanlar birbirini tahrik eder. “O yaptı, benim neyim eksik bende yapayım!” gayreti başlar… Buna bir “domino etkisi” de diyebilirsiniz. Nitekim biz de öyle yaptık. Toplumun tüm kesimini, ayırmaksızın kucakladık. Sanırım, yeni dönemde yaşanan “kabızlık hali”, belirli bir “ideolojik” yapılanmanın sonucu olsa gerek.

Evet. Biz, “olmaz!” denileni başardık. “Kızılay Kayseri Hastanesi”ni yaptık. Biliyorsunuz ismin başına, hemşerimiz Halit Narin’in, o yıllarda, başında bulunduğu Türkiye Tekstil İşverenleri Sendikası ilave edildi. Şunun için verildi; bitim aşamasında, tıbbi cihaz alımı için, yanılmıyorsam 4 milyon avro, kaynak aktardı Hastane’ye. Bu çok önemli bir paraydı o gün için. Halen de öyle.

Hikayesi uzun, fazla girmek istemiyorum. Belki de Ayhan Abi bunun safahatını anlatır. Belirtmesem olmaz, Ayhan Uzandaç’ın, çok iyi bir muhiti var, “İstanbul’da ki Kayserililer arasında!” Bunlardan biri olan Mustafa Küçükçalık kurdu köprüyü Halit Narin ile…

***

Görmüşsünüzdür, hastanenin oda giriş kapılarında; “bu oda falan ya da falancalar tarafından tefriş edilmiştir” diye bir levha görürsünüz. Bu çok önemli bir şey. Bunun bir altını çizmek gerekir. Asgari 15 bin lira yardımda bulunan hemşerilerimiz adına düzenlendi bu levhalar.

Daha fazla verenler olmadı mı? Oldu, mesela Özbıyıklar yanılmıyorsam, 200 bin lira falan verdiler.  Özbıyıklar’ın adı da bir kata verildi vesaire. Bu tür yardımların sayısı da iki yüzü aşkın olması lazım. Bu işte de Ayhan abi ile Asaf Mehmetbeyoğlu’nun yoğun emeği geçti.  Tabii, müdürümüz Ünal Yüksel’in de… Şimdi, “partili yönetici” peşinde koşanlar, bir tane hayırsever bulsun da göreyim.

***

Geldiğimizde, ana binamızın zemin kattaki dükkanlar kiraya verilmiş. Doğru dürüst bir kira alınamıyordu… En üst katlar mezbelelik idi… Pislikten, eski eşyadan girilmiyordu… Hatta bir ara üst katlarda İl Sağlık Müdürlüğü de oturmuş. Şehir Kulübü bile buradaymış. Vatandaşın yaptığı taşınmaz bağışı dışında da bir varlığı da yoktu.

Doğru Yol Partisi (DYP) Kayseri il teşkilatının destekleri ile bir operasyon yapılır. Bununla, CHP’li bilinen,  merhum Doktor Emin Hisarcıklıoğlu’nu başkan olarak atattırdılar, Genel Merkez’e… Sanırım bunda, Genel Merkez yöneticisi Fadıl Üner’in etkisi olmuştu.

***

Hemen bir açıklama yapayım. Evet. Bu bir siyasi operasyon idi ama orada kaldı, asla işimize karışmadılar, sonuçta çoklarının hayal dahi edemeyeceği güzellikler çıktı ortaya. Peki, AK Parti operasyonu sonucunda ne çıktı ortaya? Hiçbir şey!

***

Emin Beyin DYP ile ilgisi var mıydı? Pek bilmiyorum, dedim ya biz Emin beyi CHP’li olarak bilirdik… Demek ki o yıllarda artık DYP’lilerle bir yakınlığı başlamış. Her neyse…

***

Tabii, Emin Bey ile birlikte Alemdar Güngör’ü, merhum Hatem Soylu’nun ve Ayhan Uzandaç’ın hareket etiklerini görüyoruz… Hatem abi emekli askeri Hakim… DYP’ye girmişti. Alemdar abi ve Ayhan abi de partili… Yanılmıyorsam “46 Ruhu”nun önemli temsilcilerinden Ziya Silahtarlıoğlu abimiz de vardı o ekibin içinde…

Hatta Alemdar Bey, “müfrit Demirelci”, Süleyman bey ile doğrudan temas kurabilecek bir konumda. Çok da teşkilatçıydı. Ama siyasi görüşünü asla sokmadı Kızılay’a… Hakkını teslim etmek gerekir, Genel Kurulların da tek “muhalifi” idi. Genel Merkez politikalarını açık yüreklilikle eleştirebilen tek adamdı diyebiliriz… Sonra gelen Ayhan Abi de benzeri bir davranış sergiledi.

