“EDAŞ”, “Elektrik Dağıtım A.Ş.”’nın kısaltılmışı. Ülkemiz, 21 dağıtım bölgesine (EDAŞ) ayrıldı. Haliyle, elektrik dağıtım ve satış işi özele devredildi, ortalama yirmi yıllığına. Bunun için, 20 “EDAŞ”, yaklaşık 13 milyar dolar kira bedeli ödedi. 21. EDAŞ, bizim Elektrik Şirketi (KCETAŞ).
***
Tabii, işletme için ne kadar kaynak kullanıyorlar? Bilemiyorum. Bir rivayete göre sektörün tamamında 70 milyar dolara yakın bir kredi kullanılması söz konusuymuş. Elbette, tüm bunların tarifelere yansıyacak. Muhterem ahali de kuzu kuzu ödeyecek.
***
Tepkilerden sonra, bazı tarife gruplarında indirime gidecekler. Tabii, bazılarına bindirecekler. Sonuçta, o da yine muhterem ahaliye yansıyacak. Sanmasınlar ki, yansımaz. Unutmayın bu; sonucu “sıfır” olan bir oyun ya da dengede duran bir terazi… Yapılan her indirim, bir “ilizyondur”, bunu mutlaka birileri öder. Dolaylı olarak, sevinen ahali.
***
Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ (KCETAŞ), 1990’ların başında, “eski imtiyazına” kavuştuğundan ve o zaman “özelleştirme” olmadığından, bildiğim kadarı ile bir bedel ödemedi. Ama “lisans aşamasında” bir şeyler ödediyse bilemiyorum.
***
Öyle bunlar, kira süresince elektrik idarelerini işletecekler. Bildirilen programlar çerçevesinde yatırımlar yapacak. Hizmeti etkin ve verimli kılacaklar. Bu sayede hem kendileri, hem kamu ve hem de ahali kazançlı çıkacak.
***
Tabii, “tavuğun cücüğü güzün sayılırmış?” Netameli sektörde, dinamik işleyen bir süreçte bu mümkün mü? Erbabı olmayan, bilemez bunu. Sürekli iç göçün, bölgesel göçün olduğu bir yerde, hesapları tutturabilmek çok zor. Unutmayın, stratejik ve dinamik bir sektör var karşımızda.
***
Sektörde özelleştirme, 2013’te tamamlandı… Aradan dokuz yıl geçti. EDAŞ’ların, “ne kadar para ödediklerini”, “nereden nereye geldiklerini!”, “ne kadarlık bir yatırım yaptıklarını”, “kayıp ve kaçaklarla” mücadelenin seyri nasıldı” açıklamaları lazım. Mesela; “bizi bu havuza kim itti?”, deyip demediklerini de…
***
Tabii, bir de bilançoları (kâr ve zarar) da saydam bir biçimde yayınlanmalı sitelerinde. Bir çoğunun sitesine girdim “kâr ve zararın” adı bile geçmiyor. Ama Kayseri Elektrik (KCETAŞ) öyle değil. Her yılın faaliyetlerine, hem de ayrıntılı bir biçimde, ulaşmak mümkün. Mesela 31.12.2020 bilançosunda 166,6 milyon liralık “net kâr” gözüküyor. Şirketi, kutlarım. Ama diğerleri, açıklayanlar için bir şey diyemem, neden açıklamaz. Beyler bu bir “kamu hizmeti” olup, “ticari sır” falan değil.
***
Tabii, İcraatları da Elektrik Piyasası Denetin Kurumu (EPDK) ile bunların kamudaki üst kuruluşu Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) tarafından denetlenecek. Yine unutmayın, kira süresi dolunca her türlü borçtan “âzâde” ve “hüsnü halde” işletmeyi devlete devredecek. Muhtemelen yeniden ihaleye çıkacak.
