Kısa bir süreli de olsa siyasete bulaştık. Adresi de ANAP’tı. Parti’nin, ilk üyeleri arasındaydım. Parti içinde durumum da iyiydi. Merhum Halil Özsoy ve İrfan Başyazıcıoğlu’nun, ortak Merkez İlçe Başkanı adayı idim ama olmadı. Özsoy-Kızıklı, müthiş çalım attı bana. İki politika kurdunun karşısında yapacağım bir şey yoktu. Ama bazı şeyler yapabilirdim. Buna da rahmetli Ziya Abi (Mermerci) engel oldu; “boş ver, değmez, uğraşma!”, dedi. Neyse, uzun hikaye…
**
En güçlü olduğu bir anda, “yasakların kaldırılması!” konusunda, rahmetli Özal’ın tavrı, partiden uzaklaşmama neden oldu. Herkes yapamazdı bunu. Rahmetlinin tavrı çok yanlıştı. Özgürlük, inancıma tersti. Buna rağmen Özal’ı çok sevdim. Hâlâ severim de… Mekanı cennet olsun.
**
Bugün sizleri yakın geçmişe, Başkan merhum Hüsamettin Çetinbulut dönemine götürmek istiyorum; umarım kulaklara küpe olur. Bilindiği gibi Hüsamettin Bey, “en güçlü olduğu”; “hiç kaybetmez” zannedildiği anda, 1989 seçimini kaybetmişti. Hikaye, bununla ilgili.
**
Listeler belli oldu, seçimlere start verildi, faaliyetler başladı. Nasıl olsa “işlem tamam” diye akıl verenler, o kadar ileri gitmişlerdi ki, ANAP’ta bir grubu tasfiye harekatına bile girişmişlerdi; meclis üyeliklerine eş, dost, akraba, siyasal yandaş doldurmuşlardı.
**
Doğal olarak, tasfiye edilen grup da seçim eğik düzleminde, “ellerinden geleni arkalarına koymamışlardı!” Bu esnasında Cetinbulut’un, kendinden ve sonuçtan emin bir biçimde; “Tatile gideceğim ama çocukları yalnız bırakmak istemiyorum” dediğini bugün gibi anımsıyorum...
**
Aslında tasfiye harekatı, merkez ilçe yerine yeniden oluşturulan iki ilçe yönetimi atamaları ile başlamıştı. Yanılmıyorsam Mustafa Hüsrevoğlu ile Halit Erkiletlioğlu atanmışlardı başkanlıklara. Bizler de kimlerin atandığına dair, haber bekliyorduk, Memici Kızılkaya’nın Argıncık’ta bulunan atölyesinde.
**
Haber geldi Ankara’dan. Atamaların doğruluğunu Mehmet Kızıklı abimize telefondan sordum. Doğruymuş. Partinin ana omurgasını tasfiye etmişlerdi. Bunun üzerine şunu dedim: “Abi, bu atamalarla kaybettiniz!” O da Merkez İlçe Başkanıydı, bana çalım atıp kendisi olmuştu. Benim lafımı anında, arkadaşlarına yetiştirmiş; “Kadir ağa rahatsız olmuş atamalardan!” demiş.
**
Oysa, onların bana yaptıklarının onda birini ben onlara yapsaydım yani “gıvırtsaydım” ne kendisi Merkez İlçe Başkanı olur ve ne arkadaşları Belediye ve İl Genel Meclislerine seçilebilirdi. Ne de rahmetli Halil Özsoy Milletvekili olurdu. Partinin kapısından içeri adımlarını atamazlardı.
**
Bu hikaye uzun. Hikayeyi, Memici Kızılkaya ve Ali Rıza İncetan çok iyi bilir. Umarım unutmamışlardır. İnşallah, detayını bir başka zaman anlatırım. Şu kadarını söyleyeyim “ahde vefa”nın ve “ahde vefasızlığın” dik âlâsı yaşanmıştı, o günlerde.
**
1984–1989 yılları arasında Belediye başkanlığı yapan Çetinbulut, sessiz ve sakin; gösterişten uzak; vitrinde gözükmekten pek hoşlanmayan; ama oldukça başarılı bir dönem geçiren bir başkandı. Yaptıklarının neredeyse hiçbiri bugün anımsanmaz; ismi bile unutuldu gitti!
**
Bu dönemde, anımsayabildiğim kadarı ile; Niyazi Bey döneminde yapılan Kayseri Nazım İmar Planı “revize” edildi ya da yeniden yaptırıldı. Bu bağlamda, Alpaslan Mahallesi bu dönemin eseridir. 1980 öncesi, yine Niyazi Bey döneminde başlatılan “şehir içme suyu projesi” tamamlandı ve şebekenin yapımına geçildi. Büyük ölçüde de bitirildi. Şayet bugün bu şehirde içme suyu ve elektrik sorunu yok ise, bunu, büyük ölçüde, Niyazi Bey ve Hüsamettin Bey dönemlerinde yapılan çalışmalara borçluyuz.
**
Hüsamettin Bey, Bürüngüz Cami’nin önünü açtı. Türkiye’nin büyük meydan parklarından Mimarsinan Parkı’nın istimlak çalışmaların başlattı. Aradan zaman geçti, daha sonra gelen ve Parkı yapan, Refahlı belediyeleri vehaleflerinin bu ada etrafında, çirkin yapılanmaya nasıl izin verdiklerini iyi biliyoruz. Bunun en tipik örneği, Wyndham Grand Oteli. Otel, İstasyon Caddesini “boğdu”. Böyle bir çirkinliği, böyle bir garabeti dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz.
**
Bir başka garabet de şuydu, bu bölgede. Atatürk Bulvarı, Karayolları Lojmanları yanında bulunan binanın üst katlarının, kaçak olduğu, görüntü kirliliği yaptığı, çevre ile uyum sağlamadığı gerekçeleri ile Bekir Yıldız tarafından yıktırıldığını biliyoruz. Peki, daha sonraları, bu binanın yanına yapılan binaların çirkinliğine ne demeli?
**
Başkan Çetinbulut, geçmiş yönetimlerce bir türlü açılamayan Stat–Melikgazi Belediyesi arasını kamulaştırdı ve Mustafa Kemal Paşa Bulvarı’nın bugünkü haline gelmesini sağladı. Bu kadarla iktifa edeceğim.
**
İkinci defa adaylığa Hüsamettin Bey, pek istekli değildi. Belki de, öyle gözüküyordu, kim bilir. Başkan adayları belli olmaya başlamıştı. Pastırmacı Mehmet’in dükkanındayız. Hüsamettin Bey’in ağabeyi Burhanettin Bey peydah oldu. Zaten dükkanları da karşıdaydı. Bize müjde verdi; “Gözünüz aydın çocuklar, Hüsamettin tekrar adaylığı kabul etti!”
**
Aradan zaman geçti, Şadan Doğan, ben, rahmetli Mustafa Topaloğlu, yine rahmetli Zafer Özden ve birkaç arkadaş mutat sabah görüşmelerimiz yapıyorduk, Vatan Caddesi’nde, benim dükkanın önünde; konu da malum siyaset. Bu esnada, Hüsamettin Bey’in ağabeyi Burhanettin Bey yanımıza geldi. O tarafta bir yere gidiyormuş. Selam kelamdan sonra; “Gözünüz aydın çocuklar, Hüsamettin kazanıyor!” dedi.
**
Dedi demesine ama duyunca bin pişman oldu. Peki, duyduğu neydi? Şadan Abi, “sen ne diyorsun ANAP da kaybediyor; İstanbul’da Dalan da…” demesiydi. Öyle ya, anketler böyle gösteriyordu.
**
Buna rağmen, Çetinbulut’un kaybetmesi çok zordu ama yukarıda dediğim gibi belediye ve İl Genel Meclisi üyeliklerini “sen, ben bizim oğlan!” ile doldurmuşlar, “yangından mal kaçırır!” gibi. Üçü de rahmetli “Kızıklı-Özsoy-Göknar” kliği partiyi ele geçirmişlerdi. İrfan Başyazıcıoğlu ekibini adeta tasfiye etmişler…
**
Bunun farkına varamadı, Çetinbulut. Öyle çok güçlü görüyordu, kendisini. Hatta, tatile bile gitmeyi düşünmüştü, seçim öncesi. “Çocuklar için gidemiyorum!” demişti. Çocuklar dediği de ANAP’ın Kocasinan ve Melikgazi adayları.
**
En güçlü olduğu anda, hiç seçim kaybetmez dendiği anda, Hüsamettin Bey, seçimi kaybetti. Seçimler öncesi, sandığa bir hafta kala, siyaseten çok iyi nabız tutan, “siyasi ırgat”, rahmetli Mustafa Topaloğlu’nun; “abi,Büyükşehri ve Kocasinan’ı aldık, Melikgazi ortada!” dediğini hiç unutamam.
**
Nitekim öyle de oldu. Gerekçesi de şuydu: Melikgazi adayımız biraz zayıf... Dediği oldu, burayı Şevket Bahçecioğlu, ANAP’tan kazandı. Büyükşehri merhum Niyazi Bey; Kocasinan’ı Ali İhsan Alçı.
**
Son söz: “İnsanlar en büyük hatasını, en güçlü olduğu anda yaparmış”. O nedenle dedim; “umarım kulaklara küpe olur!”