Dokuz yıl süren, her karar bozulan Gezi Davası sonuçlandı… Ve nihayet, “yetmez ama evetçilerden”, bir zamanlar iktidara destek veren Osman Kavala, “istenen” cezaya çaptırıldı, “müebbet hapis yedi!” Yedi kişi de 18 yıl ile “sıyırdı”…
***
Dur-kalk, in-çık, yap-boz derken “dava dosyasının” bile kafası karıştı; bizimkisi nasıl karışmasın? Bundan sonra İstinaf arkasından Yargıtay… Derken, birkaç kez, yargılamanın “hukuksuz” olduğu yönünde karar veren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi… Bakalım, nasıl bir süreç ve sonuç bizi bekliyor? Göreceğiz…
***
Kişiler ve “kaçıncı mahkeme” olduğu beni pek ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan, işin seyri ve bu esnadaki gelişmeler… Öyle ya, şu ya da bu mahkeme, şu ya da bu hakim, şu ya da bu kişi olabilir. Benim için önemli olan kararın, “hukuka ve adil yargılama ilkelerine uygunluğu” ve ne dendiği…
***
Tartışmalara Adalet Bakanı Bekir Bozdağ son noktayı koydu. Yargı bağımsızlığından, hukukun üstünlüğünden söz etti… Acaba öyle mi?
***
Karara gölge hemen düştü… Siyasi yanı ortaya çıktı. Üç hakimden birisi “karşı oy” notu düşmüş yani kararın hukuksuz olduğunu belirtmiş. Karşı oy yazısını okudum. Ez cümle şöyle diyor: Delillerin hiç birisi “hukuka” ve “olay tarihindeki mer’i mevzuata” uygun değil.
***
Bir enteresanlık da şu; Osman Kavala “berat”, -hem de “üç sıfır”- , ettiği dosyadan, “ağırlaştırılmış müebbet” hapse mahkum oluyor… Tabii, “3-0” karar veren heyet de başka yere tayin ediliyor. Neden? Yoksa, “ülül emre itaat etmediler” de ondan mı?”
***
İki yıldan, dört yıla çıkmasını ya da on yıldan beş yıla inmesini anlarım da, “berattan” “ağırlaştırılmış müebbet”e çıkışı anlamakta zorlanırım.
***
“Olumlu” oy verenlerden birisi de çok dikkat çekici… Bu arkadaş, 2018 seçimlerinde AK Parti’den milletvekili aday adayı olmuş; eşi de bir “Fetö itirafçısı”ymış, üç ay kadara da içeriden kalmış, berat etmemiş, itirafları nedeniyle şartlı tahliye edilmiş.
***
Şimdi sormak lazım Sayın Bakan Bozdağ’a: Sayın Bakan bu iddialar doğru mu? Bu karara gölge düşürmez mi? Hakim partinizden aday adayı; eşi, “Fetö” itirafçısı mıydı?Tabii, itham altında kalan hakim ve eşi de konuya açıklık getirmek zorunda!..
***
İthamlar doğruysa, karar bana, Ziya Paşa merhumun yaklaşık bir buçuk asır önce düştüğü şu dizeleri anımsattı:
“Kâdı ola da’vâcı vü muhzır dahî şâhid,
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adâlet?”
***
Dizelerin ne anlama geldiğini verelim; “Hakim hem davacı, hem mübaşir, hem şahit oluyorsa, O mahkemenin verdiği karara adalet denir mi?”
***
Kararı savunan pek yok. Sadece, “yargı bağımsız. Saygı duymak gerekir!” söyleminden öteye geçmedi. Ama eleştiriler çok sert oldu. Bunlardan birisi de Sayın Abdullah Gül’ün eleştirisi… Abdullah Bey ile ilgili haber şöyle düştü, basına: “
“…11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gezi Davası’ndan çıkan Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet ve yedi sanığa 18 yıl hapis cezası kararına tepki gösterdi. Gül, kararın Türkiye için utanç verici olduğunu belirterek, ‘Bu dava yargılama süreci açısından da ileride utanılacak bir yargılama süreci olarak anılacaktır’." dedi.
***
Hele hele, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in, grup konuşmasının finali müthişti… Toplantıyı izlemeye başladım… Meral hanım bir türlü “Gezi”ye gelmiyordu… Canım sıkıldı; “Şimdi değil de ne zaman!” dedim. Sonunda bombayı patlattı… “İki ayyaş!” sözü ile başlayan süreci anlatmaya; “Hürriyet, müsavat, uhuvvet!” derken gözlerimden yaş dökülmeye başladı.
***
“İki ayyaş!” sözünü unutamıyorum. Kahroluyorum… Asla “etnik” temele dayanmayan, “vatandaşlık” esasına müstenit, bir “Türk devleti” olan laik Cumhuriyet’in kurucu değerleri bu kadar “aşağılanamaz!”
***
Öyle ya da böyle hayat devam edecek. “Enseyi karartmayın!”, umudunuzu kaybetmeyin. Zira, insanlık geriye gitmez. Mustafa Kemal Türkiye’si de gitmeyecek… Sonuçta; hukuku üstün kılan, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti varlığını sürdürecek…
***
Benim merak ettiğim husus şu: “Tek Parti” dönemini acımasızca eleştirenler, bu dönemi “kitaplaştıranlar”, AK Parti dönemini nasıl yazacaklar?
***
Dostlar, 1957’den beri siyaseti yakından takip ederim; aklım da iyi erer; hafıza açısından bir sıkıntım da yok. AK Parti özellikle “Tek Parti” dönemi ile ilgili yaptığı eleştirilerin neredeyse tamamına yakınını ve/veya benzerlerini misliyle yaptı yirmi yıllık iktidarında…
***
Mesela mı? Mesela: Eski AK Parti Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, “kararı” eleştirdi diye, Uşak valisi olan eşi görevden alınıyor, hemen… Hani; “eylemlerin şahsiliği prensibi vardı!”