***
Burada sihirli sözcük; “şebeke yatırımları” ile “kayıp ve kaçakları” düşürecek. Bu taahhüdü de her yıl belirtecek. Yıl sonunda performansı ölçülecek. Son tahlilde, mesela, bu oran yüzde 5’lere düşecek. İletim tekeline haiz kamu da, “iletim kayıplarını” mesela yüzde 3’lere çekecek (ki, halen yüzde 2-3 arasında bir yerde o nedenle kamu tarafında bir sıkıntı yok), sonuçta sistemin “kayıp ve kaçakları” toplam yüzde 8’ler inecek… Amaçlanan bu…
***
Öyle, “oynanan oyun”, “ben yiyemedim buyurun siz yiyin!” türünden bir oyun değil. Zor bir sektör. Liyakat ister, deneyim ister, yatırım ister… Evet, bu EDAŞ’lar aldıklarında “kayıp ve kaçak” oranı neydi, 2022 başında ne oldu? Bunu açıklamak zorundalar. “Ağam keyif çatacak, sıkıntıyı ben çekeceğim!”. Yok böyle bir oyun.
***
Peki, bunun fiziki anlamı ne? Diyelim, toplam “kayıp ve kaçaklar” yüzde 20… 300 milyar kWh’te üretim var. “Kayıp ve kaçak” 60 milyar kWh… Bundan sistem ya da işin doğası gereği olması gereken (beklenen) yüzde 8’e karşılık gelen 24 milyar kWh’i düşün geriye kalıyor 36 milyar kWh.
***
İşte bu hedefe yani, 36 milyar kWh “sıfıra” yaklaştıkça üretim tesisi kurma azalacak, “verimlilik” artınca hem “EDAŞ”lar ve hem de muhterem ahali kazanacak. Kazanınca da, ellerine faturaları alıp “isyanları” oynamayacaklar. Özelleştirmeden amaçlanan buydu…
***
Tabii, “isyanları oynayanların” da bir sorunu var. İşin bu yanına kimse değinmiyor. Kabahati hep kamuda ve “EDAŞ”larda arıyor. “Arkadaş, sayaçtan sonra elektriği sen nasıl kullanıyorsun?” Ya da elektriği “etkin ve verimli” kullanabiliyor musun? Bunu, hiç sorguladınız mı?”
***
Geçmişte, özelleştirmelerin itici gücü ya da bahanesi, “kayıp ve kaçak” oranları idi. Özelleştirme yanlıları, 2002 öncesi bu oranın yüzde 30’larda ifade etmeye başladı. Nitekim kamu kayıtlarında, 2008 yılı için yüzde 30,62 olarak belirtilmişti. Mesela bu yıl, Dicle için yüzde 66, Vangölü için yüzde 55,9, Aras için yüzde 27, Boğaziçi için yüzde 11, Başkent için yüzde 8,3, Menderes için yüzde 4,2. Durum böyle olunca, özelleştirme doğru.
***
Ama bir başka raporda, Sekizinci Beş Yıllık “Elektrik Enerjisi Özel İhtisas Komisyonu Raporu”unda (2001), 1999 yılı dağıtım sisteminin kayıp ve kaçaklar için “toplamı %16.4 seviyesindedir”, denilmekte. Buna bakarsanız, özelleştirmeye gerek yok.
***
Dokuz yıl sonra, bu oranın katlaması neyin nesiydi? Oysa ikisi de kamusal kaynaklı bilgiydi. Kavganın, nedenlerinden birisi bu iki farklı kamu kaynağı idi? Verilerin hangisi doğruydu? İktidar da, kolayını buldu. İhtiyacı vardı, 14 milyar doları aldı, yükü “EDAŞ ve ahaliye” yıktı. Şimdi, “arabulucu rolünde!” “Yandım Allah türküsü” söyleyen ahali de; “Kurtar bizi Reis!” diye bağırıyor.
***
Bir bilgi de Kayseri için vereyim, tüm dönemlerde dahil (bildiğim1970 sonrası) Kayseri Elektrik Şirketi’nin “kayıp ve kaçak oranları” yüzde 10’un altında kaldı. Sanırım, şu anda yüzde 7’ler civarında. Umarız, bunu “iki puan” daha düşürürler. Tabii, bir de yüzde 7’den, yüzde 5’e çekmek, yüzde 20’den, yüzde 18’e çekmekten çok zor. Sistem, doğal olarak direnir.
***
Tabii, TV’lere çıkıp, “elektriğin e sinden haberi olmayanlar için”, “terzilik dediğin ne ki, önü ile arkası, kolu ile yakası!” Sistem “saydam” olmayınca, bilenler konuşmayınca, “kavga” da kaçınılmaz. Ama bu kavgayı, “sopası” güçlü olanın kazanacağı, muhakkak, bizim gibi ülkelerde.