Resmi gazetenin Çarşamba günkü sayısında, bir bakanlık, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ikiye bölündü…
Dolayısıyla, bölünmeden önceki bakan, bakanlığı kalmadığı için doğan olarak yok oldu.
Kurulan iki bakanlığın başına da yine iki bakan atandı.
Diğer yandan…
Kendisine ait ticari kuruluştan devlete dezenfektan sattığı ve olayın da ayan beyan ortaya çıktığı için ticaret bakanı görevinden alındı, yerine milletvekiliği sona erdirilerek bir kişi bakan atandı…
Dikkat ederseniz, söz konusu bakanlıklara atanan kişilerin isimlerini yazmadım…
Neden?
Çünkü bakanlıklara atanan “Bakan” koltuğunda oturan kişilerin isimleri, liyakatleri, görevde başarılı olup olmayacakları önemli değil. Atanır bir isim, zaten tek noktadan yönetildiği için de o nokta ne derse o olur.
Bazen o noktadan habersiz iş yapanlar veya yaptıkları yanlış işler kabak gibi ortaya çıkanlar, ha sosyal medya üzerinden istifa eder giderler ya da son örnekte olduğu gibi, bir gecede kararname ile görevden alınırlar öyle giderler.
Sonuçta giderler…
Sonuçta iki gitti, üç geldi oldu, başka bir şey değil…
XXX
Atama kararnamelerinden ilginç bir isim var…
Afşin Burak Bostancı…
Bu isim Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Nükleer Enerji ve Uluslararası Projeler Genel Müdürü olarak atanmış…
Bir özelliği var mı?
Vardır belki ama en büyük özelliği, AKP Grup Başkanı Naci Bostancı’nın oğlu olması.
XXX
Devlet yönetiminde atamalar, yer değiştirmeler devlet işleyişinin tabi sonuçlarındandır. Yeter ki bu atama ve yer değiştirmeler amaca ve hizmete etkili olması açısından yapılsın.
XXX
İzninizle size bir “Masal” anlatmak istiyorum…
Masal, TDK sözlüğünde “Genellikle halkın yarattığı, hayale dayanan, sözlü gelenekte yaşayan, çoğunlukla insanlar, hayvanlar ile cadı, cin, dev, peri vb. varlıkların başından geçen olağanüstü olayları anlatan edebî tür” olarak tanımlanır…
Aktaracağım da bir “Masal” elbette her masalda bir kıssadan hisse vardır diye algılayalım…
XXX
“Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur zaman içinde” tekerlemesi ile başlayan “Masal” şöyle…
XXX
Kâğıt toplayıcısı…
Evi kira ve 6 aylık bir bebeği de var. İşte bu genç vatandaş bir ilde kağıt toplarmış evini geçindirmek için. Bir gün yanılıp şaşırıp sokakda gezerken, şehrin merkezinden geçerken polise yakalanmış. Polis çevirmiş genci, sokağa çıkma yasağı var, ne geziyorsun demiş, çıkarmış zabıt defterini, yüklüce bir ceza yazmaya başlamış…
Genç şaşırmış, gözyaşları içinde polis ekiplerine, “Evim kira, 6 aylık oğlum var, yapmayın! Yok ağabey yok! Ne yapalım? Ne olur Allah aşkına, Peygamber aşkına, elinizi ayağınızı öpeyim yapmayın kurban olduğum. Mübarek gün neden böyle yapıyorsunuz?” diye, ceza kesmemeleri için yalvarmış.
Lakin ne mümkün? Polis memuru, kanunları uyguladığını belirterek, “Şehir merkezine gelme hemşerim. Ara sokaklara gitsene, şehir merkezinde ne geziyorsun, burada şimdi? Elimizi ayağımızı öpme, niye elimizi ayağımızı öpüyorsun? Biz yapmıyoruz kanun yapıyor. Kanunları uyguluyoruz hemşerim biz kafamıza göre bir şey yapmıyoruz. Biz kanunları uyguluyoruz. Gelme sen de. Gelmişsin Valilik Kavşağı'nda şeye takılıyorsun” demiş…
XXX
Masallar zaten hayal ürünleridir, mantık aranmaz, neden diye de sorgulanmaz. Adı üstünde masal…
Aynı bu masalda olduğu gibi…
Valilik kavşağına çıkmasa…
Ara sokaklarda iş yapsa…
Kimseye görünmese…
O zaman sokağa çıkma yasağını ihlal etse bile, kendi yetkisini kullanıp belki polis kardeş ceza yazmayacak ama…
Kardeş…
Sen gelmişsin “Valilik Kavşağı”na, göz önüne, nasıl yetki kullanayım, nasıl fakir fukarasın, evin kira, 6 aylık beben var, zaten acın yatıp gücün kalkıyon tamam da ya Vali bey görürse halim nice olur? Ara sokakta olsan, tamam, orada kanun bile yok .
Ama Vali beyin gözü önünde yazacam, benim de evim kira, bebem var, işimden olamam…
Zaten masallarda kötü adamlar vardır ve onlarda “Vicdan” denilen bir şey yoktur…
Aynı bu masalda olduğu gibi…
Kanun vardır da o kanunu uygularken vicdan diye bir duygu asla yoktur.
Sokak arasında gezeceksin kardeşim, Vali kavşağına gitmeyeceksin.