Olayların başlangıç saati Cuma akşamı…
Deniz Postası Televizyonu Genel Yayın Yönetmeni ve Program yapımcısı Azim Deniz saat 20.00’de akşam “90 Dakika” adlı Ramazan Programına kimi davet ettiğini duyuruyor…
Azim Deniz’in saat 21.30’da başlayacak program konuğu Sedat Kılınç…
Sedat Kılınç kim?
Aynı hafta içinde bir televizyon programında enflasyon verilerinin TÜİK verilerinden daha yüksek olduğunu ve vatandaşların zamlar altında ezildiğini söyleyen MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy’un Merkez Disiplin Kurulu’na sevk edilmesine, “Gerçekler karşısında susan dilsiz şeytandır” diye partisinden istifa eden iş insanı ve aynı zamanda Kayseri Merkez Kocasinan Belediye Meclis Üyesi…
Azim Deniz, saat 21.30’da Sedat Kılınç ile program yapacağına ilişkin tanıtım jeneriğini sosyal medya hesaplarında paylaşınca birileri ciddi anlamda rahatsız olmuş olmalı…
Çünkü Sedat Kılınç MHP’den istifa ettiğini hafta boyunca gerek yerel gazete ve gerekse televizyonlardan duyurmuş hatta TELE1 Televizyonunda canlı yayına katılmış, Kılınç’ın bu açıklamalarından eski partilileri bir hayli rahatsız olmuşlardı…
Son olarak o akşam Azim Deniz’in canlı yayın programına katılacağı da duyurulunca birilerinin sabrı taşmış olmalı…
Hemen telefon trafiği başladı…
Önce Ankara hareketlendi…
Sonra Kayseri boyutu harekete geçirildi…
Harekete geçirilen Kayseri ayağı bir grup gence cep telefonu üzerinden toplanmaları için mesaj yolladı…
Toplanan gençler söz konusu program başlamadan önce Azim Deniz’in Sahabiye Mahallesi Boylar Sokak’ta ki televizyonun bulunduğu binanın önüne geldi…
Saatler 21.15’i gösterirken televizyonun bulunduğu binanın birinci katında ki kapısının zilini çaldılar…
Kapı açılır açılmaz öfkeli gençler bir anda içeri daldı…
Program henüz başlamamış, program yapımcısı Azim Deniz, konuğuna odasında kahve ikram ediyordu…
Gençler önce program konuğu Sedat Kılınç’a saldırdı…
Gençler Sedat Kılınç’ı hırpalamaya başlayınca Azim Deniz’de ev sahibi sıfatıyla müdahale etme gereği duydu…
Bu kez gençler Azim Deniz’i de hırpalamaya başladı…
Bir anda televizyonun içi bağrışmalar, çağrışmalar, küfüler ve hakaretlerle savaş alanına döndü…
Azim Deniz o itiş kakış anında yüzünden yaralanmış ve yere düşmüştü…
Düştüğü yerden güçlükle doğrulan Azim Deniz, polisi aramak için cep telefonuna sarıldı, fakat öfkeli gençler Azim Deniz’in elinden cep telefonunu kaparak yere çaldı…
Öfkeli gençler bir hayli hırpaladıkları program konuğu Sedat Kılınç’ı sürükleye sürükleye aşağı götürdüler…
Azim Deniz aşağı koştuğunda aşağı da bekleyen bir grup genç bir kez daha üzerine yürüdü… Yukarı da olduğu gibi yine itiş-kakış, tekme ve tokat aşağıda da devam etti…
Sonra öfkeli gençler geldikleri gibi çekip gittiler…
Sedat Kılınç ortada yoktu…
Azim Deniz, kendine geldiğinde Sedat Kılınç’ı görmeyince, televizyonu basan öfkeli gençlerin Sedat Kılınç’ı da yanlarında alıp götürdükleri kanaatine kapılmıştı… Oysa Sedat Kılınç’ta o kavga ortamından sonra arabasına binerek doğruca özel bir hastaneye gitmişti…
Yoksa kamuoyuna ilk anda yansıdığı gibi kaçırılması söz konusu değildi…
Bu arada polisler de olay yerine gelmişti…
Azim Deniz, bu öfkeyle hemen televizyona çıkıp o öfke ve gerginlikle çektiği videoyu sosyal medya hesabından paylaştı…
Olay yerine gelen polisler Azim Deniz’i eski adıyla Devlet Hastanesi yeni adıyla Araştırma Hastanesi’ne götürdü…
Azim Deniz Hastaneye geldiğinde eli-yüzü kan içindeydi… Özellikle alın bölgesi… Hemen beyin tomoğrafisi çekildi ve sonra kendisini toparlayabilmesi için Acil Yoğun Bakım Servisi’ne yatırılmıştı…
Azim Deniz’in saldırı olayını ve olaya duyduğu tepkisi içeren video kaydı bir anda Kayseri’de infial uyandırmıştı…
Doğrusu ortada kabul edilmesi mümkün olmayan çirkin bir durum vardı…
Şehrin orta yerinde bir grup öfkeli genç bir televizyonu basıyor televizyonun sahibi ve program yapımcısını tartaklıyor ve program konuğunu da öldüresiye dövdükten sonra zorla ve sürükleye sürükleye televizyondan aşağı indiriyor… Ve üstelik o program konuğunun akıbeti de o an itibariyle belli değil!
Olay sadece Kayseri’de değil ülke genelinde de infial uyandırıyor…
Haber ajansları vasıtasıyla olay ulusal çapta duyuluyor ve sonra da canlı yayında olan televizyon kanalları da Kayseri’de ki bu çirkin saldırıyı işlemeye başlamıştı…
Cidden ortada son derece çirkin bir saldırı olayı vardı…
MERAK EDİLEN SORULAR…
Birinci soru şu;
Bu gençlere, “Gidin o televizyon kanalını basın! Sedat Kılıç’ı dövün!” diye kim ya da kimler talimat verdi
Talimat cidden iddia edildiği gibi Ankara’dan mı geldi
Ankara’dan geldi ise Kayseri’de kime geldi
Kim o gençlere toplanmaları için mesaj yolladı
Bu soruların cevabını günümüz teknolojisinde bulmak çok zor olmasa gerek
Emniyet saldırı olayı ile ilgili olarak ilk aşama da 6 kişinin gözaltına alındığını duyurdu…
Bu 6 kişinin telefon kayıtlarından kimlerle temas halinde olduğu gayet kolaylıkla çorap söküğü gibi bir bir çözülür…
Bu saldırı olayı en ufak bir şüphe bırakmayacak kadar açık ve seçik olarak aydınlatılmalı…
Ucu kim ya da kimlere kadar uzanırsa uzansın…
Tabii bunda Vali Şehmus Günaydın, Emniyet Müdürü Kamil Karabörk ile olayı soruşturan Cumhuriyet Savcılığı’na büyük görev düşüyor…
Herkes üzerine düşen görevi hiçbir etki altında kalmaksızın harfiyen yerine getirmeli… Mesele şu parti bu parti meselesi değil, ortada çirkin bir saldırı olayı var! Hiç kimse böylesi çirkin bir saldırıyı meşru göstermemeli! Hiç kimse böylesi bir saldırıyı hafife almamalı!
Bu hem hür düşünceye yönelik bir saldırı olduğu gibi basını da susturmaya yöneliktir! Organizeli bir şekilde meskene tecavüz var, saldırı var, darp var… Bunlar hafife alınmamalı…
BUTÜR BİR ÇİRKİN
DAVRANIŞ KİME
NE MENFAAT SAĞLAYACAK
Azim Deniz ve Sedat Kılınç’a yönelik saldırı haberini aldığım andan beri düşünüyorum…
Bu gençleri kim, hangi mantıkla harekete geçirdi
Yani Sedat Kılınç’ı dövünce Sedat Kılınç susacak ve her şey süt-liman mı olacak
Bir televizyon stüdyosunun basılarak hem program yapımcısının hem de konuğunun dövülmesi kime ne yarar sağlayacak
Bunun faydasından ziyade zararı hiç mi hesaba katılmaz
Bu kadar mı gözünüz karardı, bu kadar mı öfke ve nefret yüklüsünüz
Birileri parayla adam tutsa git şu televizyon kanalını basın, orada programa çıkacak konuğu dövün, karşı koyan olursa onu da yıkın dese böyle olmaz!
Bu olaydan en çok zarar gören kim
MHP! Sonra Ülkü Ocakları!
Kamuoyunda oluşan algı bu değil mi Bu! İstediğiniz kadar bu saldırıyla ne MHP’nin ne de Ülkü Ocakları’nın zerre kadar ilgisi yok deyin! İstediğiniz kadar Baki Ersoy’un Merkez Disiplin Kuruluna tepki göstererek MHP’den istifa eden Sedat Kılınç’a tepki gösteren bir grup genç kendi aralarında organize olarak gidip o televizyon kanalını basıp Azim Deniz ve Sedat Kılınç’ı hırpaladı deyin!
Bu fotoğraf hem MHP için hem de Ülkü Ocakları için kötü bir fotoğraf!
Böylesi bir fotoğrafa MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de kesinlikle ciddi anlamda tepki vereceği kanaatindeyim!
Örneği var!
9 Mayıs 2020 tarihine de hatırlayacaksınız, 323 günlük açlık eyleminden sonra hayatını kaybeden Grup Yorum’un gitaristi İbrahim Gökçek’in Cenazesi önce memleketi Başakpınar’da defnedilmek istenmiş, “Terörist cenazesi istemiyoruz!” diye tepki gösterilince Talas Halef Hoca Mezarlığı’nda toprağı verilmiş, ona da bir grup ülkücü ile dönemin Ülkü Ocakları Başkanı sert tepki gösterinde Devlet Bahçeli hem Ocak Başkanı hem de yönetimini görevden almış, Ülkü Ocağı’nın kapısı yaklaşık dört-beş ay kilitli kalmıştı!
Yani Devlet Bahçeli bu ve benzer konular da son derece hassas!
Bu nedenle bu saldırı olayı tüm yönleriyle eksiksiz Devlet Bahçeli’ye aktarıldığı taktirde çok ciddi manada tepki göstereceğine ben şahsen inanıyorum…
Hele hele MHP’nin seçmen düzeyinde bu kadar oy kaybına uğradığı şu günler de MHP’nin aleyhine olacak böyle çirkin bir eyleme niye izin versin
Şimdi bu çirkin saldırı olayını şöyle bir kenara koyalım, ben biraz da bu vesileyle MHP içinde ki gelişmelerden bahsetmek istiyorum…
Milletvekili Baki Ersoy’un ülkücü kimliğinden kimse şüphe duyar mı
Hiç sanmıyorum!
Peki, MHP Milletvekili Baki Ersoy’un Kayseri’de ne denli aktif ve etkin olduğundan şüphe duyan var mı
Onu da sanmıyorum!
O halde kimse Baki Ersoy’un MHP’ye şu veya bu şekilde zarar verdiğini düşünebilir mi
Onu da sanmıyorum…
O halde bir an olsun Kayseri’de Baki Ersoy’suz bir MHP’yi düşünün…
MHP’nin Kayseri’de bir etkinliği olur mu
MHP Kayseri’de varlığını hissettirebilir mi
Teşkilat düzeyinde… Vatandaş düzeyinde… Sivil toplum örgütleri düzeyinde… Spor kamuoyu düzeyinde… Belediyeler düzeyinde…
Ben şahsen kişiler üzerinde her şeyin odaklanmasına şiddetle karşı olmakla birlikte eğer o partiyi toplumunun her katmanına bir kişi taşıyorsa bu gerçeği de göz ardı etmemek lazım…
Bu bir gerçek mi Gerçek! Yani fiili bir durum! Bu gerçeği görmemezlikten gelebilir misiniz Gelemezsiniz! Gelebilirsiniz ama o zaman ilk seçim de sonuçlarına da katlanmak zorunda kalırsınız!
Bedeli ne olur doğrusu onu bilemiyorum…
Ancak şunu biliyorum; MHP bugünkü konjonktür gereği bu ve benzer vakaları test etme lüksüne sahip eğil!
Meral Akşener kazan kaldırmış, olağanüstü kongre istiyor muş! Gitsin efendim, gitsin!
Gitti! Gitti de ne oldu Merkez sağda bir parti yarattınız! Eğer Meral Akşener ile ilgili o partinin ileri gelenleri o kriz sürecini iyi yönetmiş olsalardı bugün merkez sağ da İYİ Parti diye bir parti olmazdı! Bir an olsun merkez sağda İYİ Parti adı altında bir partinin var olmamış olduğunu düşünün… MHP daha güçlü olmaz mıydı MHP kamuoyu ve seçmen nazarında bu kadar oy kaybına uğrar mıydı Son seçimleri bir tarafa bırakın, esas bundan sonra ki seçimlerde yaratacağı yıkımı düşünün! Niye son seçimlerde İYİ Parti bu kadar büyümemiş ve seçmen nazarında bu kadar taraftar kazanmamıştı! Bundan sonra yapılacak seçimler de İYİ Parti daha seçimlere daha güçlü girecek! Hem AKP’nin ciddi anlam da yıpranış olması hem de MHP’nin oluk oluk kan kaybetmesinden dolayı! Peki o halde şimdi şu soruyu sorma vakti gelmedi mi;
Böyle iyi mi oldu işin başındayken o kriz süreci daha iyi ve daha mülayim ve daha kucaklayıcı kişiler tarafından yürütülmüş olsaydı iyi olmaz mıydı
Gelelim MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt meselesine…
Cemal Eginyurt’u da dönemin Tarım Bakanı’nı eleştirdi diye gönderdiniz! Cemal Enginyurt’ta şimdi DP saflarında bangır bangır siyaset yapıyor… Ciddi manada taraftara kazanıyor! Taraftarı nereden koparıyor. Elbette ki birinci derece de MHP seçmeninden ikinci derecede de AKP seçmeninden! İyi mi oldu
Gelelim MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut meselesine…
Yücel Bulut 15 Aralık 2021 tarihinde Adalet Komisyonundan istifa etti… Kimilerine göre baskıyla kimilerine göre de kendi rızasıyla istifa etti… Sebep her ne olursa olsun bir tatsızlık yaşandı mı Yaşanıyor mu? Yaşandı ve yaşanıyor… Yazık değil mi Tokat’tan seçilmiş pırıl pırıl genç bir milletvekili…
Oysa MHP başta Baki Ersoy ve Yücel Bulut gibi genç ve dinamik isimlerle ciddi bir değişim ve dönüşüm yakalamıştı!
Birçok parti bunu yapamıyor, yapamadığı gibi bunun ciddi anlamda sancısını yaşıyor…
Kayseri’de bu hamle çok başarılı bir şekilde gerçekleştirilmişti…
Aynı ülkücü hareketten gelen Serkan Tok Kocasinan İlçe Başkanlığından İl Başkanlığı makamına oturtulmuş, peşinden de milletvekili olarak Baki Ersoy ve İsmail Özdemir seçilmişti…
Uzunca bir süre bu genç ekip uyum içinde çalıştı…
Ciddi başarılar da elde ettiler…
Peki sonra ne oldu
Bir birbirlerini harcamaya başladılar…
Önce Serkan Tok harcandı… Sonra Şimdi de sıra Baki Ersoy’a geldi! Serkan Tok’un Baki Ersoy’un harcanmasıyla parti İsmail Özdemir’e baki kalır mı? Kalmaz!
Tıpkı 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası yaşananlar gibi…
Cemal Gürsel’in liderliğinde gerçekleştirilen 27 Mayıs 1960 ihtilalından bir süre sonra Milli Birlik Komitesi kendi içinde fikir ayrılıklarını düşmüş ve “14’ler” olarak anılan aralarında Milli birlik Komitesi Genel Sekreteri merhum Alpaslan Türkeş’in de bulunduğu 14 Milli Birlik Komitesi tasfiye edilmiş ve yurtdışına gönderilmişti…
Yıllar sonra Mehmet Ali Birant’ın hazırladığı “Demir Kırat Belgeseli”nde o dönemin güçlü paşalarından Madanoğlu ile yapılan röportajı dinlemiştim… Madanoğlu’nun söylediği o tarih sözleri hiç unutmam
“İş öyle bir noktaya gelmişti ki, artık ihtilal kendi evlatlarını yemeye başlamıştı!” demişti…
MHP’de ki bu genç kuşakla gelen değişimde yaşanan kriz ve çekişmeleri görünce Madanoğlu’nun o tarihi sözleri aklıma geldi…
“Hayrola! İhtilal kendi evlatlarını mı yemeye başladı”