Anlaşılan sandık, yeni doğal gaz müjdeleri ile gelecek… Nitekim, bu Cuma, yeni bir doğal gaz müjdesi ile tanıştık… Bu üçüncü oldu… Sayın Erdoğan, beklenen “müjde”yi açıkladı; "Fatih sondaj gemimiz, Sakarya gaz sahasındaki Amasra-1 kuyusunda 135 milyar metreküplük yeni bir doğal gaz keşfi daha yaptı. Karadeniz'deki toplam gaz keşfimiz 540 milyar metreküpe ulaştık", dedi.
***
Tabii, daha önce açıklanan gaz alevinin, platform bacasında çıkanını henüz görmedik. Muhtemelen “Karadeniz kuyu serisi” tamamlanınca, yeni sandık önümüze gelince, yakacaklar bacalardan çıkan gazı… Öyle ya, gazın alameti farikası, bacadan çıkan alevler…
***
Sizi seksen yıl öncesine, 1940’ların ortasına götüreceği. 1946’da sondası yapılan ve 1948’de üretime geçen “Raman-8” kuyusuna… Bu kuyu halen faal, günde 200; o dönem bölgede bulunan 500’ü aşkın kuyudan günde 7 bin varil kaliteli petrol üretiliyordu. Günümüzde ise, muhtelif yerlerdeki 5 bine yakın kuyudan yılda 22 milyon varil (yaklaşık 4 milyon ton) petrol üretilmekte.
O günün teknik ve ekonomik şartlarında açılan bu kuyuları, “her türlü kötülüğün anası İsmet Paşa” iki kez ziyaret etmiş. Paşamız, o günlerde, şimdiki gibi, propaganda yöntemleri kullanarak “algı yönetmiş” miydi acaba?
***
O günün Türkiye’sinde, bu gün açılan doğal gaz kuyularını açmaktan zordu, Raman petrol kuyuları… Yine, 1950 şartlarında yapılan Hirfanlı Barajı’nı yapmak zordu, Keban’ı yapmaktan… 1920’lerin sonunda Bünyan HES’i yapmak da zordu Hirfanlı’dan…
***
Gelelim şimdi işin mühendislik yanına. Şayet, yer küre oluşalı 4,6 milyar yıl geçmişse… Yer küremiz, her şeyin sebebi güneşten kopmuşsa… Yerkürenin ortasında, soğumaya devam eden çekirdek varsa… Jeolojik zamanlarda, zaman zaman canlılar yok olmuşsa… Plakalar hareket ediyorsa… Mutlaka ve mutlaka yeraltında “hidrokarbon” yatakları var… Bunlar kimi yerlerde yüzeye yakın, kimi yerlerde derinlerde.
***
İşte, tam bu noktada üç temel parametre çıkıyor karşımıza: Teorik/brüt potansiyel (Varsayılan), teknik potansiyel (çıkarılabilir), ekonomik/ticari potansiyel (çıkarmaya değer). İsterseniz bunu somutlaştıralım: Türkiye için günümüzde hesaplanan “brüt” hidroelektrik potansiyel 400 küsur milyar kWh ile ifade edilmekte… Bunun anlamı şu: Şayet, ülkemizin hidrolik potansiyelini elektriğe çevirebilsek, yaklaşık bugünkü tüketimimiz karşılayabiliriz.
Tabii, bunu tamamını elektriğe çeviremeyiz. Ne kadarını çevirebileceğimizi, teknik imkanlar ve fiziki yapı belirler. O nedenle, ticari elektrik üretebilmek için yeterli bir “düşü/kot farkı” olması gerekir.
***
Teknik potansiyel ise, 216 milyar kWh olarak hesaplanmakta. Tabii, “ekonomik olarak üretilebilen” potansiyelimiz nedir? Zaman zaman değişmekle birlikte, bunun da 125-180 milyar kWh arasında olduğu çeşitli yöntemlerle hesaplanabilmekte. Yanılmıyorsam, halen bunu da yüzde 60-65’i üretimde…
***
Tabii, bu tesislerin bir de “teknolojik ve fiziki”, “ekonomik” ve “Pazar ömrü” var… İzin verirseniz bunu da şöyle anlatmaya çalışayım. Bir ürünü ileri teknoloji ve ekonomik olarak üretseniz bile şayet “Pazar payı” yoksa, anlamlı değildir. Bir de günümüzde bunlara, “çevre etkisini” ekleyin. Dağlar ve taşlar altın olsa, binlerce yılda oluşacak bir ormana değişmem.
***
Mesela; hidrokarbon yerine kaim, bol ve ucuz, çevre etkisi minimum bir enerji keşfedilse/bulunsa, inanın emperyal güçler, anında Kafkasları ve Orta Doğu’yu derhal terek eder… İşte o zaman “Go Home!” gerçekleşir. Yoksa, bu ense bizde olduğu sürece daha çok boza pişirirler bu coğrafyada.
***
Unutmayın, ABD, dünya enerjisinin yüzde 18-20’sini kullanmakta. Bir o kadarını da Çin… AB ile birlikte bu oran yüzde 50’lere ulaşmakta. Biz ise, dünyanın yüzde 1’i kadar tüketmekteyiz.
***
Şimdi dönelim başa… Tayyip Beyin, inanılmaz propaganda yöntemleri ile algı oluşturmaya çalıştığı doğal gaz keşiflerine gelince, bir iki sorum olacak: Şimdiye kadar keşfedilen 540 milyar metre mikap gaz rezervi “teorik/brüt” mü, “teknik” mi yoksa “ekonomik/üretilebilir” mi? Bunun açıklanması lazım. Yok, ekonomik olarak üretilebilinen ise, öper anlıma koyarım. Zira, bugünkü tüketimimizin on katı yanı talep artışı olmazsa on yıllık ihtiyacımız…
***
Brüt potansiyel ise, pek fazla sevinmem. Zira, ne kadarını çıkartabileceği, metre küp üretim maliyeti ne olacak? Bunu bilmem lazım sevinebilmem için. İkincisi, bilenler söylüyor, iki-üç kuyu ile rezerv tahmini yapılamazmış. Mesele, “çuval, keçiboynuzu, havuç” meselesi…
***
Hem unutmayın, yer kürenin neresini delerseniz delin mutlaka bir hidrokarbon yatağına (kömür, petrol, doğal ga vs.) rastlarsınız. Bu bir kehanet değil, jeoloji biliminin bize söylediği bir gerçek.
Şayet, bu ülkede ilk ve orta öğretimde, jeoloji ağırlıklı coğrafya ya da zorunlu jeoloji dersi okutulsaydı, hiç kimsenin hayretine mucip olmazdı Sayın Erdoğan’ın anlattıkları. Hidrokarbon, dünyanın doğasında var der… Tüm bunlara rağmen, ülkemize hayırlara vesile olsun, doğal gaz kuyuları.