Çok acılı, çok hüzünlü, çok can sıkıcı bir günde yazmak gerçekten zor… Bir de bunu fiilen yaşayanlara sor… Öyle ya; “ateş düştüğü yeri yakarmış!” derler ama şüphesiz bizim içimize de kor gibi düştü, acılar. Fakathayat durmuyor… Dünya dönmeye, güneş doğup batmaya, depremler, bilemediğimiz bir vakti beklemeye devam ediyor.
***
Biz insanların hayatı sınırlı, göremeyeceğiz ama doğanın döngüsü, “kıyamete” kadar sürecek… Bu süreçte aklını, bilimi kullanmayan; zelzele için;“Gavs Hazretleri”, “dur!” dedi durdu ya da;“Efendi Hazretleri”, “Manisa’nın üzerinde dolaşan deprem bulutlarına doğuya git dedi ve gitti!” sözlerine biat eden toplumlarda acılar, ahlar, vahlar eksik olmayacak.
***
Peki, Efendi Hazretleri, doğuya yani İslam diyarına değil de, batıya “küffara git!” dese de, ABD’de dahil cümle küffar yerle yeksan olsa olmaz mıydı?“Dur!” diyeceğine, “olma!” dese daha iyi olmaz mıydı?
***
Neyse, “ontolojik, epistemolojik” nedenleri bir yana bırakıp gelelim konumuza. Uzaklardayım… Yağmıyor yağmıyor derken iyi kar yağmış Kayseri’ye… Hava sıcaklıkları eksi 10 derecenin altında seyrediyormuş. Normaldir, mevsimidir, beklenir. Tıpkı, deprem gibi, sel gibi, yel gibi…
***
Bugün “gücük” üçüncü günü. Bira başka anlatımla,“90 Taşı”nın son otuz günü... Ya da kışın son ayı... 13 Mart’ta bahara gireceğiz. Bakalım içinde bulunduğumuz “gücük” nasıl geçecek.
***
Gücük; kısa ve kuyruksuz anlamlarına da geliyormuş. “Doksan taşı”nın diğerleri de geçtiğimiz ise karakış, zemheri...“Doksan taşı” da şuradan gelirmiş: 13 Aralık geldi mi, bir çömleğe 90 taş konur, her gün bir tane alınırmış. Kalan taşa göre “tarım takvimi” yapılırmış.
***
Demek ki yaklaşık daha bir ay kışımız var...
Yağışlardan da belli değil mi?
Durun bakalım daha ne yağışlarımız var...
“Kış bitti!” diye rehavete kapılmayın...
***
Unutmayın, “Dağlar karını martta alırmış!”
“Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır!” deyişi de bu ay içindir...
Efendim. Eskiler; “Gücük’te kar, güdük devenin kuyruğuna çıkar!” demişler...
***
Boşa dememişler...
Dedikleri olacak, galiba...
Aslında bu yağışlar, bir bereket yumağı...
Ağaçlar geç uyanır, mahsul bol olur...
Yer altı suları beslenir...
İçme ve kullanma suyu sıkıntısı çekilmez...
Barajlar dolar...
***
Bir de Allah göstermesin... Bir lodos da su baskınlarına neden olabilir... Bu nedenle, Kayseri’nin,“Taşkın Koruma Kanalları”nı şimdiden hatırlatmak isterim... Bakımları için şimdiden hazırlığa başlansın... Yoksa bu sefer de ahlar, vahlarKayseri’den yükselir.
***
Bazen bu ay zor geçer. Belediyeler çok zorda kalır… Öyle kar yağar ki, yine işimiz de“Gabayil memuruna”… Allah’tan,“GabaYil Memuru”martta izinden dönüyor!..
***
Yine Allah’tan, birkaç gün sonra cemreler düşmeye başlayacak...Her yıl 20 Şubat tarihinden başlayarak birer hafta arayla havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan cemrenin ikincisi 27 Şubat'ta suya, üçüncü ve son cemre de 6 Mart günü toprağa düşecek.
***
Ha unutmadan söyleyeyim. Artık “yarma/kalem aşının zamanı”; kış mücadelesi için uygulanan “bordo bulamacı” yapım zamanı da geliyor. Gerçi şimdi de yapılabilir ama pompaya konacak suyun donma ihtimali var. En iyisi martı bekleyelim. Ama martın ortasına kalmayalım.
***
Ağaçların budanması da bugünlerde yapılır. Gerçi budama, yaprak dökümünü takip eden her gün de yapılabilir.
***
İnanın Hisarcık’ı özledim… Tabii, baharı da… Bol yağışlı cücük dileğiyle…