Gelelim, netameli konuya… “Gelir Dağılımı” ve “Gini Katsayısı”na. Bu konuyu, 1960’lı yıllarda komünistler ve sosyalistler dile getirirdi. Sağın böyle bir derdi yoktu. Öyle ya, işleri güçleri sağda-solda komünist, sosyalist, mason, dönme aramaktı… Konuyu açanlara da; “Vurun komünistlere!”, “komünistler Moskova’ya!”, “suyun ötesi” derlerdi.
***
“Bunlar, servet düşmanı vurun!” diye sokaklara dökülenlerin tamamına yakını da, “fakir-fukara” çocuklarıydı. Sınıfsal bilinç oluşmayınca da bu tür tepkiler doğaldı. Halen, o bilinç oluşmuş değil.
***
Yine halen; “belediye ekmek büfeleri” açılmasına karşı çıkanlara; toplanan “yardımlara” el koyanlara; “CHP’li belediyelerin sosyal yardımlarına engel olanlara” siyaseten destek veriyor; “aç varsa buyurun doyurun!”, diyenlere alkış tutuyor. Bakalım, “işsizlik var!” diyene ne diyecekler.
***
Merhum İdris Küçükömer Hoca, İ.Ü. İktisat Fakültesi amfisinde; “bir ülkenin ahalisinin ne durumda olduğunu görmek istiyorsanız gelir dağılımına (Lorenz Eğrisine) ve ‘Gini Katsayısına’ bakmak lazım!” dediğinde ortalık karışırdı. Muhtemelen, amfinin en arkasında oturan “höt hötler” not alıp, ilgili yerlere jurnal ederlerdi.
Hoca da onlara dönüp; “Siz de dinleyin bunları… Sizi de ilgilendirir… Sizler de yoksul aile çocuklarısınız!” derdi. Aradan yıllar geçti. Köprünün altından çok sular aktı. 2000’li yıllarda TÜİK, “Gelir dağılımı araştırmaları” yapmaya başladı. Bu çalışmalar da; “Komünistler, Moskova’ya!”, diyenlere kısmet oldu.
***
Yazıyı kaleme alırken, TÜİK, Nisan/2021 dönemi işsizlik verilerini açıklandı. TÜİK sürekli, “nalıncı keseri gibi iktidar lehine” açıklasa da sonuçları anlaşılan, artık “mızrak çuvala sığmadığı” için, gerçekleri gizleyemez oldu.
***
TÜİK verilerine göre son durum nasılmış: Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı, bir önceki aya göre 275 bin kişi artarak 4 milyon 511 bin kişi oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ise 0,9 puanlık artış ile %13,9 seviyesinde gerçekleşti.
***
TÜRK-İŞ araştırmasına (Mart/2021) göre; Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.735,97 TL.
***
Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.911,97 TL; Bekâr bir çalışanın ”yaşama maliyeti” ise aylık 3.316,59 TL.
***
Eşdeğer hane halkı kullanılabilir “fert medyan gelirinin” %50'si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranı %14,4 olarak gerçekleşti. Medyan gelirin %70'i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre ise yoksulluk oranı bir önceki yıla göre değişmeyerek %28,5.
***
Bu durumda; bir açıdan her 100 kişinin 14,4’ü; diğer açıdan her 100 kişinin 28,5’i yoksul. Biz, yoksulluk giderilmiyor, “yönetiliyor” derken haksız mıyız yani?
***
“Kullanılabilir yıllık gelir”, bu hane halkının tüm gelirlerinden vergi ve benzeri kalemler/giderleri düştükten sona kalan kısmı.
***
Genel anlamıyla “ortalama gelir”, ülkedeki toplam gelirin toplam nüfusa bölünmesi yoluyla hesaplanır. Gelirleri küçükten büyüye doğru sıraladığımızda en ortadaki sayı ise medyan geliri verir. 2003’ten beri baktığımızda bu gelir ortalamanın altında seyrediyor. Bu ise, “gelir dağılımının” bozukluğunu gösteriyor.
***
Bir yanlışlık da şurada: “Büyüdük!” sözüne karşı ahali; “Büyüdüysek para kimde, ben de yok!” diyor. Elbette sende olmayacak. Kimde olduğunu görmek istiyorsan gelir dağılımına bakacaksın.
***
Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, “sıfıra” yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, “bire” yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. En son yapılan araştırma sonuçlarına göre Gini katsayısı 0,395 olarak tahmin edildi. Uzun yıllardır (2010-2019) bu oran pek değişmez.
***
Toplumun gelirden en fazla pay alan %10'unun (P90) elde ettiği gelirin, en az pay alan %10'unun (P10) elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan “P90/P10” oranı ise 13 oldu.
Bunun anlamı şu; geliri yüzsek 8 milyon nüfus, geliri düşük 8 milyondan 13 kat daha fazla gelire sahip. Bu oran da uzun yıllardır değişmez. Anladık mı şimdi, “para/büyüme” kime doğru gidiyor.