24 Ağustos öğle üzeri basına bir haber düştü… Haber şöyle; “Önceki gün… YukatelKayserispor'un maddi sıkıntısının masaya yatırıldığı toplantıda TMSF yönetiminde olan Erciyes Anadolu Holding tarafından 2 milyon dolar verilmesi kararı verildi. Toplantıda ayrıca Kayserispor'a büyük bir destek kampanyası da başlatıldığı öğrenildi.”
***
Haber güzel, bekleniyordu da… Bakalım Şeker Fabrikası kesenin ağzını açacak mı? Bakalım, Mehmet Özhaseki’nin ortak olduğu “Beşler Grubu” ne verecek? Yoksakesenin ağzını sırf kamusal nitelikte ki kurum ve kuruluşlar mı açacak? Özel kesim de devreye girecek mi? Göreceğiz… Unutmayın, “kamu malını” kullanmak çok kolay. Önemli olan kendinden/cebinden verebilmek. Bu işlere önayak olan Başkan Özhaseki’nin grubundan da bir şeyler bekliyoruz!..
***
Anadolu Holding malın sahibi TMSF’den (Bunu sen, ben, o… olarak da okuyabilirsiniz) izin aldı mı? Bu çok önemli… Şimdi, iktidar kalkanı altında bu tür tasarruflar yapabilirsiniz ama “on ay” sonra gelecek bir başka iktidar mutlaka hesap sorar, benden uyarması. Dua etsinler de bu iktidar devam etsin.
***
Zira kamu malına vazıüliyet söz konusu… Biz, Kızılay’da yönetici iken, misafirlere verilen yemek faturasında geçen “bir duble rakıyı” zimmet çıkartmışlardı. Müfettiş raporu basına sızmış, iktidar yanlısı bir yerel gazete; “Kızılay’ın şerefine!” manşeti atmıştı.
***
KTO Başkanı rahmetli Kilci ve arkadaşları, Kayserispor’a verilen 50 bin lira nedeniyle yargılanmış, onlara da zimmet çıkartılmıştı… Ama aynı parayı veren Sanayi Odası ve Kayseri OSB’ye dokunmamışlardı. Öyle ya, Kilci muhalif idi. Bu örneği, “benim/kamunun” parasını “hovardaca” harcayan Anadolu Holding ve/veya TMSF’nin kulağına küpe olsun diye verdim.
***
İsterseniz bu yazımı, iki gün önceki yazımın devamı olarak da telakki edebilirsiniz.Kayserispor, kurulduğundan beri, geçen birkaç dönem ki gibi kolay para bulamadı… Öyle ya, Erciyes Holding gibi bir sponsor hiç olmadı ki!..“Dökme su ile değirmen döndürmeye çalıştı”, yöneticiler.
***
İzninizle bir olay anlatacağım: 1970’lerin ortalarında, GS’dan üç futbolcu transfer edilecek… GS, kulüp senedi kabul etmiyor, illâ özel kişilere ait “kağıt” istiyor… Biz de, iki kurbanlık bulduk; Kebapçı Hilmi (Özdoğan) ve Mustafa Tazecioğlu… Hilmi, birkaç kez bu görevi üstlendi. Bir iki kez de birlikte gitmiştik… Çok geniş bir muhiti var, Kayseri dışında… Bu kadar hatır naz adam az gördüm.
***
Neyse uzatmayalım, arkadaşlarımız gitti, üç futbolcuyu aldı geldi… Yanılmıyorsam Metin Kurt, “Küçük Mustafa” ve Enver’di… Bir de para almadan bir oyuncu vermişti GS. 200 bin liraya yakın da GS’ya senet vermiş bizimkiler… Üstelik bir de birbirlerine kefil olmuşlar. Futbolcuları getirdiler herkes memnun ama bu borç nasıl ödenecek, kimsenin umurunda değil. Günü geldi, bir türlü ödenemiyor… GS, sıkıştırıp duruyor; icra ile tehdit ediyor…
***
Öyle ya, kulübün parası yok… Sabahlara kadar uyuyamıyorlar. Uyuya bilmek için pirinç ayıklıyorlar… Hasılı kelam zor durumdalar ama yöneticiler hiç tınmıyor… İşin garibi, ben de yöneticiyim, havayı biliyorum. “Şahsen ödesinler, sonra öderiz!” falan diyorlar.
***
İki olayı daha anlatmayı borç biliyorum… Kayserispor’a para temin için, genelde İşçi Kredi Bankası’nda, “senet” “kırdırılırdı… Günü gelince bunu Kayserispor öderdi… Ama bazılarının ki ödenmezdi, “kendi ödesin” denirdi. Mesela, rahmetli Y. Mimar Selçuk Karakimseli kendisi ödemişti, 150 bin liralık senedi…
***
Mesela, miktar büyük olduğu için İş Bankası’nda kırdırılan her biri 650 bin lira olan beş adet senedi imza sahipleri ödemek zorunda kalmıştı… Bunlar kimlerdi? Mustafa Nevzat Özhamurkar, Hüseyin Bayraktar ve üçü de merhum Cahit Aral, Ağah Bozkurt ve Rasim Başgül… Banka müdürü de R(V)efikBeydi, beş kişi senetlerde “borçlu-alacaklı” olmuşlardı… Sonra, tahsil edebildiler mi? Bilmiyorum.
***
Dönelim GS’dan alınan topçuların hikayesine…Bir gün Tazecioğlu, hanımının bir çıkına sarılmış ziynet eşyalarını getirdi, yönetime. Ödenmezse, mecburen bozduracağını söyledi… Yine yönetim tınmıyor… Rahmetli Zeki Abi (Özbakkal) ile dayanamadık:“Tamam ödeyemiyoruz ama hiç olmasa arkadaşlara temlik verelim ve bunu da karar altına alalım!”, dedik… Gönülsüz gönülsüz karar alındı ve imzalandı… Hiç olmasa, borcun asıl sahibinin kim olduğu resmiyet kazandı…
***
Herhalde, vefakar ve cefakar “Kebapçı Hilmi” olayı anımsamıştır… Hilmiciğim, sırası geldikçe senin diğer sırtlandıklarını de anlatacağım… Şimdikiler, kamu gücünü arkalarına aldılar da, yöneticilik yapıyorlar… Herkes yapar bunu…
***
Bilmezler, rahmetli Üveyiz Molu’nun sinema gişesinden, Kebabçı Hilmi’nin kasasından, “Büyük beyin” talimatı ile İşçi Kredi Bankasıveznesinden alın ”üç-beş bin” lira ile takımı deplasmana götürebilmekti marifet… Üveyiz Abi, kendi ifadesi ile“alacaklı” gitti öteki dünyaya… Zor duruma düştüğünde bile çok güvendikleri, yardımcı olmamıştı rahmetliye.
***
Evet… Bu fakir, yöneticiliğin dört kez, deplasman götürdü takımı… Birinde üçü de rahmetli Mehmet Özsarıyıldız, Tuborg Hayri (Özduygu), Fikret Büyükkürkçü ve nihayet birinde, Allah sağlıklı ömür versin Kebapçı Hilmiile… Şahsi harcamalarımızı, ceplerinden karşıladılar. Yaşça küçük olmama rağmen arkadaşlık ederlerdi benimle… Dostluğun, arkadaşlığın ne olduğunu bunlardan öğrendim… Bu nesil, bir daha gelmez Kayseri’ye… Son dönemdekiler ise, “alacak-verecek” yüzünden bir birlerini yiyor, “suç duyurusunda” bulunuyor.
***
Hilmi, bedava yemek yedirdi futbolculara yıllarca; transfer gittiğimizde cebinden para harcadı… Bunu en iyi bilenlerden birisi, o yıllarda, komşusu rahmetli Ambarcı Hayri abinin (Gürpınar) yanında kâtiplik yapan merhum Recep Mamur’du. Bonkörlüğü, el açıklığı nedeniyle Özdoğan, çoklarının hayal dahi edemeyeceği serveti kaybet. Tanık olduğum için söylüyorum, bunları… Sonuç ne? Temiz bir isimden başka bir şey kalmadı geriye…
***
Hep dedim ama dinletemedim… Galiba sakalımızın olmadığından… Bu şehrin “geliri/tasarrufları”, profesyonel kulübünü besleyemez… Besleyemezse ne olur; yerelin, yerel yönetimlerin özellikle belediyelerin sırtına yük olur… Bu yükten de bir hemşeri olarak sürekli rahatsız oldum…
***
Diyeceksiniz ki, bu hafta oynanacak, kritik bir maç öncesi bu tür bir yazı yazılır mı; sen nasıl “Kayseri milliyetçisisin?”Haklısınız, tüm hemşerilerimden özür dilerim, peşinen… Ama birlerinin de “kral çıplak!” demesi gerektiğine inanırım… Övgü dolusunu yazmak kolay… Ama eleştirel yaklaşmak zor… Unutmayın; “dünya dönüyor!”Tüm bunlara rağmen Kayserispor’a başarılar diliyorum, taraftarları da maça davet ediyorum… Haydi maça diyorum…