Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 21.12.2021 12:15

KAYSERİ LİSESİ ve SAKARYA HARBİ

Facebook Twitter Linked-in

Konu nereden çıktı demeyin? Ünlü bir tarihçi, geçenlerde Bilgi Yurdu’nda bir konferans vermiş. “Son sınıf öğrencileri, Sakarya Harbinde şehit olduğundan o yıl mezun vermedi”, yalanını tekrarlamış.

Öyle ya, kuyuya attıkları taşı çıkartma gayretine düştüler. Umulurdu, yeni bir belge sunsun dinleyicilere. Nerede?

Bu arkadaş tarihçi. Formel eğitim almış birisi… En azından bir tarih için “vesika” olması gerektiğini bilir. Öyle ya, bu konu “sözlü tarih” dışında kalır, zira daha dün. Ayrıca; “Lise mezuniyet deftere”, “Bakanlık ve Genel Kurmay arşivleri” ortada. Osmanlıca da okur.

Üstelik arkadaşımız, bu “uydurma”,  “müze” nedeniyle gündeme geldiğinde, danışmandı Büyükşehir’de. İki satır bir yazı ile ilgili yerlerden sorabilirlerdi. Zira bu fakir, bunun “yalan” olduğunu yazıyor, Büyükşehri uyarıyordu. Dostumuzun “Büyük Kayseri Tarihi”ni yayınlayacakmış, Büyükşehir. Yok, bu kitabın ciddiyeti de böyleyse, hiç yayınlanmasın.

Tabii, bir uyarım da İl Milli Eğitim ve Kayseri Lisesi Müdürlüğü’ne olacak. Şayet bu bilgi arşivlerinizde varsa, ortaya çıkartın. Araştırmacı ve ilgilenenlerin istifadesine sunun. Yoksa Kayseri Lisesi bahçesinde bulunan anıt kitabesindeki bilgiyi tez elden kaldırın. Ayıp oluyor, bu yanlış bilgiye alet oluyorsunuz, sesinizi çıkartmamakla. Bunu en iyi siz bilirsiniz; bir de ciheti askeriye.

Şükrü Karatepe Hocamız yeni bir kitap yayınladı. “Meydan ve Modernleşme”… İkinci baskı yaptı. Sağ olsun ikisini de gönderdi bana. Birinci baskı için yedi sayfa eleştiri göndermiştim, 2 Mayıs 2021 tarihinde. Bana da teşekkür etmiş, uyarılarımı, ikinci baskıda dikkate alacağını söylemişti.

Yeni baskıda, “uyarılarımı” ne kadar dikkate aldı acaba, diye, can alıcı, “Kayseri Lisesi-Sakarya Harbi” kısmına baktım. Diğerlerine vakit bulamadım. Gerçekten üzüldüm. Bu yalana, bu yanlışlığa bir az “yumuşatarak” yeniden kaleme almış ama vazgeçmemiş, “yalanı” tekrarlamaktan. Oysa ben, hiç almamasını beklerdim, Şükrü Beyden…

Zira, aşağıda verdiğim ve kendisine gönderdiğim bilgiler sağlamdı, anlaşılmayan bir yeri de yoktu. Öyle ya, en azından Hocamız akademisyen, bu konularda “vesika” olması gerektiğini çok iyi bilir. Konumu gereği Kayseri Lisesi’nden ya da Savunma Bakanlığı/Genel Kurmay’dan bu bilgileri rahat temin edebilirdi.

Tekrar ediyorum. Hodri meydan. Getirin resmi vesikayı… Okulun ve devletin arşivleri orta yerde duruyor. Getirin belgeyi, özür dileyeceğim. Ha. Öyle rivayet, falan söyledi türünden değil. Bu davetime, tüm uyarılarıma rağmen alet olan Büyükşehir Belediyesi de dahil.  

Peki, hocamız ne demiş? Şunu demiş: “Kayseri Lisesi 1920-1921 ders yılında mezun vermemiştir. Bu durum, son sınıf öğrencilerinin tamamının savaşa katıldığı ve şehit düştüğü yönünde yorumlanır.” Hocamız, “yorumlanır” diyerek iki tarafı da idare etmeye çalışmış. Şunu dese anlardım; “ama buna dair bir belge henüz ortaya çıkmadı!”