***

Emin Bey, sağlık nedeniyle görevden ayrıldı… Yerine Alemdar Güngör Abi başkan oldu. Ben de kah Şube Kurulu’nda kah Yönetim Kurulu’nda görev yaptım. Üç kez Yönetim Kurulu’nda görev aldım, üçünden de kendi isteğimle ayrıldım… Bunda, biraz “aykırı” ya da biraz “anarşist ruhlu” olmam etken olmuş olabilir… Mizaç olarak çok fevriyimdir… Elde değil, mizacım böyle…

***

Ertan Gönen Genel Başkan oldu… Hiç unutmam, Ertan Bey bir kayseri ziyaretinde bize, “dispanser”den kurtulup, “Tıp Merkezi”’ne dönüşmemizi önerdi… Bakanlığın politikalarının da bu doğrultuda olacağını, Tıp Merkezlerinden hizmet satın alacaklarını falan söyledi… Yani bize yol gösterdi. Bu arda, vatandaşın yanı sıra Emekli Sandığı emeklilerine de hizmet veriyorduk.

Biz işi büyütmeye başladık, zemin kattaki kiracıları çıkartmakla işe başladık… Zor bela çıkarttık onları… Zemini Tıp Merkezi’ne kattık… Tabii, o zaman henüz dispanser idi… Daha sonra binada değişiklikler yapmaya başladık, Tıp Merkezi ölçülerine göre. Yani, çıtayı yükseltmiştik. Yeni yapılanlar da bizi aşmak zorundaydı. Nitekim de öyle oldu.

Galiba önemli sıçramayı, “fako teknik” ile katarakt ameliyatı ile yaptık. Ameliyat için insanlar ya Üniversite’ye ya da İstanbul’a gidiyorlardı… Binlerce katarakt ameliyatı yaptık Kızılay Tıp Merkezi’n de… Bu aşamadan sonra, harabe konumundaki Hacıvelet Mahallesi’ndeki parselimiz üzerine önce yeni bir “tıp merkezi” yapmaya karar verdik. Sonra Hastane’de karar kıldık.

Gel zaman gir zaman bizler, önce ben, arkamdan İrfan Aksoy ve Tuncer Erten uzaklaştırıldık, Kızılay’dan. Benim yeni yönetime giremeyişimin nedenini pek bilmiyorum ama Aksoy ve Erten’in AK Parti tarafından veto edildiği kesin. Bu sayede, Ayhan Abi’nin iki yakın arkadaşı ile irtibatını kestiler. Kendi adamlarını yönetime soktular.

Sonra; hastane yönetimini Genel Merkez devraldı… Artık Uzandaç’ın da “ağlar örülmeye” başlamıştı, sonu için. Hizmette ve gelişmede örneği bulunmaya Kayseri Kızılay’ının önde gelen mimarlarından Ayhan Abi’ye çok ayıp ettiler. Delege listesinde, muhalif olma ihtimali olanları ayıkladılar. Benim gibilere oy kullandırmadılar. Sonunda, seçtirdikleri kendi adamlarını da istifaya zorladılar. Herhalde şimdi “yandaşlardan” bir “kayyum” atayacaklar, onlarla seçime gidecekler.

***

Sonuçta; bu kadar verimli, etkin, üretken, kamuoyu ile sıcak ilişkiler kuran bir şubeyi “iğdiş” ettiler. Üç-dört yıldır Kayseri Kızılay’ının adını hiç duyan var mı? İnanın, kahroluyorum. Tabii, bu operasyonun içinde, Mehmet Özhaseki nerede? Bilmek istiyorum. Unutmasınlar, mahkeme kadıya mülk olmuyor.

***

Geçenlerde Ayhan Abi ile konuştum… Kayseri Kızılay’ının bu hale gelmesinden çok üzgün. Sıcak bakmıyorlar ama “Aday olacağım!”, dedi. O istedikten sonra, delegelerin aksine karar vereceğini düşünemiyorum. Ama adı geçenlerden bazılarını tanırım; severler tepeden inmeyi. Parti desteği olmadan, bir oy bile alamayacaklarını da bilirler.

***

Umarım Ayhan Abi aday olur, kuracağı genç bir ekiple, yoluna devam eder. Bizler de sadece başarılar dileriz. Zira, benim için Kızılay bir mazi olmaktan öteye bir şey değil, artık. Bunca emeğimizin karşılığını, sadece bir yıllık aidatım yatmadığı bahanesi ile oy kullandırmamakla elime verdiler. Yatıramayış nedenim de hastalığım nedeniyleydi. Bu ayıp bu Genel Merkez’e yeter de artar bile.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —