KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 24.02.2026 12:02

KAÇ ÇEŞİT BELEDİYECELİK VAR...

Facebook Twitter Linked-in

“Kaç tür belediye var?” sorusunun yanıtı, baktığın yere göre değişiyor… Mehmet Özhaseki, iki tür belediyecilik var, demişti yıllar önce. “İdeolojik” ve “Hizmet” belediyeciliği. Bu fakir de buna, “Yap- Boz Belediyeciliği” ve “Medyatik Belediyeciliği” ilave ederek dörde çıkartmıştı, o yıllarda.

**

Başkan bu tasnifi yaparken meramı, CHP’li belediyelerin, “ideolojik”, AK Parti Belediyelerinin “hizmet” belediyeciliğini yaptığı noktasındaydı. Gerçekten durum böyle mi oldu?

**

Ama Başkan Özhaseki’ye şunu anımsatan pek olmadı. Refah Partisi dönemi de dahil, bu süreçte. Bir sürü kültür ve sanat etkinlikleri yaptılar. Çok sayıda kitap çıkarttılar. Bu süreçte bir sosyal demokrat, bir komünist, bir sosyalist, bir Atatürkçü, bir devrimci yazar ve çizer davet ettiniz mi; kitaplarını bastınız mı? Varsa, bildirsinler, köşem açık.

**

Mesela, cadde ve sokaklara Akıncı militanlardan Metin Yüksel, bunların ideologlarından Sedat Yenigün, şüphesiz laik Cumhuriyet ve Atatürk karşıtı, “Put Adam” kitabı yazarı Necip Fazıl isimleri cadde ve bulvarlara verilirken, Nazım Hikmet, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın isimleri de verilemez miydi? Üstelik, İnan da hemşerimiz…

**

Devam edelim, Erenköy ve Altınoluk isimleri mahallelere verilirken bu, “hizmetin” mi yoksa “ideolojinin” eseri miydi? 

**

İdeolojik belediyecilik malum. Burada sloganlarla hakim. “Ne ezen, ne ezilen hakça düzen!” ya da “Toprak işleyenin su kullananın!”, “Bu düzen değişmeli!” geçmişte duyduğumuz sloganların en önde geleniydi, merhum Ecevit CHP’sine aitti.

**

“Huzur İslam’da”, “Hak yol İslam yazacağız”, “Mülk Allah’ın” sloganları ile 1994 ve sonrasına girdik. Bu süreç otuz yıl kadar sürdü… 2019 ve 2023 yerel seçimleri ile bu tılsım bozuldu. Yerini, “sosyal belediyecilik” aldı. 

**

Bunu da CHP’li belediyeler çok iyi başardı. Bunu başaracakları, AK Parti’nin aklının ucundan geçmezdi. Aklıma geldi. Hatırlarsanız, ilk yıllarında “Milli Görüş” belediyecileri, toplu “sünnet törenleri”; her hafta, her ay mahalle toplantıları yaparlardı. Şimdi bunlar Toros, Murat, (steyşın reno)dan inip, 4X4’ler binmeye başladılar. Sloganları da unuttular. Toplu sünnet törenlerini de… Yani, “mücahit”ken, “müteahhit” oldular artık.

**

Yine anımsaya bildiğim kadarıyla; Niyazi Bey yönetimi, 1973 yılında ilk belediye başkanı seçildiği günlerde, “Bizim yönetimlerimizde ‘Mahrumlar’ olmaz!“ diyerek asırlık Mahrumların ismini “Kurtuluş Mahallesi”ne çevirmişti. Bugünkü ismi, Kazım Karabekir...

**

Her halde bu Kayseri’nin kaderi... Yer, yöre isimleri ile oynanan, bunların tarihin derinliklerine gömülmesine neden olan başka belediyeler var mı? Bilmiyorum. Sözgelimi; kırk elliye yakın mahalle ortadan kaldırıldı, sınırlar genişletildi, “başat” olanın ismi verildi. Tacettin Veli Mahallesi gibi... Ki, doğru bir şey. Ama diğerlerinin esamisi dahi okunmuyor artık. 

**

Peki, Hacıvelet, Baldoötü, Tabaklarönü, Deliklitaş, Lale, Emirağa, Tavukçu, Hasinli, Selaldı, Kalemkırdı, Muammerbey, Zekaibey, Kalenderhane, Tahirağa, Yalman, Çandır, Yenice İsmail, Bozatlıpaşa, Dilaverpaşa gibi isimler yeni yerleşimlerin cadde ve sokak adları olamaz mı? Unutmayın bu isimler bu “kentin belleği”, belediyeler de bunu korumak zorunda...

**

Konuya devam edelim: Peki, kırk yıllık Çay Bağları, Gediris, Karadere, Billur bölgesinin ismi bir gecede “Erenköy!” oldu... Taşlıburun, Seygalan, Kayadibi… gibi kadim isimler dururken bir çırpıda “Altınoluk” Mahallesi ihdas ettiler. Bu ne tür belediyecilik acaba?  Bu değişikliğin nedenini çok sordum, ama bir yanıt alamadım. Ben de sormaya devam edeceğim.

**

Bunların, dört yüz yıllık Mahrumları bir çırpıda “Kurtuluş” yapanlardan ne farkları olabilir ki? “Erenköy” ve “Altınoluk”tan meram edilenin ne olduğunu bir bilsem, inanın yazacağım. Ama tahmin edebiliyorum. Tabi, defalarca sormama rağmen bu konuda “tıs” çıkartmayan belediyeler acaba, “ideolojik” belediyecilik yaptılar da ondan mı çekiniyorlar, sorusu geliyor aklıma?

**

Gelelim hizmet belediyeciliğine... Bilindiği gibi hizmet belediyeciliğinde, hizmetin miktarı kadar kalitesi de ön plandadır. Bu nedenle, “kırk ölçülür, bir biçilir!” Nitekim, Meydan – Stat arasındaki yaklaşık bir kilometrelik tramvay yolu, “kırk ölçülüp bir biçildiğinden” olsa gerek, aylardır bitirilememişti... 

**

Bundan mülhem, yani yapımın ağır ağır gitmesinden esinlenerek, merhum Veli Altınkaya, “Hâlâ iddiaya varım!” diyor ve hızlı trenin verilen tarihlerde bitmeyeceğini savunuyordu, o tarihlerde. O da umudunu kesmişti. Nitekim, binmeden gözleri açık gitti. Aradan şunca yıl geçti, henüz “hızlı trenin” düdüğü bile duyulmadı. O zaman demiştim ki, -arşivlerde var-, bırakınız 2023’ü, gelse gelse 2030’a doğru ancak gelir. Yine o noktadayım.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —