KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 30.05.2024 11:39

İLAÇ KULLANIMI, HASTANE, PALAVRACILAR

Facebook Twitter Linked-in

Güya hayat süresi uzadı… Ortalama yetmiş beşlerde. Bazılarımız seksene doğru hızla ilerliyor. İnanın yıllar, yetmişinden sonra akaryakıt sayacı gibi… Nasıl geçtiğini fark edemiyorsunuz. Bakmışsınız ocak girmiş, uyanıyorsunuz aralık gelmiş… Baksanıza, 2024’ü yarılamak üzereyiz. 

***

Bu ne biçim yaşamaksa? Artık ilaçla yaşıyorsunuz… Sabah, bismillah demeden başlıyor ilaç alımı… Sonra, yatana kadar devam ediyor. Bazan sayısını da unutuyorsunuz. Almayı da… Öyle ya, bu denli yoğun ilaç kullanımında unutmamak ne mümkün?

***

Dedim ya, doktor doktor, hastane hastane dolaşıyoruz… Her gidişte, ilaç sayısına birkaç tane daha ilave oluyor. Vallahi, bu kadar ilaca ya da zehire can dayanmaz ama böbrek, karaciğer nasıl dayanıyor? Anlamak mümkün değil. Öyle ya, buna da yaşamak diyoruz.

***

Artık, bitkinlik, bıkkınlık geliyor insana. “Bu böyle yaşamak mı?”, diyorsunuz. “Büzüldüğü yerden kopsun!” deme geliyor aklına insanın ama yaşama hırsı, engel oluyor, buna. 

***

Eskiler ne güzel temennide bulunmuş: “Allah, ele ayağa koymasının!”, “Sağ gözün, sol göze faydası yok!”, “İki gün yatak üçüncü gün toprak!”

***

Biliyorsunuz; Aşrı şerif ya da Kur’an’dan bir parça okununca, hoca efendiler, en sonunda; “… Hepimizin hüsnü hatimesi için el Fatiha!” derler bunun ne anlama geldiğini bu yaşa geldiğini bu yaşlarda daha iyi anlıyorsunuz. 

***

Evet. Tüm bunlara rağmen, yaşamak, yaşama azmini maksimal tutmak güzel şey. O nedenle hayattan kopmamak gerekir. Bol bol kitap okuyun… Arkadaşlarla buluşun… Bulmaca çözün… Mesela bende “su doku” çözme alışkanlığı başladı. Tabii, “kolay” ve “orta” derece de olanları… “Zor” olanları yapabilmek çok zor bu yaşta… Size de tavsiye ederim “su doku”yu. 

***

Bir de “tik tok”ta çıkan matematik sorularını çözmeye çalışıyorum… İnanın oldukça da başarılıyım. Anlayacağınız, beyni, hafızayı canlı tutuyorum. Size de tavsiye ederim.

***

Kolay değil, mesleğim olsun olmasın, her gün bir köşe yazıyorum. Bunun için de hem kendi arşivimi ve hem de “Google amcaya” sık sık müracaat ediyorum. İyi ki de “Google amca” varmış. Sana bedava hizmet veriyor, ansiklopedi gibi. Unutmayın, bunda da çok kirli, yalan, yanlış bilgi var. 

***

Tabii, “Google amca”, siyasilerin, palavracıların korkulu rüyası… Eskiden politikacılar, seçmenin taleplerini “yenice” paketinin arkasına yazar, sigara bitince kaldırır atardı, paketi. O nedenle şu yakıştırma yapılırdı:

Politikacı seçmene sormuş;

- Geçen seçimde ölen siz miydiniz yoksa babanız mıydı?

Devam etmiş sormaya:

- Geçen seçimde öptüğüm siz miydiniz yoksa ananız mıydı? 

***

Biliyorsunuz, politikacılar bol bol öpüşür seçmenle… “Öpüşür!” dediysek tabii yanaktan… Sanırım rekor, merhum Hasan Celal Güzel’de… O bir başka öperdi. Belinden tutar, kendisine hızla çeker, o şekilde… Rahmetli sanki kendisini güreş minderinde sanırdı. 

***

Hele palavracılar atmaya başladı mı, “Google amca” imdada yetişir. Çaktırmadan “Google amcaya” bakarsanız, nasıl palavra olduğunu görürsünüz. 

***

Palavralara, en fazla dergi ve kitaplarda görürsünüz… Mübarekler, “sallar” gider. “Yalan, yanlışın” haddi hesabı yok. Geçen gün ismi lazım değil bir dergide, merhum birisi ile sağlığında yapılan bir söyleşiyi okudum.

***

Abimiz, merhum Şahap Sicimoğlu’nu anlatırken, 1960 darbecilerinin Belediye Başkanlığına getirdiğini söylemiş. Tabii, röportaj yapan bunu bilmediğinden, kontrol edenlerinde Belediye Başkanlarından haberi olmadığından, yayınlanıp geçti gitti.

***

Peki, bu nasıl düzeltilecek?

***

Tabii, görev bizlere düşüyor. İnanın, otuz yılı aşkın süredir yazıyorum, bu süre“palavraları, yalanları, yanlışları” düzeltmekle geçti. Merhum abimizin, yaşı nedeniyle hafızası yerinde olmaya bilir. Saygı duyarım. Ya röportaj yapanlara, kontrol edenler ne demeli?

***

Efendim merhum Şahap Bey, İnşaat Mühendisi… Ayhan Sicimoğlu’nun babası… Rahmetli Osman Kavuncu, 1957 seçimlerinde milletvekili olunca, yerine seçildi. Yani, 27 Mayıs’tan sonra göreve gelmedi. Üç yıl kadar süren Başkanlığı, merhum Mehmet Özateş’e bıraktı… Özateş’in Başkanlığı da kısa sürdü. Yerine bir asker geldi. Sanırım Albay’dı…

***

İşte böyle… Bakınız, ilaç kullanımı, hastane, yaşlılık derken nereden nereye geldik. Demem o ki; bu kente yayınlanan dergi, kitap gibi mevkutelerde, “palavra”, “yalan”, “yanlış” bilgiler mebzul miktarda… Çok dikkat etmek gerekir. 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —