KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 30.05.2022 11:58

GELECEĞİN PARASI

Facebook Twitter Linked-in

“Paranın yazılmamış Tarihi Antik Çağdan Geleceğe Para” (Timaş, Ocak/2020), Dursun Ali Yaz’ın, okumaya doyamadığım eseri… Gerçekten paranın ve etkilerinin yazılmayan tarihi yazılmış. Daha önce de bir alıntı yapmıştım. Okunmasını hararetle tavsiye ederim. Okuyalım; “Parayı Yahudi icat etti!” diye kulaklarımıza üfleyenlerin zavallılığını görelim. Kitabın “sunuşu” şöyle başlıyor:

***

Uygarlık tarihini şekillendiren paranın icadı 11.000 yıl öncesine dayanır. Antik çağdan beri, kullandığımız para türlerini bilim ve akıl eleğinden geçiren yazar, para olgusunu Trampa Para, Mal Para, Tartı Para, Madeni Para, Kâğıt Para ve Sanal Para olmak üzere altı kategoriye ayırıyor. Paranın ruhu, özü ve şeklini baz alarak yaptığı bu ayırımın para felsefesinde yepyeni bir sayfa açacağına inanıyorum. (…)

***

“Para yokken insan vardı fakat insanlık tarihi parayla başladı. 0 halde şimdiye kadar yapılmamış bir şey yapılabilir; insanlık tarihi ‘para’ olgusu merkeze konularak yazılabilirdi.”

***

MÖ 9000’lerde tahılı evcilleştirip yerleşik hayata geçen atalarımız, 5.000 yıl boyunca trampa para kullandı. Paranın ete kemiğe bürünmesi gerektiğinde ise Sümer arpasında karar kıldı. Yüzlerce çeşit mal paranın dolaşımda olduğu 1.000 yılın ardından değerli metallerin ölçü ve ayarını keşfeden Mısırlılar, tartı parayı deneyen ilk medeniyetti. Yaklaşık 2.500 yıl boyunca değerli madenleri kesip tartarak alışveriş yaptılar. Ege sahillerinde yaşayan Lidyalılar ise iki önemli buluşa imza atarak para formunu değiştirdi: (i) Tartı paraya vurulan egemenlik damgası (ii) Standart gramaj ve ayara sahip sikkeler.

***

İşte cebimizdeki madeni paraları bu icatlara borçluyuz. Olağanüstü buluşlarına bir yenisini daha ekleyen Çinliler ise önce kâğıdı üretti sonra paraya dönüştürdü. 7. yüzyılda gerçekleşen bu devrim, kendini dış dünyaya kapatmış bir medeniyetin ürünüydü. Buna rağmen tüm evrene yayılan kâğıt paralar, tarihin devasa yol ayrımlarına şahitlik etti.

***

Amerika Birleşik Devletleri’nin uygarlık sahnesine çıkması ise para olgusunu bambaşka bir boyuta taşıdı. Özellikle son 50 yılda gerçekleşen teknolojik sıçramalar sayesinde uluslararası piyasaları domine eden sanal para, yalnızca bilinen para formlarını değil servet ve devlet kavramlarına ilişkin tüm paradigmaları da değiştirecekti.

***

(…) İlkel bir kabilenin trampa yöntemlerini okurken Mısır firavunlarının servetiyle tanışmak, Lidya kralı sahte sikke basarken Pers ordusuyla sefere çıkmak, Ezop masalları eşliğinde Sezar’ın suikastine şahit olmak, Osmanlı hâzinesine girip İstanbul sarraflarıyla dolap çevirmek veya derebeylikten demokrasiye uzanmak müthiş bir deneyim olacak.

***

Galata bankerlerinden Medici banknotlarına, Ortaçağ burjuvasından Afrikalı tüccarlara, Rönesans’ın hamilerinden engizisyon kurbanlarına, Fransız banknotlarından (assignat) İngiliz sarraflarına (goldsmith), Hollanda kolonilerinden Wall Street savunmasına veya dünya paylaşım savaşlarından Silikon Vadisi’ne uzanan bu yolculuk başınızı döndürecek.

***

Gezegenimizin Mars’a uzaklığını biliyoruz, aylar sonra doğacak bir bebeğin cinsiyetini biliyoruz, on gün sonraki hava durumunu biliyoruz. Peki, paranın geleceği hakkında ne biliyoruz? Bu soruyu fînansçılar yerine bilim insanlarına sormak lazım.”

(…) “Geleceği öğrenmenin en kolay yolu kahve falı, en zoru ise bilimdir. Onlar zoru seçerek bilim insanlarıyla yaşamış, onları dinlemiş ve geleceğe ilişkin sorular sormuşlardı. Bilimin toplumları dönüştürme kudretini kavradıklarından, farklı alandaki uzmanlarla irtibat halindelerdi. Kendi çağının buluşlarını özetleyen çok geniş bir arşive sahiplerdi.

Medeniyetlerin bilim sayesinde ileri taşındığının farkındalardı. Zaten dünyadaki kültürlerden hiçbiri tek ve katışıksız değildi. Her medeniyet diğerinden etkilenmişti. (…) elinizdeki kitabın baskısından kâğıdına, cildinden mürekkebine, bilgisayar programından tasarımına kadar bu işi bilenlerin başka bir gezegene taşındığını düşünelim. Geride kalan milyarlarca insan, kitap denilen nesneyi tanıyıp bilmesine rağmen aynısını üretebilmek için yaklaşık beş bin yıl uğraşmak zorunda kalacaktır.

***

Mezopotamyalılar trampa parayı, Sümerler mal parayı, Mısırlılar tartı parayı, Lidyalılar madeni parayı, Çinliler kâğıt parayı, Amerikalılar ise sanal parayı icat ederek insanlığa armağan etti. Peki, bunu nasıl başardılar? Paranın arkasındaki bilimsel sistematiği iyi kavrayarak!

***

Çünkü para bilimi sanıldığı gibi tek başına işlemez; metalleri inceleyen metalürji, dillerin yapısını inceleyen filoloji, eski yazı çeşitlerini inceleyen paleografi, ağırlık ve uzunlukları inceleyen metroloji, tarihi yazıtları paradan sonra inceleyen epigrafi, eski paraları inceleyen nümismatik, iktisat, finans, sosyoloji, coğrafya ve tarihin alt dalları olan siyasi tarih, arkeoloji, ekonomi tarihi, sanat tarihi ve hatta dinler tarihiyle entegredir. Bunları tek bir kapta eritemeyen toplamların geleceğin parasına ilişkin üreteceği fikirler, falcılıktan öteye geçemez.

***

Bırakın gördüğünü izah etmeyi, kimselerin düşleyemediği bir geleceği tasarlamak nasıl bir akıl oyunuydu acaba? Uygarlığın en tanınmış bilim insanı Einstein’a ‘Üçüncü dünya savaşı nasıl olacak?’ diye sorarlar. Dâhinin yanıtı ilginçtir: ‘Onu bilmiyorum ama dördüncü dünya savaşı taş ve sopalarla yapılacak!’

***

Eğer Einstein’a yedinci para formunu sorsalardı, muhtelemelen: ‘Onu bilmiyorum ama sekizincisi arpa ve su olacak,’ derdi. Geleceğin para formu ne olursa olsun; ruhunu siyaset, özünü altın, şeklini ise teknoloji belirleyecek. Bunu başarmak için her ülke eşit şansa sahip. Çünkü herkesin önünde iki seçenek var. Birincisi ‘uygarlık döngüsü’ rotasında ilerleyip yarınları şekillendirmek, İkincisi ‘ilkellik döngüsü’ bataklığına saplanıp hem gelişmiş ülkeleri kötülemek hem de onları taklit etmek. İşte bu noktadaki tercih, paradan çok daha değerli bir şey olan servetin anahtarıdır. Aksi takdirde ‘Tarih, ilerisini göremeyenler için acımasızdır,’ demezdi Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk.”


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —