KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 29.05.2024 11:47

ELEKTRONİK AYGITLAR

Facebook Twitter Linked-in

Elektronik aygıtlar, adeta hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu… Cep telefonu, flash bellek, bilgisayar bu cümleden… Ev telefonunu evde unuttum mu, çok büyük eksiklik hissediyorum. Dönüp eve geri alıyorum.

***

Hele hele büyüyen şehirlerde hayatın olmazsa olmazı oldu, cep telefonu. Hele hele zorda kaldığınızda, “Hızır gibi imdadınıza!” yetişiyor. Anında haberleşme imkanınız var. Uçakla olsun, karayolu ile olsun seyahat eden yakınlarınızın konumlarını anında görebiliyorsunuz. 

***

Döviz alıp satabiliyorsunuz… Anında, hesabınızdan, dünyanın her yerine para transfer edebiliyor, ödeme yapabiliyorsunuz, oturduğunuz yerden. Bellek görevi de yapabiliyor, önemli bilgilerinizi yükleyebiliyorsunuz.

***

Flash bellek ise müthiş bir şey… Akıl alacak gibi değil… Kapasitesine göre, yüzlerce/binlerce kitabı, yazıları, fotoğrafları, mimarı projeleri vs. yükleyebiliyorsunuz. Parmak kadar hatta daha küçük bir aygıtın, bir belleğin maharetine inanmak mümkün değil. 

***

Eskiler olsa buna inanmaz, hemen; “cin, şeytan işi!” derdi. Bu kadar bilgi, küçücük, kaybolduğunda bulamayacağınız bir aygıt bunu nasıl becerebilir?

***

Elbette, bilimden, teknolojiden uzak; “ulumu fenniye” ile“ulumu diniyeyi” karşılaştıran; “ulumu fenniye okumak zorunlu da ulumu diniye neden zorunlu” değil diyerek elma ile armudu karıştıranlar, bunun mekanizmasını anlayamaz, kavrayamaz. 

***

Mesela, benim hem bilgisayara ve hem de telefona bağlanabilen, parmak büyüklüğünde, bir flash belleğim kayboldu. Rengini de vereyim, turkuaz… Bir türlü bulamıyorum. Ya evde ya bir yerde unuttum ya da sokaktadüşürdüm…

***

 Yeni, fark ettim, yok olduğunu. Parası önemli değil… İçindeki bilgiler önemliydi, benim için. Yazılarımı vs. yüklemiştim… İnanın, çok üzüldüm. Üzüntümü anlatamam. İnşallah bulurum ya da bulan birisi bana ulaştırır. İnanın getirene bir bellek hediye ederim. Anlayacağınız sağ kolum kopmuş gibi…

***

O nedenle, hayat standardı düşük kişilerin, ekonomiden sızlananlara;“çıkar telefonunu” demelerinden acı bir şey yok. Bilemiyorlar ki, bunlar bir kesimin özellikle gençlerin hayatlarının bir parçası oldu. Onsuz hayat onlar için anlamsız hale geldi. Bunun farkında değiller.

***

Öyle ya, cep telefonu, bilgisayar, internet vs. kullananların aylık masrafları, onların mutfak masraflarından fazla, icabında. Yine o nedenle, bu kesimin gelirlerinin düşüklüğünden sızlanmaları, yakınmaları, lüks içerisinde yaşadıklarından değil, kendileri için hava ve su kadar elzem imkanlara erişmekte zorlanmaları.

***

Bu kadar hayatımızın bir parçası olan elektronik aygıtlardan “özel tüketim vergisi” almak akla ziyan bir şey. Bunun neresi “özel”, anlamak mümkün değil. Bunu alanlar; “arkadaş siz, dünyadan kopun. Ne gerek var bunlara. Kullanırsan ÖTV alırım… Biz ne diyorsak o doğrudur!”, diyorlar.

***

Mesela bir kesimin kanaat önderlerinden, “Cübbeli Ahmet Hoca” diye bilinen Ahmet Ünlü, uzay programları için bakınız ne diyor, bir konuşmasında: 

***

"Milyar dolarlık bütçeler falan filan, manyankmanyak işler. Masrafa değmez. Ver bana 100 bin dolar, ben sana hepsini söyleyeyim. Ne cahil adamsın."

***

Hocanın cehli, yüzünden akıyor ama bağlıları göremiyor. Ama “bu kafa” milyar milyar dolar harcanarak hayatımızın bir parçası haline gelen otomobili, treni, uçağı, ampulü, telefonu, otomobili, bilgisayarı, televizyonu, tıbbı cihazları, gözlüğü vs. kullanmak ta bir sakınca görmüyor… Bunlar için harcanan parayı, emeği arkasında ki bilgi birikimini; tabii, engizisyon mahkemelerini bilmiyor.

 ***

Sanıyor ki, birileri “ol!” dedi, bunlar da oldu. Öyle ya, kendisi demiyor mu; “manyak gibi milyar milyar harcamaya ne gerek; verin bana 100 bin dolar sizler anlatayım!” demiyor mu bağlılarına. Onlar da kuzu kuzudinleyeip; “doğrudur!”, deyip tasdik etmiyor mu?

***

Şimdi, bu kafalara çocuklarımızı, “ÇedesProgramı” nedeniyle teslim etmiyor mu milli eğitim. İnanın, kahroluyorum. İnanın, Allah’tan, bu kafalara teslim edilecek çocuklarım kalmadı ama torunum var. Ama onun geleceğini düşünüyorum, bu yaşta. Allah, velilerin yardımcısı olsun? Çocuklar nasıl teslim edilir bu insanlara? Anlamak mümkün değil. 

***

Mesela bu kafa ne diyor özel TV’lerinde? Bakınız ne diyor; “Zelzele başladı, Gavs Hazretleri.Dayanamadı… Dur artık dedi… O da durdu!” 

***

Bilmiyorlar ki, ilanihaye devam eden zelzele olmaz. Olsa, dünya yok olur. Süresi birkaç saniye ile birkaç dakika arasında değişir. İnanın bu cemaat çok yaygın, bürokratik kadrolardaki yapılanması ile gündemde… Bağlıları bu masala inanıyor, maalesef…

***

21. yy’in ikinci çeyreğine girerken, “Mustafa Kemal Türkiyesi”nde, bu manzara çok acı veriyor insana. Ve bu ülkenin çocukçalarını “bu kafaya” teslim ediyoruz. Çok vahim, çok acı…

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —