Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 26.09.2021 11:29

İSLAM’IN ALTINCI ŞARTI

Facebook Twitter Linked-in

Vereceğim örneklerin öznesi Tayyip Bey ve AK Parti. Tabii, kabullenmedikleri sürece onları bağlamaz. Derdim onlar değil kişiliklere saygı duyarım. Yeter ki kabullenmesinler. Amma velakin gelinen noktayı izah babında da çok ilginç çok düşündürücü örnekler. Google girin, onlarca örnek bulabilirsiniz. Ben bir kaçını veriyorum. En yenisinden başlayalım:

AK Parti Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız; Geçen ay katıldığı bir nikâhta yaptığı konuşmada: “Sayın Cumhurbaşkanımızın sünnetini yerine getirmeden de defteri vermek istemiyorum” Samimiyetle söylüyorum “2023 seçimlerinde verilecek oyun hesabının namaz kılmamaktan, oruç tutmamaktan daha fazla olduğunu” dedi. Hazreti Peygamberin kavli ve fiili davranışlarını anlatan “sünnet” kavramını bu şekilde kullanması tepki çeken Yediyıldız özür diledi.

***

Sayın milletvekilinin özür dilemesine gerek yoktu. Ben, “fıkıh” anlamında değil, sözlük anlamında kullandım. Sözlerim; “İzlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” anlamınadır. İnanın, bunların “gayretini güttükleri” dinin terminolojisinden bihaber…

***

Bu lafı duyunca, sekiz yıl kadar geriye gittim. Yine “gayretini güttükleri” dinin terminolojisinden habersiz bir milletvekilinin sözleri hatırıma geldi. Onu da paylaşmak aslında hatırlatmak istedim.  AK Parti milletvekili Fevai Aslan'ın sözü tepki çekmiş (16 Ocak 2014). Henüz o günlerde, iktidar kayığına binmeyen Ahmet Hakan Hürriyet Gazetesi'nde şu tepkiyi vermişti:

AK Parti Düzce Milletvekili Fevai Arslan almış mikrofonu eline Başbakan Erdoğan’ı övüyor.

Ne övmesi! Resmen tapınıyor. Alenen şirke düşüyor. Alenen müşrik oluyor. Açıkça putlaştırıyor. Dediği şu:

“Bugün Türkiye’de Allahu Teala’nın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var.”

Dikkat! “Halife” demiyor, “sultan” demiyor, “şeyh” demiyor, “mücahit” demiyor, “emirül müminin” demiyor, “evliya”, “itaat” demiyor, “biat” demiyor.

Hatta “peygamber” bile demiyor. Hatta ve hatta “Allah’ın yeryüzündeki gölgesi” bile demiyor.

Doğrudan “Allah” demeye getiriyor. “Allah’ın tüm vasıflarını üzerine toplamış” diyor.

- Eğer Başbakan Erdoğan, bu milletvekiline; 'Ne diyorsun sen kardeşim. Kes saçmalamayı... Çabuk tövbe et, çabuk imana gel' demezse...

- Eğer AK Partili milletvekilleri, 'Tek adam falan tamam ama bari tapınma olmasın' diye isyan etmezse... (…)  (Hürriyet, 17 Ocak 2014)

***

Adet-i veçhile Fevai Bey, bunu da tevil etti, yanlış anlaşıldım falan dedi. Oysa, İslam’ın bir başka yorumunda yani “vahdeti vücüd”ta (panteizm) bu söz çok normal. Mesela, Hallacı Mansur’un; “Enel Hak!” (Ben, hakkım!), ünlü sözü de bu cümleden.

Ama Mansur, bu sözden dolayı, derisi yüzülerek öldürülmüştü. Biliyorsunuz Mansur, bu ekolden gelen Mevlana, Feriddüddin-i Attar, İbnül Arabi, Sadi Şirazi ve Sadreddin Konevi büyük sufileri etkilemiştir. Alevi/Bektaşi kültündeki; “Hak-Muhammed-Ali”  ya da İsevilikteki; “Baba, oğul, Ruhul Kudüs” “teslisi” de bu cümleden.

***

AKP Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, uzun konuşmasının bir yerinde; “…Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir”, dedi. (20 Temmuz 2011)

Tepki gelince sözünü tevil etti, “kastı aşan bir şey olmadığını” söyledi. ''O açıklamayı yaparken benim buradaki maksadım; 'müminin mümine sevgisi ibadettir'” kastı taşır dedi. Tabii, “sevmekle”, bir “fiziki olay olan dokunmanın ne ilgisi var. Mesela, “tekke/tarikat” anlayışında “efendi hazretlerine” dokunmak önemli ritüellerdendir. Yok; Tayyip Beyi; “imam-ı zaman”, “sahib-i zaman”, “üçüncü binin yenileyicisi” olarak görüyorsanız, o başka.

***

AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar; “Erdoğan'ı desteklemenin ‘imanın gereği' olduğunu savundu. Yarın mahşerde; “Allah'ın karşısına çıktığınız zaman, Allah o emaneti bize verdiğinizden dolayı size inşallah hiçbir hesap sormayacak’” dedi. (03.03.2019)

***

Anlaşılan Sayın milletvekili “Fesli Kadir”den etkilenmiş. Mesela Kadir Mısıroğlu, eleştiri üzerine; “AK Parti’ye oy vermek imanın icabıdır!” dedim; imanın şartı demedim diyor. Devam ediyor, tezini desteklemek; “Dürüst olmakta imanın icabıdır!”. İkincisini anlarım, zira evrensel doğrulardan birisi. Bunun bir partiye oy vermekle ne ilgisi var? Ha. Şunu da söylüyor, mealen: “AK Parti, ehveni şerdir!”

***

AK Parti ve Diyanet’in sayesinde, camiye, bırakınız adım atmayı, önünden dahi geçmeyen, “bey (bi) namaz” birisi olarak haddi aşanlara, inancı siyasal amaçları için kullananlara hatırlatayım: Bize şöyle öğrettiler: “Namaz, oruç, hac, zekat ve kelime-i şehadet”, İslam’ın beş şartı. Tabii, bunda bile itilaf var. Olsun!.. O bizim ilgi alanımızın dışında. Tabii, bu beş şart sayıldıktan sonra amma derler ve “altıncı şartın haddi bilmek!” olduğunu söylerler.

***

O nedenle; “Edep yâ hû!..  Bu da geçer yâ hû!” demek geliyor içimden.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —