Pandemi sürecinde 3. Dalga konuşuluyor.
Mart ayıdan bu yana bitmek tükenmek bilmeyen bir baskı var insanlarımızın üzerinden.
Gerek maddi, gerekse de manevi anlamdaki baskıdan herkes gına gelmiş durumda.
İnsanımız yıprandı, insanlık alemi yıpranmış durumda.
Her yeni alınan tedbir ister istemez yeni sorunları da beraberinde getiriyor.
SEVDİKLERİMİZ İÇİN…
İnsanlar kendileri için endişelenmeseler bile sevdikleri için endişeliler.
Çoluk-Çocuk-Ana-baba-akrabalar ve daha kimler kimler için endişeliyiz.
Eş-Dost muhabbeti sadece uzaktan uzağa, sanal alem bazında ya da telefon muhabbetleri şekline dönüşmüş durumda.
HELE BİR DE HASTA İSEN…
Korona ile ilgili testleri pozitif olup evde kalmaya mahkum olanların durumu bir başka içler acısı konu.
İlk birkaç gün durum normal.
Asayiş berkemal.
Ondan sonraki günlerde dışarı çıkıp hava almak isteyeni mi ararsın alışverişe çıkıp ihtiyaç gidereni mi, yoksa komşuları taciz edenleri mi?!...
Ne ararsan mevcut.
ÇIK ÇIKABİLİRSEN…
Öyle oluyor ki bazen iş içinden çıkılmaz hale geliyor.
İnsanlar yolda birbirlerine giriyor.
Garson müşteriyi dövüyor, müşteri satıcıya çıkışıyor, öğrenciler herkese kırgın, kırılanının, dökülenin haddi hesabı yok.
Kimsenin de bu işi açıkçası düzeltecek ne gücü, ne de mecali yok.
Nerede ise durum “Önce can, sonra Canan” noktasına gitmek üzere.
EVE KAPANINCA..
Evce kapanınca ilk bir iki gün hadi diyelim ilk hafta işler yolunda.
Evde bir bayram havası.
Adeta piyango vurmuş gibi.
Herkes halinden memnun.
“Nasıl olsa üç-beş gün değil mi canım bu da geçer” havaları.
Yıllardır beklenen o aile muhabbetleri tavan yapıyor.
Bazlamalar, börekler, hamur işleri derken resmi geçidi andıran yemek seramonileri yapılıyor.
KANTARIN TOPUZU KAÇIYOR
Hali vakti olanlar için…
Tıka basa yemeler-içmeler.
Bol bol dışarıdan siparişler.
Çerezler, tatlılar, meyveler.
Hali ile kantarın topuzu da kaçıyor.
Durumu müsait olmayanların tablosunda ise durum vahim.
Baba evlatlarının, evlatlar annenin gözüne bakıyor.
Demli çay bile zaman zaman lükse kaçıyor fakir fukara sofrasında.
EVE KAPANINCA…
Pandemi süreci devam ederken sorunlarda elbette normalin üstüne çıkmış durumda.
Evdeki zorunlu kalış ister istemez kazaları da yanında getiriyor.
Özellikle çocuklar en büyük risk altındaki gurup.
Büyükler içinde önlem ve dikkat şart elbette.
EV KAZALARININ FARKINDAMIYIZ…
Hiş kuşku yok ki hayatın her alanında güvenlik insan hayatı için büyük önem taşıyor.
Her yerde, her köşe başında sokakta, işte, okulda ya da evde, güvenlik tedbirleri alınmadığı takdirde görünen ya da görünmez kazalar oldukça riskli sonuçlar doğurabildiği konusunda ciddi uyarılar var.
Bırakın normal sonuçlar bu olayların bir bölümünde kimi kazalar ölümle bile sonuçlanabiliyor.
KAZALARIN YÜZDE 25'İ EVLERDE
Belki bizlerin gündemine fazla gelmese de en çok ev kazaları insan hayatını tehlikeye sokuyor.
İstatistiklere göre ev kazaları sıklık ve ölüm oranları açısından iş ve trafik kazalarından sonra gelen bir tehlikeyi oluşturuyor.
Türkiye'deki ölüm sıralamasında, ev kazası sonucu ölümler 4. sırada yer alıyor.
ARAŞTIRMA RAKAMLARI
Araştırmalara göre, tüm kazaların %18-25’ini yine ev kazaları oluşturuyor.
Yani evde nüfus kalabalıklaşınca kaza oranları da ister istemez artıyor.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün kayıtlarına göre de 1-4 yaş grubu çocuk ölüm nedenleri arasında, ev kazaları yine 4. sırada bulunuyor.
Önemli bir rakam.
Ciddi bir ayrıntı.
Her zaman en önemli güvence kaynağımız olarak gördüğümüz evimizdeki tehlike hiçte yabana atılacak gibi değil.
Hele hele de Pandemi sürecindeki zorunlu Evde kalış günlerinde işimiz iyiden iyiye zorlaşmıyor değil!...
BAŞKA TÜRLÜ SORUNLAR
Hiç kuşku yok ki evde kalma süreci uzayınca Elektrik, Su, doğalgaz tüketimine paralel şişen faturalar cebi vuran en önemli etkenler.
Bu arada komşular ile münasebetlerde işin bir başka boyutu.
Zaman zaman dostluklar zarar görebiliyor, gürültüden tutunda başka türlü marazalar çıkabiliyor evlerdeki yoğun yaşam sürelerinden kaynaklı.
İLİŞKİLER YOZLAŞIYOR
Doğaldır ki uzun süreli ve saygı içeren ilişkiler evde kalma sürecinin uzaması ile de birlikte ciddi bir tehdit altında.
Eğer saygı-sevgi çizgisi aşılırsa sorunlar ciddi boyutlara ulaşabiliyor.
İlişkiler yozlaşıyor, insanlar soysuzlaşabiliyor.
Yani aslında evde patlamaya hazır bombalar var bu süreçte…
EMPATİ YAPABİLMEK
Bu nedenle herkes en zoru denemeli.
Yani Empati denen olguyu hayata geçirebilmeli.
Kişi kendini sorgulamalı ve karşısındakinin kişilik haklarına saygılı olmalı.
Bunu da sokakta Maske-mesafe ve Temizlik olarak mümkün olduğunda gösterebilmeli.
NELER OLUYOR…NELER..
Pandemi süreci ve Korona günlerine dair yaşananlar tefrika olacak türden.
Elbette bu konu tarihte farklı bir şekilde yerini alacaktır.
EZBERLER BOZULDU…
Eskiden ev hanımı beyini işe uğurlar, çocuklarını okula gönderir, temizlik, yeke derken gezmesini ayarlar, eş-dost ziyaretleri ile rütununu korurdu.
Beyler işe gider, evin nafakasını kovalar, bir iki eş dost ziyareti ile kafasını dağıtır akşam evinde olurdu.
Çocukların bütün telaşı okulla ilgili idi.
Bir iki sportif faaliyet, biri iki kafe muhabbeti, bolca sanal alem takılmaları derken genellikle çoğu akşama evde alırdı soluğu.
Şimdi herkesin ezberi bozuldu.
ÇALIŞMADIĞIMIZ YERDEN…
Evet… Maalesef bu pandemi sürecinde hepimiz hazırlıksız yakalandık.
Sanki en önemli sınavda hoca “Çalışmadığımız yerden sormuş!” gibi apışıp kaldık.
Ne yapmalı, evde nasıl sağlıklı kalmalı, ne yapmak doğru ya da ne yapmamak daha doğru.
Otoritelerin bile tavsiyeleri zaman zaman abesle iştigal tablolar çıkartıyor ortaya.
Hele hele televizyonda baş köşelere kurulup bilmediği hiçbir konu olmayan Gazeteci kılıklı-Uzman havalarındaki tiplerin her konuda kestikleri ahkamlar akıllara zarar durumda.
AĞIR PSİKOLOİK BASKI
Sabır ve Şükür müessesesi son yıllarda ortadan kalkmıştı.
Bu zorlu sınav bizlere bazı şeyleri yeniden hatırlatır gibi oldu ise de maalesef yine altında kaldık.
İnsanımız içinde bulunduğu başta ölüm korkusu olmak üzere maddi ve manevi yıpranmışlık ile kelimenin tam anlamı ile “Duvara Toslamış” durumda.
NE Mİ OLUYOR?
Zaten cep delik, cepken delik…
Sorumuzun cevabına gelelim.
Eve kapanınca ne mi oluyor?
Şiddet özellikle kadına şiddet artıyor.
Hanımdan hırsını alamayanlar çocuklara da sarıyor.
Boşanmalar tavan yapıyor.
İntihara meyillerin tablosunda patlama var.
EZ CÜMLE; SINIFTA KALDIK…
Ez cümle bu sınavdan iyi not alamadık maalesef.
Tepeden tabana kadar tablo vahim.
Evde kalanların da işin suyunu çıkarttıkları hepimizin malumu.
Ne diyelim.
Allah kurtarsın inşallah.
Tez elden duamız Aşının bir an önce imdada yetişmesi.
Aksi takdirde zaten büyük bir sallantıda olan ve yıkılmaya yüz tutmuş toplumsal temellerimiz de yerle bir olmak üzere…