Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 22.09.2023 13:07

GELİR DAĞILIMI İSTATİSTİKLERİ (2022)

Facebook Twitter Linked-in

TÜİK, Gelir Dağılımı İstatistiklerinin hesaplandığı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması (2022) yayınladı. Batı Yakası’nda değişen bir şey yok… Zengin daha da zenginleşiyor, fakir daha da fakirleşiyor. 1960’lı yıllarda, merhum İdris Küçükömer Hocamız; “Delir Dağlımı”nıdan, bunun grafiğe dökülmüş “LorenzEğrisi”nden ve “GiniKatsayısı”ndan söz ederken;“Bak, bak komüniste… Gelir dağılımından söz ediyor. Vurun!”, derlerdi… İstanbul İktisat Fakültesi amfisinde, “sivil polisler” izler ve not alırdı. 

***

Oysa hocamız, “vurun!” diyenlerin hali pür melalini, yoksulluğunun nedenini anlatıyordu ama gel de anlat, bizlere. Nereden bilelim “sınıfsal çelişkileri”, bu “çelişkilerin sürdürülebilir olmadığını!”. Çok yıllar sonra, AKP zenginleri pıtrak gibi ortaya çıkmaya başlayınca, şu sorunun yanıtını aramaya başlamıştık, Küçükömer Hocamızın işaret ettiği, gibi…

***

Neydi bu?Hunat Hamamı önünde, zemherinin çat ayazında, kışta kıyamette otobüs bekleyen “benim türbanlı bacımla!”, onun önünden geçen geçen 4X4’e binmiş, marka giyinmiş, direksiyonun başındaki “benim türbanlı bacım!” arasındaki çelişki sürdürülemez. Bunu görmeye başladık. Sanırım, bu çelişki, bu seferki sandığa yansıyacak.

***

Dönelim, TÜİK’in“gelir dağılımı” araştırmalarına. Son yapılan araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkıkullanılabilir fert gelirinesahip %20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 1,3 puan artarak %48,0'a çıkarken, en düşük gelire sahip %20'lik grubun aldığı pay 0,1 puan azalarak %6,0 oldu.Yani (P80/P20), sekiz katı… 

***

Bunu biraz daha alt gelir grubuna yani yüzde 10’luk dilimlere ayırırsak (P90/P80), gelir dağılımı daha da vahim. Tam 14,3 katı. 2021 yılında bu oran 13,7’imiş. 

***

Dilimler küçüldükçe gelir eşitsizliği daha da artıyor. Yüzde 5’lik dilimler esas alındığında en yoksul yüzde 5’e tekabül eden yaklaşık 4,2 milyon kişi gelirin yüzde 0,9’unu alırken en zengin yüzde 5 gelirin yüzde23,3’ünü alıyor. 

***

Yüzde 5’lik dilimlere göre gelir eşitsizliği 26 kata çıkıyor. Hani, “fakir-fukara” takımı; “ama lokantalar doluyor!” dediklerinde, bunların doldurduğunun farkında değil. Yine bu takım; “telefonunu çıkart!” diyor ama kendi cüzdanına ve onun cüzdanına bakmayı akıl edemiyor. Asıl bakılacak yer, zaruri olan telefon değil, cüzdan, cüzdan da ne var?

***

2021’de ücret ve maaş gelirleri yüzde 21,5, sermaye gelirleri yüzde 61,8 artıyor. Tüm gelirler ortalama yüzde 31,2 artarken, “ücretli ve maaşlı” çalışanların gelirleri bu artışın altında kaldı.

***

Mesela, Emekçilerin milli gelirden aldığı pay 2021'de yüzde 30,1 iken 2022 yılında yüzde 26,5'e düştü. Sermayenin gelirden aldığı pay ise yüzde 52,5'ten 54,5'e çıktı. Bu sonuç gelirin sınıfsal dağılımındaki eşitsizliğe işaret ediyor.

***

Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, “sıfıra” yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, “bire” yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmekte. Gini katsayısı 0,415 olarak tahmin edilmiş. Yani, orta bir yerde. Bir yıl önce 0,401… Aslında, AK Parti iktidarı döneminde gelir dağılımı bozukluğu düzelme yerine, bozulmaya devam etti.

***

OECD’nin (37 ülke) 2021 verilerine göre “Gini katsayısı” açısından Türkiye en kötü üç ülke arasında yer alıyor. Türkiye’den daha kötü “Gini katsayısına” sahip ülkeler Kosta Rika ve Meksika.

***

Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda “Gini katsayısı”0,487; emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,423 olarak tahmin edildi. Bunun anlamı şu; “düşük gelir grupları”, “iktidar ianesine” muhtaç durumda. Sanırım bunlar da 7-8 milyon haneye yani, 25-30 milyona yakın nüfusu teşkil ediyor. İşte, AK Parti’nin de güvendiği kitle burası.

***

İşin acı yanı, bir emek örgütünü temsil eden, yandaş aslında “sarı bir sendika”, “sınıfsal bilinci” oluşmadığından, “sermaye lehine” gelişmelere neden olan iktidarı; “Reis seninleyiz!” diye alkışlayabiliyor, seçimlerde destek vaadinde bulunuyor. 

***

Aslında sorunların çözümü, toplumun her kesiminin “lümpenleşmeden” kurtulmasına bağlı. Tüccar tüccarlığını, sanayici sanayiciliğini, emekçi emekçiliğini vs. bilmiyor. Kendisine ait olmayan duvarlara taş ve harç taşıyor, hâlâ. 

***

Sonuçta; AKP iktidarının ekonomi politikaları yoksul ve zengin arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi. Amaç; “yoksulluğu” kaldırmak değil, “sosyal yardımlarla” yönetmek. 

***

AKP’nin sınıfsal tercihiyle ilgili bir durum, bu. AKP gelir adaletsizliğini önemsemedi. Bunu yoksula yaptığı yardımlarla kapatmaya çalıştı. Bir noktaya kadar da bunu başardı. Toplumda en yoksul kesimde olan yurttaşların AKP’ye oy verdiği daha önceki yıllarda yapılan çalışmalarla ortaya çıktı. Gelir ve eğitim düzeyi biraz daha yükseldikçe AKP’nin oy gücü düştüğü görüldü. 2011 yılından sonra politikaları değiştirmesi sonrası yoksul kesimden daha az olmaya başladı. Aksine; CHP’de bu süreçte yoksul kesime sirayet etmeye başladı.”

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —