Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 29.09.2023 11:20

EYLÜL DE BİTİYOR…

Facebook Twitter Linked-in

Ömrümün bu kaçıncı eylülü? Ben de unuttum, gitti... Şunun şurasında bir hafta kaldı, bitmesine… Öyle ya; “Yine hazan mevsimi geldi /“Yine yapraklar rüzgarların peşi sıra gidecek!”Gece ile gündüzün bir olduğu günler… Bir anlamda gündönümü… Yağışlar ve rüzgar beklenir, artık. Ondan sonrası; “freze bas, kara bas”… 

***

Bugünlerde, kışın soğuğunu ensemizde hissetmeye başlarız. Geceleri sıcaklık on derecelere düşer… Gündüz ve gece sıcaklın farkı da on beş derecelerde gezer… Erciyes’e yağan karın sayımına başlanır. Büyükler; “yedinci kar şehir merkezine düşer!”, der. Yükseklerde,imkanı olanlar, hafiften hafiften soba ve kaloriferlerini yakmaya başlar.Nitekim, biz de hafif dokunduk, kalorifere. 

***

Temmuz, Ağustos ve Eylül’ün ilk yarısında kurak geçen günler geride kaldı. Oysa,Ağustosun ikinci yarısında yağış beklenirdi. Ama gecikti… Sanırım mevsimler bir ay kaydı, sadece yazlı, kışlıgünler kapımızda. “Baharı görmeden yaz gelip geçecek!” gibi.

***

Eylülün ortasında, yağışlar kendisini göstermeye başladı… Dün gece Hisarcık’a sağanak indi…Bol yağışlı günler dileyelim ama suyun da kıymetini bilelim. O nedenle su kaynaklarını “etkin” ve “verimli” kullanalım…

***

Okul, yiyecek, giyecek, yakıt, gıda vs.giderleri sürekli gündem de olacak… Apartmanlarda “aidat kavgaları” da… Düşünebiliyor musunuz? Görevlinin giydirilmiş yükü neredeyse aylık doğal gaz faturasının yarısı…

***

Bu kış, çok soğuk geçecek. “Ahlar, vahlar!” işiteceğiz sık sık… Tabii, bu hal de siyaseten kullanılacak; “siyasalpopülizm” had safha ya çıkacak; “fakir-fukara”goygoyculuğu yapılacak…

***

Şahsen ben, bu kulvara girmem ve girmeyi de sevmem… Ömrü hayatımda, “fakir fukarayı”merdiven yaparak iktidara gelenleri çok gördüm. Lakin bu süreçte, gayreti güdülenlerin “fakir ve fukaralıktan” hiç kurtulmadığını da…

***

Ama bu edebiyatı yapanlar öyle değil… Sahneyi siyasette; “karısı dul, parası pul olanlar” çok azdır. Ben, çok az gördüm, siyasete girmeden önceki varlığı ile ayrıldıktan sonrakini açıklayanı… Hep şunu dediler; “Biz, servet beyanını verdik!”. Peki, kime? Bize göre; “Sarı çizmeli Mehmet Ağa’ya!”Oysa tek tek açıklamaları gerekmez mi?

***

İşin garibi, bunları alkışlayan da bu “fakir-fukara” takımı… Onların adına kavga veren de bunlar. Mesela, TV sokak söyleşilerinde, kavga eden hiçbir “varsıl” gördünüz mü? Ne gezer… Hepsi, sütre gerisinde… Kimin iktidar olacağı konusunda “papatya falı” açıyorlar. Ama sokaklarda kavga edenler yoksul, dar gelirli partililer, militanlar, sempatizanlar. Bunlar da neyin gayretini güttüklerinin farkında değiller…

***

Mesela; İçişleri Bakanını; “Sedat Peker, bir siyasiye her ay 10 bin dolar veriyor!” sözü hiç dikkatlerini çekmedi; “bu siyasi kim?” diye soramadı…“Lokantalar dolu!” diyerek refah içinde olduğumuzu söylüyor ama kendisinin neden o lokantada olmadığını, sorgulayamıyor!..

***

Mesela Tayyip Bey ABD’de: “ABD ve dahi Avrupa Birliğinde raflar boş ama benim ülkemde dolu!”, dediğinde, bir zahmet cebine bakamıyor. Muhtemelen bu sözü alkışlamıştır da… Pahalılığın nedenini; “Kılıçdaroğlu, İmamoğlu”na bağlayanların haddi hesabı yok. 

***

“Lozan’ın 100. Yılında gizli maddeler açığa çıkacak o nedenle Erdoğan’ı düşürmek istiyorlar”diyene inanan;“aya dört şeritli yol yapacağız” dediğinde inanacak çok miktarda kişi olacağını söyleyen iktidar mensubu var. 

***

Lozan gizli maddelerine inan birisi; “ya hu nasıl olur? Ona yakın ülke imzaladı. ABD dahil, bir çok ülke gözlemciydi, bu nasıl gizlilik!” diyemiyor. İmzalayan iki ülke olsa anlarım. Kaldı ki, “iki kişinin bildiği de sır değildir”

***

İşte o nedenle fakir-fukara popülizmi, edebiyatı yapmam, yapana da itibar etmem. Yapanlara da Başbakan Şükrü Saraçoğlumerhum ile ilgili şu anekdotu anlatırım…Bakanlar Kurulu toplantısında, tek tek bakanlar söz verir, ne yapacaklarını dinlermiş. Kafasına yatmayan bir konu olursa bakanın gözüne bakar, masanın altını bakmasınıişaret edermiş. Ne yapsın bakan… Mecburen bakarmış. Baktığında;sıkılmış el, işaret ve orta parmak arasına girmiş başparmak ve aşağı yukarı sallanan yumruk, görürmüş. 

***

İşte, “neyin gayretini güttüğünün!” farkına vardığımız anda kurtuluruz fakir ve fukaralıktan. Bu sınıfsal bilinç oluşmadığı sürece yoksul yoksulluktan; fakir fakirlikten kurtulamaz. Bu bilinç de kendisini sandıkta gösterir.

***

Yok, bu insanlar, aldıkları “üç-beş kuruşluk” sosyal yardımı kaybetmeme endişesi içinde olurlarsa, maçı da sürekli kaybeder. Kendilerini “kurtarmak” için iktidar olanların da pastadan en büyük payı almalarına engel olamazlar…

***

Bizde de, İtalya’da gerçekleşen “Temiz Eller” operasyonu istenir. Ama isteyenler şunu bilmez: Operasyonu gerçekleştiren Savcı DiPietro, İtalya’da kahraman olmuştur artık… Nereye gitse övgü, ilgi, alaka dorukta... Tabii, bundan da çok sıkılmaya başlamış… Dayanamamış ve şunu demiş: “Benim, İtalya’yı kurtardığım falan yok, görevimi yaptım... İtalya ne zaman kurtulur biliyor musunuz?” der ve yanıtını kendi verir: “Benim manavım, verdiği her üç elmanın birisini çürük veriyor. Manavım üç elmayı da ne zaman sağlam verdi, işte İtalya o zaman kurtulur!”

Peki, bu mümkün mü?

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —