Malum hikâye, savaşı kaybeden komutana Napolyon sormuş: “Neden kaybettik?” Cevap; “çok nedeni var. Birincisi, yeteri kadar barutumuz yoktu!”. Napolyon; “yeter gerisini saymanıza gerek yok!”
***
Biz de, “bir sürü nedeni var!”… Başta geleni, kamunun ayırdığı kaynak ve çağdaş eğitimden uzaklaşmak. Milyar milyar dolarları toprağa, betona gömerseniz; “biz eğitimsizlerin ferasetine güveniriz!”, “tahsil seviyesi yükseldikçe oyumuz azalıyor!”, derseniz; “dindar nesli!” hedeflerseniz; öğretmende pedagojik formasyon ararken, “değerler eğitimi” adı altında imamları, cemaatleri, tarikatları eğitim ordusu içerisine sokarsanız; eğitimi ailelerin sırtına yıkarsanız olacağı bu…
***
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı verilere göre eğitim harcamaları, Türk lirası cinsinden bir önceki yıla göre yüzde 69,3 artarak 587 milyar 438 milyon TL oldu. Veriler ailelerin eğitime kamudan daha fazla bütçe ayırdığını ortaya koydu.
***
TÜİK verilerine göre, eğitim harcamalarının gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı 2021 yılında yüzde 4,8 iken geçen yıl yüzde 3,9’a geriledi.
***
Devletin eğitim harcamalarının GSYH içindeki payı da 2021 yılında yüzde 3,5 iken 2022 yılında yüzde 3,1’e düştü.
***
Öğrenci başına yapılan eğitim harcaması 2021 yılında 15 bin 622 TL iken geçen yıl (2022)25 bin 143 TL olarak gerçekleşti. Dolar bazında bin 755 dolar olan öğrenci başına eğitim harcaması bin 515 dolara geriledi.
***
Bir başka araştırmada, OECD ülkelerinde ilk ve orta öğretimin finansmanında hükümetlerin önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Bu okullarda, 2020’de, özel finansman payının yüzde 9 civarında olduğu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 20’yi geçtiği; Türkiye’nin öğrenci başına yaptığı harcama itibarıyla OECD ülkeleri arasında Meksika ve Kolombiya’nın ardından son sırada yer aldığı kaydedildi.
***
Kamu, eğitim masrafını kısıyor, haliyle ailelerin yükü artıyor. Peki, imkanı olmayanlar ne yapacak? Sabah kahvaltısı yapmadan, okula giden milyonlardan söz ediliyor. Beslenmeyi bir yana bıraktık, çocuğunun karnını doyuramayan aileler, okul masrafını nasıl karşılasın?
***
Yani, anlayacağınız, “Saldım çayıra, Mevlam kayıra!”. Hem, okuyup da ne olacaklar ki?
***
Bizim zamanımız, öncesi ve sonrası, İTÜ, ODTÜ, Yıldız, Maçka, Mülkiye, Tıp/Eczacılık/Diş Hekimliği, gibi okullarda, köylü ve fakir/dar gelirli aile çocukları rahat kazanırken ve okurken, bugün acaba durum nedir? Bu dönemleri yaşayamayan bu mukayeseyi yapamaz. Yaşamayınca da; “bizden önce bir şey yoktu!”, gri propagandalarına inanırlar.
***
Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan;"Cumhuriyet’in belki de en büyük başarısı eğitimde fırsat eşitliği sağlamış olmasıydı. Eminim ki bu salonu dolduranlarımız dahil olmak üzere bugün iş dünyasında, bürokraside ve siyasette birçok kişi, Cumhuriyet’in ya kendilerine ya da ebeveynlerine sağlamış olduğu fırsat eşitliği sayesinde bugünkü koltuklarını dolduruyorlar. Tabi eğitimde fırsat eşitliği derken herkesin okula gitmesini değil herkesin kaliteli eğitime erişimde engellerle karşılaşmamasını kastediyorum" dedi.
Özilhan devam ediyor; “Bugün özel sektörde ve kamuda karar verici konumda olanların ezici çoğunluğu eğitim hayatının en az bir aşamasında kamu kurumlarında okumuştur. Ama bugünün çocukları daha önceki kuşaklar kadar şanslı değil. Kaliteli eğitim için aileler bütçelerinden giderek daha fazla pay ayırmaya başladı.
Eğitim harcamalarında özel kaynakların payı açısından Türkiye, tüm OECD ülkeleri arasında en yüksek orana sahip. Bu veri, eğitimde fırsat eşitliği konusundaki dezavantajımıza işaret ediyor. Nitelikli eğitim olanağı olmayan nice parlak çocuk maalesef heba oluyor, vasat bir işe ve vasat bir gelire mahkûm kalıyor.
***
Evet, anımsadınız mı?AK Parti eski milletvekili Taner Yıldız: "Eğitim seviyesi arttıkça AK Parti'nin hitap ettiği alanın daraldığını görüyoruz. Anketler de buralarda oylarımızın azaldığını söylüyor", demişti. Tüm bunlara bakarak gidişat ya da gelinen nokta, bilinçli bir tercih mi?