Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı ortağı MHP
lideri Devlet Bahçeli'nin başlattığı askıda ekmek kampanyasıyla ilgili olarak kendisine
sorulmaya çalışılan soruyu yarıda kesek şunları söyledi.
“Bırakın Allah'ınızı severseniz ya... Ya böyle bir şey var mı Türkiye'de ya... Yani bugün
evine ekmek götüremeyen biri var mı Türkiye'de ya... İnanıyor musunuz bunlara?”
Bu cevaptan iki sonuç net bir şekilde ortaya çıkıyor ki Cumhurbaşkanı ve AKP Genel
Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık yanındaki ufaklık ile derin görüş ayrılıkları içinde
olduklarını anlıyor gibiyiz.
Aslında görüş ayrılığı sinyalleri daha önce de verilmiştir ama bu aralar kesilmişti.
Askıda ekmek olayı Erdoğan’ın üzmüş anlaşılan…
Birinci sonuç bu…
Gelelim ikinci sonuca ki bu acı bir sonuç…
18 yıldan bu yana Türkiye’yi yöneteceksin, ülkede yıllardan bu yana ki geçen Ankara
Kuğu Park girişindeki Halk ekmek büfesindekini yazmıştım, Askıda ekmek
uygulamasından haberin olmayacak…
Eğer 18 yıldan bu yana “Tek adam” olarak yönettiğin ülkede neler olup bittiğinden
haberin yoksa ki öyle anlaşılıyor bu cevabınızdan, acaba hangi ülkeyi yönetiyorsunuz?
Gerçekten bu sorunun cevabını merak ediyorum…
Acaba Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Cami önünde
kuşlara yem atar gibi otobüsünden attığı çay torbaları ile beslediği bir ülkenin insanları
mı sanıyor bizi?
Birkaç kez de sorduğum gibi, çay torbalarının bedelleri nereden ödeniyor da “Malzeme”
yapıyor kendisine?
Bu sene alacağı 86 bin lira aylık gelirinden mi?
XXX
Dün Cumhuriyetin kuruluşunun 97. senesi idi.
Artık 98. seneden gün almaya başladık. Elbette 100 yılı da göreceğiz, 200 yılı da. Yeter ki
millet olarak ne yaptığımızın, “Hâkimiyetin sahibi” sıfatıyla yönetme vekâletini kime
kimlere verdiğimizin bilinci içinde yolumuza devam edelim…
XXX
Cumhuriyet ile birlikte savaştan yorgun ve yoksul olarak çıkan ülke ve millet, özveri ile
çalıştığı takdirde kendine yeterli olan ülkesini, 2. Dünya Savaşı içinde sıkıntılarda yoluna
devam etmişti.
Birçok ihtiyaç mallarını karneyle almıştı…
Ancak ilkeli ve örnek paylaşım anlayışı içinde yapılan uygulama ile adil paylaşılmış, israfa
meydan verilmemişti.
Yanlış uygulama örnekleri olmadı mı?
Elbette oldu ama kimse aç ve açıkta kalmadı, analar ağlamadı, evlatlar da babasız
büyümedi…
Ne var ki 1950 sonrasındaki iktidar olan siyasi partilerin hemen hepsi, haksız suçlamalar
ve saptırma, gerçek dışı bilgiler ile iktidarları uğruna o günlerin sıkıntılarını çıkarlarına
kullandılar…
XXX
Bugün de ekonomik olarak aynı sıkıntıları yaşıyoruz.
Sorsak “Neden?” diye, gerçekten kimin, kimlerin ne cevapla karşılık vereceklerini merak
ediyorum…
XXX
Neden ülke ve millet olarak bu kadar yoğun ekonomik sıkıntı içindeyiz?
Bir ülkenin ekonomik sıkıntıda olması için geçerli nedenleri olması ve halkının da geçerli
nedenleri açık ve net biçimde görerek katlanması zorunludur.
Şimdi söyleyin bakalım…
Ülke olarak, halk olarak geçerli gördüğümüz nedenler nedir?
Kurtuluş savaşı mı veriyoruz?
Ülke çapında hepimizi etkileyecek afet mi yaşıyoruz?
Nedir konu acaba?
Pandemi sürecini ortaya atamazsınız. Elbette etkisi var olacaktır ama sağlam
ekonomilerde milleti bu kadar etkilemesi, işsizliğin alıp başını gitmesi, insanları bir
ekmeğe muhtaç, aç yatağa girmesini gerektirecek olay değildir.
XXX
Bir başka ilginç olay daha… AKP gurup toplantısında konuşan Erdoğan, sözü
Kılıçdaroğlu’na getirip söyle dedi…
“Dün Bay Kemal eşimle ilgili (gurup toplantısında) bazı laflar etti. Sende zerre kadar
yürek varsa sen benimle ilgili konuş, eşimle ilgili konuşma. Sen ne biçim siyasetçisin ya?
Sana siyasetçi demek için sokaktan binlerce şahit getirmek lazım. Sende o yürek varsa
kalkarsın, siyasetçiysen benimle ilgili, siyasetçi arkadaşlarımla ilgili konuş. Biliyorsun ki
onlar seni paçavraya çevirirler.”
Dediiiii…
Seslenişin cevabını haftaya Salı günü CHP gurup toplantısında alırız merak etmiyorum.
Benim merak ettiğim, yıllardan beri CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, beğensek de
beğenmesek de bir siyasetçi olarak, muhalefet partisi lideri olarak Erdoğan’a çağrı
yapıyor, “Gel istediğin televizyon kanalına çıkalım, sen sor ben cevap vereyim, ben
sorayım sen cevap ver, yüreğin yetiyor mu?” diye soruyor, tık yok…
Şimdi “Gel benimle konuş” diyor da “O” geliyor ama “Gel” diyen olarak Erdoğan gitmiyor,
sütre gerisinden salvolar çekiyor.
Kimde zerre kadar yürek var, bir türlü göremedik bugüne kadar…
XXX
Dönelim başa; eğer gerçekten “Yürek” varsa, bu gidişat erken seçimin ayak sesidir.
Elbette NHP Genel Başkanı destek vermeye devam ederse, diyeceğimiz yok, ihtimal de
yok…