Umarım değeli büyüğümüz, “adam!” dediğim için kızmamıştır. Lafın gelişi böyle dendiği için ben de “lafın gelişi” kullandım. Üstadımız, epeydir ortalarda gözükmüyor… Hele hele Kayseri’yi tümden unutmuş gibi… Sanırım siyasette emekli olunca, Kayseri’yi mesken tutmayacak…
***
Bu vesile ile değerli büyüğümüze hemen soralım: “Bizim hızlı tren ne oldu? Yoksa geldi de Fakılı’da bekliyor mu?” Kayseri’nin muhterem ahalisi sormasa bile, bu can bu tende olduğu sürece soracağım. Özhaseki, Taner Yıldız başta olmak üzere diğer AKP ileri gelenlerinden de…
***
Yok, öyle sütre gerisine çekilip kulak üzerine yatmak. Muhterem ahali ve sormaktan korkan “kanaat önderleri!”, STK/ODA başkanları, “ulaşım ağının” dışında kalan Kayseri’nin geleceğinin ne olacağının farkında değiller.
***
Elitaş ne diye mesken tutsun ki Kayseri’yi… Burası artık dar gelir ona… Bir insanın ömründe göremeyeceği kapılar açıldı… ANAP’tan Kocasinan belediye Başkanlığına razı iken, ki Allah’ın sevgili kuluymuş da başkan olmamış, AK Parti İl Başkanı oldu oradan Bakanlığa kadar uzanan serüven başladı…
***
Dile kolay, yirmi yıl siyasete ve zirvede kalmak. Bazı Kayseri ulularına rağmen… Sanırım artık; “benden bu kadar!” diyecek, şayet AK Parti önümüzdeki seçimlerden galip çıkarsa, Cumhurbaşkanlığı’nda danışmanlık görevi ile hayatına devam eder gider…
***
Büyüğümüz, pek sık gündeme gelmiyor demiştim. Bu sefer, “pide” muhabbeti ile gündeme girdi… Haberi, medyadan veriyorum: Ramazana sayılı günler kaldı. Ayın alamet-i farikalarından pide fiyatları da belli oldu. Sade pide altı lira olurken yumurtalının fiyatı da 7,5 lira olarak belirlendi.
***
Meclis'te gündeme ilişkin konula görüşülürken CHP Grup Başkanvekili Engin Altay söz aldı. Altay, pide fiyatlarındaki artışı eleştirerek AK Parti sıralarına yönelik eleştiride bulundu. Elitaş'a dönerek; "Bilmiyor; bilmeyebilir, ben de bugün öğrendim ama üzüldüm. 6 lira. Daha şimdi, o da artmazsa. Üstünde yumurta yok, susam yok. Sayın Elitaş. Bu millet nasıl oruç tutup iftar yapacak ya? Ya, Allah aşkına, şu milletin haline biraz bakın. Beş kişilik bir aile, altı kişilik bir aile, yirmi dört saat içinde eve en az sekiz tane pide alacak. Evet. Nasıl olacak?" diye sordu.
***
Elitaş da Altay'ın ifadeleri üzerine söz aldı. Sözlerine; “pide tüketmediğini!” söyleyerek başlayan Elitaş, fiyatlandırmayı bilmediğini belirtti. Elitaş; "Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Pide fiyatlarıyla ilgili, Engin Bey bugünkü fiyatları söyledi. Bilmiyorum ben, Ramazan'da da normal zamanda da pek pide almıyorum ama gerçekten…" dedi.
***
Buradan anlıyoruz ki, değerli büyüğümüz pide yemediği için fiyatını bilmiyormuş… Olabilir… Mesela ben, “deveci ile ortak olduğumdan, o nedenle kapıyı büyük açtığımdan”, sürekli pasta yediğim için, yukarıda Allah var somun yani normal ekmek fiyatlarını bilmiyorum. Ne diyelim, Allah gördüğümüzden geri koymasın…
***
“Pidenin kısa sürede bayatlayan bir ürün!” olduğunu da ifade eden Elitaş, "Ya, şimdi, Allah aşkına yapmayın, mübarek ramazana girerken vatandaşın söylemlerini doğru kabul etmek şiardandır. Yani bu anlamda, pide hemen bayatlayan bir üründür biliyorsunuz, somun ekmek hemen bayatlamaz.”
***
Tabii, tüketmediği için pide fiyatlarını bilmeyen üstadımız, her nasılsa, pidenin hemen bayatladığını biliyor…
***
Evet.
- Pide yemeyin, hemen bayatlar… O nedenle normal ekmek yiyin.
- Midenizi yarı doldurun…
- Markete tok karınla gidin…
- Markete çocuğunuzu götürmeyin…
- Sabredin… Kur’an’da belirtiliyor; Fukaralığın ecri var…
- Midesine kuru ekmek giriyorsa aç değil…
- "Kasaptan et almıyorum, kuzu kestiriyorum" (Cumhur İttifakı, Mustafa Destici)
***
Bu tavsiyeleri AK Parti’ye ait olunca, Elitaş’ın, gülümseyerek; “pide yemeyin bayatlar, somun ekmek yiyin!” tavsiyesini hiç yadırgamadım… Allah’tan, (Mari Antuanet) gibi “pide” alamadıysanız “pasta” yiyin dememiş.
***
Tabii şaka, latife bir yana, iktidarın önde gelen birisi, devr-i iktidarlarında, insanların “pide alamayacak” duruma düştüğünü zımnen tescil ediyor. İnanın, oruç tutsun tutmasın, Ramazan’ın simgesi olan hem de “çörekotulu/susamlı-yumurtalı” pideyi alamayacak duruma düştüğünü, bu yaşa gelene kadar görmedim, duymadım…
***
Bir parti düşünün bu denli toplumun dışına düşer… Anlaşılan, ellerinde iki silah kaldı; “din” ve “iç/dış” düşmanlar. Bakalım, bu ikisi AKP’yi sandıktan çıkartabilecek mi?