Ülkemizin hukuk ve hukukun üstünlüğü standardı ortadayken…
Yargı ve yargıç bağımlılığını pür melali malumken…
Ak Parti için İstanbul’un önemi ortadayken…
İmamoğlu için ceza davası açılmışken…
Bu cezanın üst sınırının hem siyasi yasak gelmesine ve hem de görevinin sonlanmasına amirken…
Üst sınır nedeniyle; Cumhurbaşkanı seçilse bile mazbata alamayacağı bir yana bırakın, 2025 yerel seçimlerinde bile aday olmayacağı güçlü olası iken…
Henüz ceza verilmemişken bile;
Ekrem İmamoğlu’nun aday olması için uğraşan varsa; ayrıca, kendisi de bu şartlar altında adaylığa soyunmak istiyorsa, “Mazhar Osmanlık”tır; reel siyasetin “S”sinden anlamıyor demektir.
Altılı masada buna inanan var ise onlar da bu cümledendir…
***
Hiç kusura kalmasınlar…
Kurt kuzuyu yemeye karar vermiş bir kere…
Yargı sopası, “Demokles’in kılıcı” gibi duruyor, tepesinde İmamoğlu’nun.
Nasıl farkında olmazlar, bilemem…
Yine farkındalar mı bilemem; her an Akşener’e de bir sopa gelebilir…
Meral hanımsöylemiyor mu; şu zamandan beri hakkında, FETÖ soruşturması olduğunu…
O da unutmasın…
***
Bu nesnel şartlarda, İmamoğlu’nun adaylığını istemek, ısrar etmek, CHP içine nifak sokmak, samimiyetten uzak, “Cumhur İttifakı’nın” değirmenine su taşımaktır… Tabiri amiyane ile kumar oynamak, “beş benzemez ile rest çekmektir.”
***
Bu kadarını da idrak edemiyorlarsa ben ne yapayım; “ko, gitsin!”
***
Bunu kim yapıyorsa, kim yapmak istiyorsa, mutlaka bir soru işareti koyun… Bu şartlar altında, İmamoğlu’nun adaylığını istemek, kusura kalmayın aptallık. İmamoğlu, sandıktan çıksa bile, o makama oturması mümkün değil. Buna nasıl anlayamadılar, nasıl bilmiyorlar, anlamakta zorluk çekiyorum.
***
Haddime değil ama “6’lı masaya” oturan liderlere ve onların kurmaylarına bir anımsatma yapayım; zaman, siyasi fantezilerin sergileneceği zaman değil… Muhalif siyasilerin hiç biri de siyasi fantezilerini sergileyecek nokta da değil… Bunu hatırlatmakla hadsizlik yaptığımı biliyorum. Ama duramıyorum… Hepsi umuru devlet, umuru hariciye, umuru dahiliye, umuru siyaset görmüş kişiler… Elbette durumu bizlerden çok iyi bilirler. Benimkisi, ufak bir anımsatma…
***
Ülke ekonomisi çökmekte iken, “3Y” had safhada iken, insanlar ne yapacağını bilemez durumdayken, ustalardan öğrenilen, geçmişte oynanan siyasal oyunların benzerlerini sahneye koyma; “Okus, pokuz, Ali Topuz”culuk oynama, kendi kalene gol atma zamanı değil. Biliyorsunuz bu, CHP’nin ezeli derdi… Herkesin aklını başına alması gerekir. Bu seçimde, şike yapan; oyunu bozan kim olursa olsun, silinir gider…
***
Bir de, ulusal TV’ler çıkan, “Millet İttifakını” övüyor mu yoksa yeriyor mu pek sezilmeyen ama“Millet İttifak’nın” göz yumduğu sanılan bazı gazeteci ve yorumculara da dikkat etmek.
***
Onların, moral bozucu yorum, uyarı ve tekliflerine dikkat etmemek gerekir. Öyle ya; kimin orağını, kimin kılıcını salladıkları belli değil.
***
Bunların çoğunun da, “muhalif” gözüken TV’lerde kümelendiğini söylemek isterim.
Niyetler nedir?
Bilemem…
Üzüm mü yemek yoksa bağcı mı dövmek?
Onu da…
Ama konuşmalarının aralarında, asıl niyetlerinin ipuçlarını veriyorlar.
***
Ben, zahire göre hüküm verenler cümlesindenim… Niyetleri neydi bilemem. Meral Akşener’in, İmamoğlu’na destek için, yalnız bırakmamak için acilenİstanbul’a gitmesi doğruydu… İmamoğlu ile Meral Hanım’ın sarılmaları da… Öyle ya, teselli etmek lazım… Unutmayın; İmamoğlu’na verilen ceza, 8 büyüklüğündeki bir deprem gibi. Bir taşla birkaç kuş vurabilecek büyüklükte…
***
Peki, yalnız kalsa, bu sefer de “İmamoğlu neden yalnız bırakıldı?” sorusu sorulmaya başlayacaktı…O nedenle; “armudun sapı, üzümün çöpü” diye hesap yaparsanız, bu sefer de; “Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçer!” haberiniz olsun…
***
Duyanlar, duymayanlara duyursun!
Bilenler bilmeyenlere söylesin!