En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Çeyrek asra yakın bir süre Kayseri Kızılay’ın hem yönetim ve hem de şube kurulunda görev yaptım. ‘Şeref Üyesi’yim; şayet silmedilerse… Bu süre zarfında gerek yönetimde ve gerekse de personel bağlamında çok kişi ile birlikte olduk. Bir kısmı rahmeti rahmana kavuştu. Bir kısmı da işinde gücünde, hayatını sürdürüyor.
Kızılay bir hayır kurumu… Bir partinin arka bahçesi olamaz; olmamalı. Sanılanın aksine, yöneticiler bir bedel almaz hizmetlerinin karşılığı. Bizler de almadık. Hastane dahil üç bina yaptık. Hizmet binası bizden sonra yapıldı. Milyonlar girdi, milyonlar harcadık. Birkaç milyon hastaya baktık. Yüzün üzerinde personel çalıştırdık…
Her yıl Genel Merkezce teftiş geçirdik. Çok şükür, “eksik ve kusurlu işler” dışında, “yüz kızartıcı” bir durumla karşılaşmadık. Ayrıldıktan sonra da adresime herhangi bir tebligat falan gelmedi. Herhalde aileme bırakabileceğim en büyük miras bu olsa gerek.
***
Hep dedim bir kez daha diyorum: Ben, görev yaptığım arkadaşlarımın ve personelimizin hepsine kefilim. Hepsinden Allah razı olsun… Hayır sahiplerinin de, yardım edenlerin de, destekleyenlerin de… Yedi cetlerine rahmet. Ben tüm haklarımı helal ediyorum, onların da etmesini umarım.
***
Bir sitemimi belirtmesem dilim şişer. Bir yıllık aidat yatırmadı diye, geçen genel kurulda oy kullandırtmayan genel merkez gerekse de, şimdi istifa etme zorunda kalan genel merkezin onayı ile gelen yönetim kurulu üyeleri bilsin diye bu anımsatmayı yaptım. Tabii, Zeki Erdinç ve İbrahim Turan bu kümenin dışında. Zira, onların da geçmişte emeği büyük.
***
Birileri sandı ki; otuz yıl kadar önce, içi boş bir kasa ve bir masa ile devraldığımız Kayseri Kızılay’ı, gökten zembille indi. Bizler, Kızılay’ı ayağa kaldırırken, değer üstüne değer üretirken ne istifa edenler ve ne de şimdiki Ankara yöneticileri vardı. Onlar, hayal dahi edemezler, başardıklarımızı.
***
Adeta tırnağımızla kazıya kazıya bu günlere getirmiştik Kızılay’ı… Sözgelimi, şimdi ki genel merkez, bırakınız bir bina yapmayı, hastanemizin, bir karyolasını alabilsinler ya da bir hayır sahibine aldırabilsinler de göreyim. Yok öyle yağma! Yok öyle geçmişi yok sayma. Hikaye uzun fakat anlatmaya çalışacağım. Zira her şeyi kendileri ile başlatan, kendilerinden önce bir şey olmadığı algısı oluşturmakta mahir bir insan grubu, bir siyasal oluşumla karşı karşıyayız.
***
Bazı şeylerin bilinmesinde yarar var. Aksi, en azından kendimi inkardır. Fazla tevazu göstermeyeceğim. Zira bu, illettir. Bunları anlatmasam, bazıları Kayseri Kızılay’ın evveli de ahiri de kendileri sanır. Yok öyle yağma!
***
Bizler görevi devraldığımızda, “bizim ecmain” tarafından Kızılay “Masonik örgüt” olarak bilinirdi. Bunun olumsuz etkisi çok fazlaydı, yardım toplarken… Çoğu kişi yardım yapmak istemiyordu. Ama başta merhum Dr. Emin Hisarcıklıoğlu, Mustafa Alemdar Güngör ve özellikle İstanbul’da ki Kayserili varsıllarla güzel kontaklar kuran Ayhan Abi’nin (Uzandaç) katkısı ile bir engeli aşmayı başardık. Yardım yağmaya başladı Kayseri Kızılay’ına, içeriden ve dışarıdan…
Tabii, içimizde çok hatırlı insanlar vardı. Nevzat Türkten, Kemal Özgen, Enver Kırker, Arif Doğan, Ziya Silahtarlıoğlu, İrfan Aksoy, Mustafa Erdoğan, Yaşar Ötünç, Ahmet Çalık, Yalçın Taylan, Hatem Soylu, Tuncer Erten, Esin Esen gibi… Son ikisi hariç, diğerleri rahmetli oldu…
***
Son yıllarda yardım toplamada ve hastane inşaatında, genç yaşta, geçen yıl kaybettiğimiz Asaf Mehmetbeyoğlu’nun katkısı çok… Bunu da söylemek durumundayım. Baştakilere ve diğer yöneticilere olan güven, Kayseri Kızılay’ını örnek yaptı ve ilklere imza atmasına vesile oldu.
***
Tabii, bize maddi (arsa) ve manevi destek veren Başkanlar Mehmet Özhaseki ve Memduh Büyükkılıç’a da bir teşekkür borcumuz var. Onlar bize güvendi, biz de mahcup etmedik onları. Zira, Hastanemizin yer tahsisinde ve imarında çok büyük katkıları oldu. Keşke, Hastaneye önemli kaynak aktaran Halit Narin büyüğümüzün ismi yanına, bu ikisinin de ismi yazılabilseydi.
***
Halit Bey, birkaç milyon dolar daha kaynak aktaracaktı, hastane için ama genel merkez hastaneye el koyunca; “Ayhan, siz yoksanız, benden bu kadar dedi!”, kesenin ağzını kapattı. İnşallah, Ayhan Abi, bu hikayeyi de anlatır zamanı gelince.
***
Bilmekte yarar var: Bir de Hastane arsasının temininde Başkanlar Özhaseki ve Büyükkılç’a bir teşekkür borumuz var. Şehrin muhtelif yerlerindeki küçük küçük arsalar karşılığında verdiler bu parseli. Verilenlerin değeri alınanın yanında çok küçük kalır. Tabii, o zaman ki Başkanımız Alemdar Güngör’ün de çok emeği ve gayreti geçti arsanın temininde. Ama inşaat aşamasında onun bir dahli olmadı. Zaten görevden ayrılmıştı o zaman.
***
Emin Abi ayrıldı. Derken Güngör de… Emin Beyin, katkısı kuruluş ya da yeniden yapılanma aşamasında oldu. Asıl yatırımların ve birikimin başlangıcı Güngör ve Uzandaç’a denk gelir. Özellikle Ayhan Abi’nin performansı, taktirlerin çok ötesinde. Hakkı teslim etmek gerekirken Ankara, bunu bilemedi.
***
Unutulmaya terk ettiler, Ayhan Abiyi… Emeğini avcuna koymak istediler. Yok öyle!.. Şimdi ise kendi getirdiklerinin de başını yediler. İstifa ettirdiler. Yeni ve daha yandaş yönetim peşindelermiş. “Sulananlar” da hazıra konmak istiyorlar; “mal bulmuş mağribi gibi”
***
Kayseri Kızılay’ına, “siyaseti” sokmadık. CHP’liler, ANAP’lılar, MHP’liler, DYP’liler vardı yönetimlerimizde. Çok dengeli yönetimler oluştururduk. Kavga derecesine varan çok çekişmeli toplantılarımız olurdu. Ama orada kalırdı. Sonunda, selim akıl galip gelirdi. Yarın da devam edeceğiz.