Ayrıca, değerli Hocam, gösterin vesikayı dediğimizde, “o sayfa kaybolmuş!” diyorlar. Bu durumda, bu hükme nasıl varabilirsiniz? Öyle ya, ortada bir sayfa yok olmuş? Bu neye benzedi biliyor musunuz? Maliyenin teftişinden kaçmak için yakılan muhasebe odaları ya da hammadde/stok depolarına.

Mesela, Sakarya Harbi, “23 Ağu 1921 – 13 Eyl 1921” tarihleri arasında. Bu tarihte son sınıfta zaten öğrenci olmaz. Mezun olmaları gerekir. Yoksa hazırlık babında daha önce mi öğrencileri askere aldılar? Cumhuriyet tarihinin hiçbir yerinde ve ilgili hiçbir kitapta, öğrencilerin askere alındığına dair bir kayıt gösteremezsiniz.

İddia ediyorum; Böyle bir bilgi ve belge yok, Kayseri Lisesi arşivinde. Tamamen uydurma. Olsaydı, çoktan ortaya çıkartmışlardı, belgeleri. Hocamız, bu can alıcı konuya böyle yaklaşınca, bu konu ile ilgili notumu paylaşmak istiyorum.

***

Gelelim uyarılarıma; Kayseri Lisesi 1920-1921 ders yılında mezun vermemiştir. Bu durum son sınıf…” (s.118). Söz edilen Sakarya Harbi… Bu tamamen yalan. Yeni bir tarih uydurma. Tüm ülkede öğrencilerin askere alındıkları doğru ama ne zaman?

Birinci Harp’te, Alman General Hoff ve İttihatçı Selim Sırrı (Tarcan), 1916’da “Osmanlı Genç Derneklerini” kuruyor. Harbiye Nezaretine bağlı olan bu dernek, “12-17” yaş arası “Gürbüz Derneği” ile 17 ve yukarısı yaş gençlerin üye oldukları “Dinç Derneği” şeklinde örgütleniyor. Sanki, Hitlerin “SA”ları gibi. Kısa zamanda Edirne’den Basra’ya kadar dernek sayısı, 706 oluyor.

Şimdi buraya dikkat; “Dinç Derneği” üyeleri, 1917’de çıkartılan ve 1315 (1899) doğumluların askere alınmasının öngören bir kanun ile askere alınıyor. Bu kanun gereği, öğrenci olsun olmasın, bu yaş grubu askere alınıyor. Hatta nüfus kayıtları belli olmayan ve fakat “gürbüz” olan gençleri de askere alıp ağırlıklı olarak Filistin cephesine gönderiliyor.

Mesela, Esen Kardeşlerin babaları Cevat Bey, bir yaş küçük olduğu için askere alınmıyor. Bir arkadaşını da “iri yarı” olduğu için askere götürüyorlar. Mesela, Yaşar Koçoğlu’nun amcası bu tertipten Filistin Cephesine gidenler arasında. Bu gidenlerin, büyük bir kısmı da geri dönmüyor. “Hey on beşli on beşli Tokat yolları taşlı” ağıtı da bunun üzerine yakılıyor, Tokat’ta…

(…) Ne demek Hocam, mezuniyet kütüğünün o sayfasının kayıp olması? Peki, gören nereden görmüş, o “ünlü notu!”

Buna Abdullah Bey de inanmış. Bir konuşmasında söz etmişti. Çok sert bir yazı yazdım. Sayın Gül aradı; “İnanın, anlattığınız gibi olduğunu bilmiyordum. Bana öyle anlatmışlardı. Belgeleri bana gönderir misiniz”, dedi. Ben de gönderdim. Belediyelerin, kent hafızasını nasıl iğdiş ettiğine dair diğer yazılarımla. Hiçbir itiraz gelmedi. Kim bilir, beni ciddiye almadı.

Hocam, isterseniz, Genel Kurmaya ya da Savunma Bakanlığına sorun, size, listeyi verirler. Zamanında Özhaseki’yi çok uyardım; “Alet oluyorsunuz!”, diye. Bana inanmadı, ama maalesef Müze’ye bu notu düştüler… Şunu teklif etmiştim; “Kurumsal kimliğinizle, olayı anlatarak, Genel Kurmay’dan ya da Bakanlıktan teyidini isteyin” dedim, yanaşmadılar. Yazıklar olsun.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —