KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 05.02.2026 11:45

GALİBA ANLATAMADIM!..

Facebook Twitter Linked-in

Dostlar, kusura kalmayın, anlatmakta biraz zorlanıyorum, galiba… İsterseniz bunu anlatma özürlü olmama da verebilirsiniz… Konum, Hisarcık ve Kıranardı yaylalarından gelip, ovaya, oradan da Sarımsaklı havzasında son bulan bahar suları. Defalarca değindim. Bir kez daha değiniyorum. Zira, bir ay sonra karlar eriyecek, dereler sulara kavuşacak. Umarım, belediyeler için bir uyarı olur.

**

Bu su yollarının en önemlisi, Hisarcık Yallıgölek-Derebahçe üzerinden gelip, Kıranardı-Hisarcık sınırını çizen, oradan Hayman üzerinden Alidağı’nın batısından geçip Talasaltı’ndan Üniversitenin doğusundan geçip giden ve Deliçay olarak da bilinen dere…

**

Efendim… Havalar ısınmaya, karlar erimeye, pınarlar coşmaya başlayınca bu dereden de bol su akar. Mayıs sonu, haziran’ın ilk haftasına kadar. Bu mevsimde gelen sudan Karacaören - Eşekmeydanı - Becen; Haymana, hatta Karadere’nin bir bölümü, Çaybağları, Reyhan Bucağı, Hisarcık, Kıranardı vs. “Bahar suyunu” alır; kuyular/mahzenler doldurulur(du) vs.

**

Rahmetli babamla baharda Reyhan Bucağı’nda bulunan bağımıza gider, gece yarısı kuyumuzu doldururduk. O suyu bir sezon hem içer ve hem de kullanırdık. Gece şunun için tercih edilirdi: Menba tarafında suyu kullanan az olduğundan temiz olurdu. Su da ya Höyüklü’den (Toptepesinden) ya da Hisarcık argından gelirdi. 

**

Ama gelin görün ki, yanlış imar, belediyelerin vurdumduymazlığı, Melikgazi’nin olaya vakıfsızlığı, Kıranardı-Hisarcık-Şehirli çekişmesinin günümüze kadar gelmesi, maalesef hala devam ediyor olması sonuçta sulama arklarının yok olmasına neden oldu ve olmaya da devam ediyor.

**

Sonuçta ve ölmez sağ kalırsak göreceğiz; yakın bir gelecekte, “köylerin” içinde kalan ve bir avuç arazinin dışında arazi, bağ-bahçe kalmayacak… Yani, buralara suyun “inmesi” mümkünken; Tekir Göleti’inden ve Tekir sularından yararlanmak mümkün olmayacak… Bahar suları da “Deli çaydan”, “su akar deli bakar!” misali akıp gidecek, Kızılırmak’a…

**

Sonuç ne olacak biliyor musunuz? Bu sulardan yararlanamayanlar, “musluk suyuna” başvuracak; bu sefer de şebeke suyu sıkıntısı çekilecek. Bunu da KASKİ’ye anlatamadık bir türlü. 

**

Bu kehanet değil, göreceğiz… Mesela baharda sulama suyu ta Eşekmeydanı’na, Becen’e; diğer yandan da Merdivenli/Çakmağın deresi üzerinden Gediris’e kadar inerdi, bağlar sulanır, kuyular/mahzenler su ile doldurulurdu. Mesela, Karadere ve Çaybağları da bu sulardan nasibini alırdı. Eko sistem/habitat su ihtiyacını giderirdi. Şimdi ise, bir damla suyun inmesi mümkün değil, buralara ve benzeri yerlere. 

**

Kusura kalmasınlar, Metropol Başkanlar bunları bilmediği için, kaç defa teklif ettim, gelin sizlere buraları göstereyim, diye. Ama tenezzül buyurmadılar… Öyle ya, bir insan başkan olunca her şeyi de bilmesi doğal hale gelince, bizim gibi “eçhellerin” fikrine ne gerek var ki?

**

Mesela diyorum ki, bizim Ketenlik mevkii Hisarcık’a ait… Ama eski (Yeni başkan da dahil) Başkanlar burasını hiç ciddiye almazdı… “Suyunuzu kendiniz getirin, biz karışmayız!” derdi. Şimdi de öyle. Bizler de dövüş kavga sulama suyumuz getirir, bahçelerimiz sulardık (ız). Kıranardı Belediyesi ise; “bana ne, orası Hisarcık’a ait!” derdi… Bizler suyu Perşembe 12.00’de alır, Pazar 12.00’ye kadar kullanırdık. Bu “kadim haktır!”. Ama hak, hukuk dinleyen kim. 

**

Hal böyle olunca arklarımız kaderine terk edildi, sulama suyu sıkıntısı da baş gösterince, kırk-elli yıl öncesi bağlık bahçelik olan yerler bugün hozan oldu. İnanmayan varsa, o güzelim bahçelerin, ölüme terek edilen son ağaçlarını gösterebilirim. Biz ve birkaç komşu sulamaya devam ediyor bahçesini. Bakalım biz de ne kadar dayanabileceğiz bu sıkıntıya.

**

Yine tekrar ediyorum: İnanmayan Başkan varsa, yerinde göstermeye hazırım… Değerli Başkanlarım sakın ola ki, geçmişte ilkel çekişmelere taraf olmuş insanlara değil bizim gibi ciğeri yananlara kulak verin. İnanın, elimle yetiştirdiğim, elimle aşıladığım, evladım gibi okşadığım ve hiç ticari amaç gütmediğim, konu-komşu, eş-dost ile meyvesini yediğim meyve ağaçların ölümünü düşünmek ürküntü veriyor bana.

**

Dedik ki, Melikgazi Belediyemiz su arklarını elden geçiriyor, çok memnun olduk… Eskiler unutmuştu bizim oraları, hiç olmasa siz unutmayın dedik ve ilave ettik; eskiden kalma Hisarcık-Kıranardı-Şehirli ilkel çekişmesinin çekim alanına, sakın ola ki, girmeyin diye uyardık da. 

**

Kim okur, kim dinler, varak-ı mihri vefayı… Memduh Başkanın zoruyla olsa gelmişler; “şuraya kadar bakarız, bundan sonrası mahalleye ait” gibi abuk sabuk laflar edip gitmişlerdi. Bunu diyenlerin kim olduğunu, bu yöreleri ne kadar bilip bilmediklerini çok merak etmişimdir.

**

Ne demek mahalleye ait? Sulanacak bir avuç dahi arazi varsa oraya suyu götürmeye, oranın arklarına bakım yapmaya mecbursunuz. Siz onun için varsınız! Vergi almaya gelince alıyorsunuz. Bakınız; kadim arklar tahrip olup kapanmaya; kadim su haklarının üzerine sünger çekilmeye devam edilirse, ilerde hem de yakın bir gelecek de, sulanacak bir avuç arazi kalır, sular da derelerden boşa akar gider…

**

Sizlere bizzat yaşadığımız acı bir şey anlatacağım. Büyüklerimiz, doğru dürüş yolu olmayan komşularımız için bahçemizin güneyinden, 2,5-3 metre yol vermişler. Takribi uzunluğu da yüz metrenin üzerinde. Eskiden iş makinesi ile kar “kürünmediğinden”, duvarlarımız sapasağlam dururdu. Şimdi, iş makinesi, karı temizlerken, vurup vurup duvarımızı yıkıyor, her yıl. 

**

İnanın yamalı bohçaya döndü. Geçenlerde yine yıkıldı bir kısmı. Şikayet ettim. Gelip bakmışlar; bana mesaj geldi “Hele bahar gelince düşünürüz!” diye mesaj gönderdiler; Halk filozofu Ömer Çolakoğlu gibi.   “Hele bir düşüne dursunlar” bakalım. 

**

Verdiğimiz yerin mülkiyeti hâlâ üzerimizde. Melikgazi belediyesi, baştan sona kadar bu tahribatı düzeltmezse, vallahi de billahi de kapatırım. Keşke vermeseymişiz. Ama komşularımız ne yapacak? Bir de o var. Onlara iyilik olsun diye verdik. 

**

Hisarcık eski Başkanı Ali Veral zamanında, bahçemizden yerine göre 1-1,5 metre daha yer verelim, yol daha da genişlesin itfaiye aracı, büyük kapasiteli çöp kamyonu rahat girsin teklifinde bulunduk. Ama ciddiye almadı.

**

Tek şartımız vardı, duvarımızın yeniden yapılması. Dostlar inanın, bu yolun kullanımı ile bizim hiçbir ilgimiz yok. Komşularımız kullanır. O kadar.  Eskisi hariç yeni vereceğimiz yer de, 150-200 metre kareyi bulur. Tabii, bu teklifime Palancıoğlu Başkanım ne der bilemiyorum? 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —