Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 14.12.2021 13:20

HAYR VE HASENAT İŞLERİ

Facebook Twitter Linked-in

Yetmişli ve seksenli yılların hayır ve hasenat işlerinin lokomotifliğini ikisi de merhum Nuh Mehmet Baldöktü ve Nuh Mehmet Küçükçalık yapardı. Yanlarına da, o da merhum Arif Eminoğlu’nu alarak. Bu üç isim, yine o yıllarda birlikte anılırdı.

Sonra bu bayrağın Erciyes Üniversitesi’nde dalgalandığını. Nuri Cıngılıoğlu ve Kadir Has ile doruğa ulaştığını görüyoruz. Başkan Mehmet Özhaseki’nin, özellikle Has ile kurduğu yakın ilişki, bu hizmetlerin ERÜ yerleşkesi dışına taştığını görmekteyiz. Rahmetli Kadir Has’ın rekoru, sanırım kırılmadı.

Doruğa çıkanların arasında şüphesiz, İbrahim Özbıyık’ın şahsında Özbıyık ailesi de var. Hakkı teslim etmek lazım. Talas’a yaptığı hayr ve hasenat nedeniyle, bacanağım rahmetli Kemal Timuçin’i de bu vesile ile rahmetle anıyorum.

ERÜ, NNY ve AGÜ bağlamında Molular, Sabancılar, Bayraktarlar, Çetinsayalar, Narinler, Çıkrıkçıoğulları, Öztaşkınlar, Karamancılar, Dedemanlar, Kılınçerler, Erenler, Ulucanlar, Göknarlar, Gazioğulları, Mercanlar, Özilhanlar, Kibarlar, Kurmeller, Özhanurkarlar, Özkoyuncular vs. vs. aklımda kalanlar. Sayamadıklarımdan özür dilerim. Umarım, bağışlarlar.

Tabii, hayr ve hasenat zincirinin halkaları bunlarla sınırlı değil. Hatırladıklarımı ve özellikle üniversite ağırlıklı olanları verdim. Bu görev aslında ilçe belediyelerine düşer. Geçmişten günümüze ilçelerine (mahalleler de dahil) hayr ve hasenat yapan kişi, aile, kurum ve kuruluşların basit ve sade bir çetelesini tutar.

İsim, amaç, yer, faal olup olmadığı, isim değiştirip değiştirmediği, şu ya da bu nedenle yıkıldığı, proje müellifi, yılı bedeli, yüklenicisi gibi birer satırlık bilgileri ve bir ya da iki fotoğrafı içermeli bu tespitler. Yok, daha detaylı bilgi varsa onları da…

Sürekli güncellenen bu bilgiler belediye web sitesinde yerini alır. Fırsat bulunursa, dönem dönem baskıları yapılır. Sonuçta bu bir proje olup, Şekli, şemaili, içeriği vs. Büyükşehir tarafından “tek tip” hale getirilirse iyi olur. Bir nevi “envanter”den söz ediyorum… Bu sayede, “kent hafızası”na katkı yapılır.

Mesela, geçenlerde Melikgazi Belediyesi; “Taşların İzinde Kayseri (1880-1980)” isimli, oldukça hacimli bir belgesele imza attı. Tevfik Erarsalan’ın hazırladığı belgesel, ağırlıklı olarak fotoğraf yüklü. Aslında, çeşitli yerlerde çeşitli zamanlarda, çeşitli kişiler tarafından yayınlanan fotoğraflar. Bunların, bir albüm şeklinde bir araya gelmesi güzel bir hizmet.

Müellifi ve Başkan Palancıoğlu’nun şahsinde emeği geçenleri kutluyorum. Ama bazı itirazlarımı, bazı eleştirileri mi de yapmadan geçemeyeceğim.

Acaba diyorum; Fotoğraflar, “fotoshop” ile temizlenip daha çekici daha canlı bir hale getirilemez miydi? İşin uzmanı değilim, bir dostumun uyarısı üzerine düştüm bu notu. “Tereciye tere satmak istemem” ama bu bir “tıpkı basım” olmadığına göre, temizleme operasyonu yapılabilirdi diye düşünüyorum.

Metinlerin tamamını okudum. Bir kaynakça olsa iyi olurmuş. Bir kısım bilgilerin kaynağı metin içinde ve metin altlarında verilmiş. Ama bir kısmı neden verilmedi? Bilemiyorum.  Bir de; “Son sınıf öğrencileri, Sakarya Savaşı’nda şehit olduklarından Kayseri Lisesi o yıl mezun vermedi”, “uydurması”na bu çalışmada da yer verilmiş. Uyarılarıma rağmen Melikgazi Belediyesi’nin bu “yalana” alet olmasına üzüldüm doğrusu. Müellif, kaynak olarak “mezuniyet defterinin” ilgili sayfasını göstermiş. Anlaşılan o sayfayı görmemiş. Yok ki, nasıl görsün. Dediklerine göre, o sayfa kaybolmuş. Yok, varsa Lise faal, arşivi orada duruyor. Fotokopisini yayınlasın, kavga da bitsin.

Olmayan bir sayfa ve bir kişinin (Cahit Kulebi) aktarımına inanarak bu “yalan” yaygınlaşmaya başladı.   Yaygınlaşmasına neden olan da Büyükşehir Belediyesi. Uyarılarıma rağmen, bu “yalana” ortak oldular. Uydurmalarla tarih yazılmaz. Bir kez daha belediyeleri uyarıyorum. Alet olmayın, telafisi mümkün olmayan, yalan ve yanlış bilgilere.

***

Son yıllarda, hayr ve hasenat bayrağını Avukat Mehmet Altun ve sanayici Osman Ulubaş taşıyor. Mehmet Beyi, hem İstanbul’dan yurttan ve hem de Kayseri’de yaptığı avukatlıktan tanırım. Sonra İstanbul’a yerleşti. Ünlü bir “Hukuk Bürosu”nun kurucusu oldu. Kayseri’ye geldiğimde, Ünal Eczanesi’nde karşılaşırdık.

Gün geçmiyor ki, özellikle Altun’un bir hayr ve hasenatının ya açılışta ya da temel atmada ismi geçmesin. Sanırım Mustafa Palancıoğlu, Altun ile iyi diyalog içerisinde. Anlaşılan Mehmet Bey, tüm servetini bu yolda harcayacak.

Osman Beyi sanayiciliğinden tanırım… Ben de o zaman Elektrik Şirketi’nde çalışırdım. Kardeşi, genç yaşta kaybettiğimiz, Mustafa Bey ile, fabrikasyon anlamında sanayi tesisi kuran, “ikinci sanayici” kuşağının ilklerden. “Dur, Türkiye’de Ulubaş var!”, ünlü sözü ile anılan Ulubaş düdüklü fabrikasının kurucusu. Yuvam ile devam ettiler. Sanırım şimdi, sanayiciliği bıraktı.

Unutmayın, binlerce hayr ve hasenat sahibi var bu kentte. Kimi okul, kimi cami, kimi minare, kimi yol, kimi köprü yaptırttı. Hâlâ yaptırtmaya devam ediyorlar. Bir tuğla bile koyandan Allah razı olsun. Kolay değil vermek… En zor şey vermekmiş. Mesela, olsa ben verebilir miyim? Bilemiyorum?

Hayırların kabulü, şerlerin defi dileğiyle…

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —