Haber, Sayime Başçı’ya ait (Sözcü, 24 Ekim 2021). Başlığı şöyle; “3 kişiden 1’i ‘derin yoksulluk’ içinde!” “Yoksulluğu” anlarım da; “derini” neyin nesi? Son günlerde sık sık gündeme geliyor bu kavram. “Ne?”, diye “Google amcaya” başvurdum…
Şöyle tanımlanıyor, “Ekşi Sözlük”te: "Derin Yoksulluk, kişilerin açlık sınırı altında olup en temel haklarına dahi erişemediği sosyal dışlanma ve ayrımcılığın sebep ve sonuç olduğu bir yoksulluk halidir.”
***
Derin Yoksulluk Ağı’ndan sosyal çalışmacı Elif Göçmen’in şu sözleri çok çarpıcı: "... temel ihtiyaçlarını karşılamayan ve sadece temel ihtiyaçlara ulaşmak için hayatı boyunca güvencesiz çalışan, sonra bu yoksulluğu miras olarak devreden ailelerle. Bu bir kader değil çocuklar bu yoksulluğu anne-babalarından devir almamalı bir gelecekleri, bir umutları, hayalleri olmalı.”
***
Özetle; “derin yoksulluk “an” ile sınırlı kalmıyor, nesillere “miras” olarak devroluyor…
***
Gelelim Sözcü’de ki habere: Ekonomide alınan kararlar TL’nin değerinde büyük kayıp yaratırken, halkın yüzde 29’u beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığını açıkladı. Metropoll'un gerçekleştirdiği; “Türkiye'nin nabzı Eylül 2021” anketinin sonuçlarına göre, vatandaşların büyük bir kısmı karın tokluğu ve kira için çalışıyor. …açlık ve yoksulluk sınırları da rekor kırmaya devam ediyor.
Sadece beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabildiğini açıklayanların oranı Nisan 2020'de yüzde 48.6 iken, bu oran pandemi ve yaşanan kapanmaların etkisi ile Mayıs 2020'de yüzde 58'le tepe noktaya ulaştı.
***
Peki, “Temel ihtiyaçlar” (Havaic-i asliye), ne demektir? Temel ihtiyaç maddeleri insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Kısaca; beslenme, barınma, giyinme… Peki, bazılarınca ilk İslam sosyalisti kabul edilen Ebu Zer’in şu içtihada ne demeli: Hazrete sormuşlar; “Zekat nedir?” O da şu yanıtı vermiş; “Resulü Ekrem’den duydum: İnsanlar, hâcet-i asliyesinin dışında kalan tüm varlıklarını infak etmeli!”
***
Bu aykırı adam, zengin Halife Osman tarafından, örfe aykırı sözler sarf ediyor, zengin düşmanlığı yapıyor gerekçesi ile Rezebe çölüne sürgün edildi ve orada öldü. Tarihler, İslam tarihinde ilk siyasal sürgün olarak anar Ebu Zer Gıffari’yi. Aynı zamanda, bir “Ehl-i beyt” bağlısıdır. Süfyanilerin hışmına uğraması da çok doğaldır.
***
Tabii, AKP ileri gelenleri ahali ile “kafa bulmaya” devam ediyorlar. Mesela, “biz gidersek halinizi düşünün!”, diyorlar. Vallahi ne düşüneceğim Mansur Yavaş, Ekrem İmamoğlu ve diğerleri gelince ne olduysa o olacak. Yani, Gökçek, Topbaş gidince “8 büyüklüğünde, 12 şiddetinde” deprem falan olmadı AKP’nin kaybettiği illerde… Unutmasınlar, İstanbul’u kaybedince “viyak viyak” bağıranların, devlet güçlerini arkalarına alıp direnmeleri de beyhude…
***
Ayrıca; AKP gidince de deprem falan olmaz ülkemizde ama bu sistemden beslenenlerin saadethanelerinde olacağı muhakkak… Emceklerinin ağızlarından alınması da, hortumlarının kesilmesi de zorlarına gitmesin; “iç ve dış düşmanlarla” milleti korkutmaya kalkmasın. Hem, “iç ve dış düşman” masalını dinleyen kaç kişi kaldı ki?
***
Yine tabii, halktan kopmuş, kendilerini sırtlayan tabandan uzaklaşmış AKP ileri gelenleri, kusura kalmasınlar, “saçmalamaya” devam ediyorlar. Biri çıkmış; “dönemimizde araba ve ev almak çok kolaylaştı!”; diğer bir milletvekili çıkıp; ''Her evde 1-2 araba 2-3 telefon var'', diyor.
***
Evet. Bizim evde, iki cep telefonu var… Eskiden yoktu ki olsun? Öyle ya, önce altyapı lazım. Ondan sonra, cep telefonu... Tıpkı doğal gaz, elektrik gibi… Ama unuttuğu bir şey var; cep telefonundan önce bizim iki telefonumuz vardı. Akıllı telefonlar çıkınca, sabitleri iptal ettirttik. Arabaya gelince, 16 sene önce, emekli ikramiyem ile (20 bin civarında) aldığım arabamı yenileyemedim.
***
Döviz artınca, ihracat artacak, ithalat ve cari açık azalacak; pahalılık olunca ahalinin talebi azalacakmış, mala talep olmayınca, enflasyon düşecekmiş. Hoca Nasrettin’in, borcunu ödemek için diktiği çalılara benziyor, bu izahat. Çalı büyüyecek, büyüyünce yanından geçen koyunlar sürünecek, her süründen bir miktar yün bırakacak, biriken yünleri merhum hocamız toplayacak, eğirecek, ip yapacak, bunları satacak, borçlarını ödeyecek.
Acaba?