Tabii “İmamoğlu”deyince akla ilk gelen isim İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu;“Yavaş”denince de ABB Başkanı Mansur Yavaş… Bunlar nedeniyle, ülkemizde, siyaset İstanbul ve Ankara seçimlerine kilitlendi… Haber, yorum programlarının büyük bir bölümü de iki şahısla ve iki belediye ile ilgili… Adeta papatya falı açılıyor…
***
Haliyle ben de iki ile odaklanmış durumdayım. O nedenle daha çok sosyal medyayı takip ediyorum. Yavaş için sonuç gözüküyormuş“açık ara” önde ama İmamoğlu için öyle değilmiş…
***
“Öyle değilmiş!” derken, her seçimde çuvallayan, manipülasyon yapan kamuoyu araştırmacıları, İstanbul seçimleri için “başa-baş” diyorlarsa da, tüm ilçelerde yapılan sokak röportajları, durumun pek de öyle olmadığını gösteriyor bizi… Sokak, aksini söylüyor… Seçimlere kırk küsur gün var… Ben, ânı söylüyorum. İleride ne olur, bilemem…
***
İstanbul’un, otuz dokuz ilçesinde, defalarca, farklı kişilerce yapılan “İmamoğlu mu, Kurum mu?” sorusuna ilginç yanıt ve çok ilginç yorumlar var…“Elbette İmamoğlu!”, diyenlerin haddi hesabı yok. “Hiçbir şey yapmadıysa, belediyenin parasına sahip çıktı. Çalmadı çaldırmadı!”, diyorlar…
***
Ortalama 30-35 kişi ile yapılan röportajlarda, İmamoğlu, açık ara önde gözüküyor… İstanbullular üzerinde, çok olumlu bir imaj bırakmış, İmamoğlu, seviliyor, sayılıyor…
***
İmamoğlu, gerçekten lider gibi davranıyor… Halk ile çok sıcak ilişki kuruyor, dokunuyor onlara, sokakta, çarşıda, pazarda… Hele hele gençlerin ve kadınların yoğun ilgisi, görmeye değer… Özellikle yaşlı kadınlar, evladına sarılır gibi sarılıyor… “Elbette İmamoğlu!” diyenler, göğüslerini gere gere söylüyor…
***
Uzaktan görebildiğim kadarı ile İmamoğlu sakin, zamanlamayı iyi yapan, vizyoner, insanların hayatına dokunan, ayağı yere basan projeler, peşinde. Bu projelerin finansmanı nerede? Denecek… Çok basit, bundan sonra da İstanbul’da doğan rantları büyükşehre kanalize edebilir,belediyenin kasasına sahip çıkarsa belediye gelirleri ile günlük rutin işleri ve yatırımları çok rahat yapar.
***
İktidar, istediği kadar “aba altından sopa göstersin”, eli kolu bağlanmış, “topal ördeğe” dönmüş başkanlara gönderme yapsın; istediği kadar, müfettiş üstüne müfettiş göndersin, istediği kadar, merkezi kaynaklara bloke koysun, alınan kredilere izin vermesin, hiç önemli değil… Halisane yola çıkan, “durmayıp yikinen” başkan çok şey yapar… Yakın geçmişten, Kayseri’den, iki örneği paylaşacağım.
***
Olay bana, Şükrü Karatepe dönemini anımsattı… Rahmetli Demirel bir Kayseri ziyaretinde Büyükşehre uğrar. “Ne var, ne yok. Bizden bir isteğin var mı?” türünden bir iki laf eder, Başkan ile… Bunun üzerine Şükrü hoca; “Sağlığınıza duacıyız, bir ihtiyacımız yok, efendim!” der… Merhum da; “Ankara’dan bir şey istemeyen ilk belediye başkanına rastladım!”, diyerek taktirlerini belirtir… Konuşmalar, birebir böyle değil ama bu minval üzerine…
***
Tabii, Karatepe’nin yaptığı ilk işi, belediye merdivenlerini aşındıran ve muhaliflerce yönlendirilen,“alacaklılarla” masaya oturdu, onlardan kolaylık istedi; ayrıca çok önemli bir şey daha yaptı; “Belediyenin kasasına”, gelirlerine ve giderlerine sahip çıktı…
***
Bunun bir tipik örneği de rahmetli Başkan Mehmet Çalık döneminde yaşandı… Rahmetli, tüm parti içi hiziplere, parti içi karşı koymalara, muhaliflere rağmen, o günün ölçüsünde inanılmaz işler yaptı…
***
Kayseri kanalizasyonu için; “Yeterli su tüketimi yok. O nedenle, kanalizasyon çalışmaz!” gerekçesi ile para ve izin vermeyen İller Bankası’na; “Ya öyle mi, yapayım da görün!” dedi; kanalizasyona başladı, hem de belediye eleman ve ekipmanları ile. O yıllarda Kayseri’de çalışan mühendis ve mimarlar da inanmamıştı, kanalizasyonun çalışacağına…
***
İşin acı yanı, iktidarda kendi partisi vardı, İller Bankası da İmar ve İskan Bakanlığı’na bağlıydı… Yanlış anımsamıyorsam, İmar ve İskan Bakanı da, partilisi, hemşerimiz merhum Hayrettin Nakipoğlu idi… Nakipoğlu ile Başkanın arası da iyi değildi…Rahmetli, çok cesur ve özgür adamdı.
***
O zamandan beri iddia ederim; hangi belediye olursa olsun, başkanlar, “doğan kent”rantlarından azami pay alırsa, kiralarına, kasasına sahip çıkarsa, parayı “etkin ve verimli” kullanırsa, hiç “ele güne avuç açmaz!” Belediye gelirleri, yeter de artar bile…
***
Görebildiğim, takip edebildiğim kadarı ile gerek İmamoğlu ve gerekse Yavaş, bu doğrultuda hareket ediyor. Tüm, merkezi hükümetin obstrüksiyonlarına rağmen, beş yılda inanılmaz işler yaptı… Yılın birkaç ayını İstanbul’da geçiren birisi olarak söylüyorum, bunları. Elbette İstanbul ve Ankara’da yaşayanlar da görüyor…
***
Görür müyüm?Bilmem ama İmamoğlu kazanırsa, 2028 seçimlerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ipi göğüsleyeni olacak… 1957 yılından beri, siyasete aklı eren birisi olarak, esen hava bana bunu söylüyor…
***
Ben CHP’nin yerinde olayım, ellerinde bulunan on bir büyükşehre ilaveten Manisa, Balıkesir ve Bursa’ya ağırlık verir, oyu da ülke genelinde yüzde 30’a çıkartmayı hedeflerim. Şayet bu olursa, erken genel seçime hazır olun!.. Yoksa dört yıl seçimi unutun… Nisan başında gelecek sağanak gibi zamları görüp, istediğiniz kadar; “elim kırılsaydı!” deyin, “atı alan bir kez daha Üsküdar’ı” geçecek.
***
O nedenle, CHP maddi ve manevi tüm gücünü, bu iki şartın gerçekleştirmesine yönlendirmeli. Saha çalışmalarında, özellikle on dört ile ağırlık vermeli…
***
Ülkemiz, yeni iki siyasal lider gebe, haberiniz olsun!..