Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 01.12.2022 12:06

KAYSERİ LİSESİ

Facebook Twitter Linked-in

 ‘Kayseri Lisesi’nin nura koşan gençleri’ndenim, 1963-1964 mezunuyum. Yıllar yıllar sonra, Eyüp Hocam (Özbay) ile okulumuza gittik… Hocam; “önce bir müzeyi gezek!” dedi… “Ahdim var!.. Sakarya Harbi nedeniyle, Lise mezun vermedi yalanı, safsatası müzeden kalkmadığı sürece adımımı atmam” dedim… Tabii bu büyük “yalana” da Mehmet Özhaseki döneminde, tüm uyarılarıma rağmen, çanak tutuldu…

***

Bu uydurma bilgi, her vesile ile tekrarlanıyor... Geçenlerde yine tekrarlandı. Eeee… (Gobel) boşuna dememiş: “Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır”. Bizimkilerde buna uyuyor.

***

Haksız da değil, iklim buna uygun. Geçenlerde, sosyal medyada bir söyleşiye rastladım. Bir soru üzerine yaşlı bir amca; “Dış politikada da başarılı değiller mi?” diye karşılık verdi. Şaşırdım, bunu amcamıza nasıl desek? Ya hu!.. Bozan, bu hale getiren kendileri, hemdaha dün… Şimdi de düzeltmeye çalışıyorlar. Güzel bir şey. Sanki, komşularımızla ilişkilerimizi “bay Kemal” bozdu da bunlar düzeltiyor.

***

Öyle ya, propaganda, algı oluşturma sağanak gibi… Geçmişte hiçbir şey olmamış gibi… Anlayacağınız; çözümünü sadece kendilerinin bildiği sorun yarattılar. Şimdi ise çözmeye çalışıyorlar.

***

“Komşularımızla sıfır sorun!” dediler iktidara geldiler, “kavga” etmedikleri kalmadı. Şimdi de “sulh çubukları” yakıyorlar; buna da dış politika başarısı diyorlar… Hadi, be!..

***

Durum bu. Soruyorum; on bir yılda, ne kazandık, bu “oyundan”? Ne kazandık ki, “bir başarı hikayesi” yazılmaya çalışılıyor.

***

Müzeye girme niyetimiz olmadığından, “okul polisi” kapısından giriş yaptık… Görevliye derdimizi anlattık, “mezuniyet belgesi” alacağımızı söyledik… Önümüze düştü… İlgili birime götürdü… Dilekçe verdik, bir hafta içerisinde takdim edeceklerini söylediler. Biz de teşekkür ettik…

***

Diyeceksiniz ki; “belgeyi ne yapacaksınız?”“Kayseri’de Planlı Sanayi Alanlarının Hikayesi” çalışmamı bitirdim. Son rötuşleriyapıyorum… Sırada,“Hayat Hikayem” var… Belgeyi orada kullanacağım.  Fırsat bulduğumda 1960-1961 yılında mezun olduğum Sümer Ortaokulu’na gideceğim. Ortadan kalkan Cumhuriyet İlkokulu’ndan mezuniyet belgeme nasıl ulaşabilirim, bilemem…

***

İnşallah, “kişiler” ve Kayseri ağırlıklı olarak Kayseri Belediyesi ile ilgili yazılarımı biraraya getirip, “kitap” konusuna nokta koyacağım.

***

Bir de “e-devlet”ten okul bilgilerine ulaşabilmek için giriş yaptım. Maalesef, 2008 sonrası dijital ortama aktarılmış. Daha önceki yıllar için okullara başvurmamızı salık veriyorlar.

***

Dilekçe işimiz bitince, okulu gezmek istedik. Okuduğum “4K”Müze’nin bulunduğu yerde olduğu için, ahdim üzerine gitmedik... ŞiremenliÇalgıcıları’na bakan binanın alt koridorundaki “5 Fen E”’yi az çok tahmin ettim… Tabii, yukarı katta köşe başında bulunan “6 FenC” yerinde duruyordu…

***

Biz koridorda gezerken bir “genç” ile karşılaştık. Halimizi sordu… Kendimizi tanıttık… Meramımızı anlattık… O da Okul Müdürü olduğunu söyledi… Sağ olsun, bize mihmandarlık yaptı. Kütüphaneye götürdü, gezdirdi; odasına çay içmeye davet etti. Meşgul etmemek için teşekkür ettik ve ayrıldık.

***

Olayı akşam, Hüseyin Cömert’e anlattım, ziyaretimizi. Konu eğitim/öğretim olunca O da, nerede olduğunu bilemediği, gün yüzüne çıkmasının gerektiği “Milli Eğitim” arşivinden söz etti… Bu arşivin dijital alana mutlaka geçirilmesi gerektiğini, bu konuda ilgililere bir uyarıda bulunmamı rica etti. Hocamız, iyi Osmanlıca okuduğu ve meslekten olduğu için yardımcı olacağını da ilave etti.

***

Kayseri eğitim/öğretim tarihi ile ilgili ilginç bilgiler verdi. Bunlardan aklımda kalanları paylaşmak istedim. 1908,2. Meşrutiyet döneminde,1910’lu yıllarda Kayseri Mutasarrıfı Muammer Bey, Ankara Öğretmen Okulu’nun bir şubesini açmak için formalitelerin uzayacağından hareketle bundan vazgeçiyor. Hemen yerinde  teşebbüse geçiyor.

***

Buna Yunus Bekir, Ahmet Hilmi Kalaç, Behçet Kemal Çağlar’ın babası Şaban Bey gibi şehrin önde gelenleri de destek veriyor. “Sefalet ve cehalet en büyük sorunumuz… Sefaleti kaldırmak mümkün ama cehaleti kaldırmak çok zor!”, diyerek harekete geçiyorlar. Mektebi de kuruyorlar.

***

Okulun adı; “Muallim Mektebi”. Yeri de “Uzun Yol” denilen Kurşunlu Camii’nin kuzey cephesinden geçen yol üzerinde (Mimarsinan Caddesi), eski Dilaverpaşa Mahallesi’nde bir eski evde… Sonra Bahçebaşı’nataşınmış…

***

Cömert Hocamızın teklifini yeniliyorum… Umarım ilgililerin özellikle İl Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde makesbulur. Milli Eğitimin arşivinin tasnif edilip, dijital ortama geçirilmesi, ilgililerin istifadesine sunulması…

Özellikle, “harf devrimi” öncesi (1928) bilgi ve belgelerin gün yüzüne çıkmasında zaruret olduğuna vurgu yapıyor. İlave ediyor, “bu işe varım!” derken bir hatırlatma yapmak istiyor. Aslında günümüzde bu belgeleri okuyabilecek, değerlendirebilecek, tasnif edebilecek çok insan olduğunu da vurguluyor.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —