Enflasyon ile pahalılık genelde karıştırılır. Aynı şey sanılır… Oysa iktisatçılar aynı şey olmadığını söylüyorlar. Enflasyon; bir dönemde (aylık, yıllık vs.) fiyatlar genel seviyesinde artışmış. Pahalılık ise “alım gücünün” azalmasıymış. Yani, fiyatlar ne kadar artarsa artsın, geliriniz de o oranda artarsa, mesel kalmazmış.
***
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan ve 2002 yılından bu yana en yüksek seviyelerine ulaşan “tüketici enflasyonu” (TÜFE) 2022 Mart’ında yıllık bazda yüzde 61.14, aylık bazda ise yüzde 5.46'lık artış göstermiş. Yıllık TÜFE ise, yine TÜİK verilerine göre yüzde 115. Oldu… Aradaki, 53,8 puanlık fark “üretici fiyat endeksi” lehine.
***
TÜİK’in verdiği rakamlara ne kadar güvenilir? Bilemem… Bağımsız kuruluşlar, “aynı sepet” üzerinden yaptığı hesaplarda bu oranın daha yüksek olduğunu söylüyor. Mesela, Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup)…
***
Ciddi araştırmaları ile dikkat çeken ENAGrup, iktidarın hışmına uğrama pahasına verileri açıklamaya devam ediyor. Bunlara göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart ayında yüzde 11,93 arttı. TÜFE'deki 12 aylık artış oranı yüzde 142.63 olarak gerçekleşti.
***
Ha. Bunların hangisi doğru ya da bunların hangisinde doğruluk payı var? Bir şey diyemem. Bunun kararını muhterem ahali verecek. Ama tam bu noktada temel soru şu: Varsayalım ki, TÜİK'in rakamları doğru.
***
Peki, "10 puanlık" soru şu: ÜFE ile TÜFE arasında ki 53,8 puanlık fark, erinde geçinde nereye yansıyacak? Elbette tüketici fiyatlarına. “Durun, daha balkabağı satan gelmedi!”, derken kastım budur efendim. Bilmem anlatabildim mi?
***
Dostlar, üreticiler, bu yükü ilânihaye taşıyamaz. Elbette bir gün bu fark etiketlere de yansıyacak. Bunun; “Elhamdülillahla”, “Gözlerin parıltısı”, iç ve dış düşmanlarla ilgisi yok. Hele hele, “tüm olumsuzluklar” üstüne yıkılmak istenen Rusya-Ukrayna savaşı ile… Bunun etkisi, “cim karnında bir nokta”… Sürekli “cari açık” veren bir ülkede dolar fiyatını dizginlemek çok zor.
***
Demem o ki, “cari açık”, bu savaşla oluşmadı. Kronik rahatsızlığımız. Çift para (TL, dolar gibi) kullanan ülkelerde “cari açık” tüm kötülüklerin anasıdır. Unutmayalım, “cari açığın” önemli bir parametresi olan dış ticaret açığı Ocak/2022’de 10 milyar dolar oldu. Şubat ayında ise, 8 milyar dolar civarında, çıktı.
***
Okuyucularım hatırlar… Yıllar önce şu tespiti yapmıştım. Aslında bu bana ait değil, maalesef ekonomi kitabını yazamayan, ciddi iktisatçıların analizlerine dayanıyordu… Henüz; ortada, bırakınız Rusya-Ukrayna savaşını “rahip marip”, “tramp mırap” da yoktu. “Gelmekte olan kriz eskilere benzemez. Onlar ‘V’ şeklindeydi, vurdu çıktı. Ama bu kriz ‘L’’ye benziyor. Vuracak fakat ne zaman yukarı çıkacak belli değil!”, demiştim.
***
Yine hatırlarsanız Tayyip Beyin Kayseri Sanayi Odası’nda, 2016 yılı son ayında yaptığı konuşmadan bir pasaj vermiştim: “…Bir ekonomi şurası yaptık ve faiz oranlarının arttırılmaması kararı aldık. [biliyorsunuz, 20216 sonunda, MB politika faizi yüzde 8,5 civarında iken, Eylül 2021 tarihinde bu oran yüzde 19’a çıkmıştı] Bu faizlerle yatırım yapılır mı? Yatırımlar artık duruyor. Yatırımcının önünü açmamız lazım. Yani şu anda tulumbada su yok. O tulumbanın suyla dolması lazım. İşte KOBİ’lere verilecek destek, tulumbaya konulacak sudur. Ancak bu su tulumbaya konulmadan kurursa, bundan fayda alamayız.”
***
Yine aynı toplantıda Sayın Abdullah Gül; “…Şimdi de ekonomide bir sıkıntı var. Nasıl ki 2001’deki sıkıntılar giderilmişse bugünkü sıkıntılar da giderilir. Karamsarlığa kapılmamak lazım. İnşallah bunların hepsi aşılacaktır. Genel durum iyi olunca ekonomik yatırım da gelecektir. Hep beraber çalışarak bunlar gerçekleşecektir.” demişti.
***
Dostlar, Cumhuriyet’in 100. yy’ında, 2023’te dünyanın “ilk 10” büyük ekonomisi arasına girecektik. Başaramadık, “ikinci 20”de bile duramadık, “üçüncü 20” kategorisinde 21. sıraya düştük. Ama enflasyonda bunu başardı, “ilk 10”’a girdik.
***
İşin ilginci, “ilk 10”da, bizi kıskanan, bize gıpta ile bakan ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda gibi ülkeler yok. Bunlardaki, yıllık ortalama yüzde 5’lik enflasyonlar, yandaş ve Candaş medya tarafından, bizimkisi görülmeyip, propaganda aracı olarak kullanılıyor; algı oluşturuluyor.
***
Bakınız hangi ligdeyiz? Birinci sırada yüzde 340 ile Venezüella var, bunu yüzde 260 ile Sudan izliyor. Lübnan, Suriye, Zimbabye, Surinam ve yedinci sırada Türkiye. Türkiye’yi Arjantin, İran ve Etopya takip ediyor. İşte, “İlk 10” bunlar. Hangi ligde oynadığımızın farkında mıyız?
***
Ekonomide, çok çok sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Anlaşılan, AK Parti kadroları bu işin içerisinden çıkamayacak. Haliyle seçimi kaybetmek mukadder gibi… Ama üç silah var ellerinde: İnanç, Rusya-Ukrayna Savaşı ve “iç ve dış” düşmanlar. Sonuncusunun “dış” düşman” ayağı sönüp gitti gibi. Baksanıza; İsrail, Suudi Arabistan, BAE, Yunanistan, Avrupa Devletleri ve ABD ile “sulh çubukları” yakılıyor. Herhalde Mısır ile Suriye kaldı. Unutuyordum, bir de Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti.
***
Sorun ekonomi ile Bay Kemal, CEHAPE ve “İki ayyaş” ile... Bakalım, “eski dış düşmanlar”, “din” ve “savaş” kurtarabilecek mi AK Parti’yi…