Can Ataklı’nın Korkusuz’da (23.05.2024) çıkan yazısını okuyalım. Ara yerlerde ben de katkı vereceğim. Ona göre karar verin. Haklı mı yoksa haksız mı? Peşinen söyleyeyim, bence haksız. Bakınız neden?
***
“Bu adamların kerameti nedir?” diye soruyor Ataklı… Ama bilmediği bir şey var… Sayın Ataklı, bunlar keramet değil görev ehli… Gecelerini gündüzlerine katıp üyelerinin çıkarlarını koruyor. İktidarlara karşı mücadele veriyor; yıkılmaz kale komutanlığı yapıyorlar. Öyle ya, kendilerini böyle anlatıyorlar. Anlatıyorlar ve üyeleri de biliyor ki, her seçimi kazanıyorlar.
***
Demem o ki, insan kolay yetişmiyor, yıpratmamak lazım.Ayrıca bunlara haksızlık etmemek lazım. STK’ların başında, çok insan; “değişmez, değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez” konumda oldu yıllarca.
***
Aslında, şimdi vereceğim isimleri yıllardır tanıyoruz.Bu gidişle, torunlarımızda tanıyacak. Kim mi bunlar? Görelim…
***
Milyonlarca esnafın başkanı Bendevi Palandöken bu görevde tam otuz dört yıldır oturuyor.Bu bilgi doğru değil. Haksızlık yapmayalım.
***
Doğrusu şöyle; Bendevi Bey, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu Başkanlığını (TESK) 34 yıldır sürdürmüyor. 2007’den beri, on yedi yıldır sürdürüyor. Palandöken’in 1987 yılında, kurucularıarasında bulunduğu Ankara Bakkallar Bayiler Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi’nin Başkanlığı ile başlar bu hikaye…Kırk altı yıldır sürer…Nerede biteceği belli değil. Bir açıklık getirmek istedim, efendim.
***
TOBB Başkanı RifatHisarcıklıoğlu da 2001 yılından bu yana makamını kimseye kaptırmadı.Selefi Fuat Miras’ın yerine nasıl oturduğu unutulmadı. İnşallah, yaşlanınca, kendi isteğiyle görevden ayrılınca, o yılları, dönemin Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu ve MHP’nin nasıl destek verdiğini anlatır. Ben detaya girmek istemiyorum.
***
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar da bu göreve 2009’da gelmişti, 15 yıldır yerini koruyor.Türk-İş Başkanı Ergun Atalay ise 11 yıldır aynı koltukta oturuyor.
***
Mesela bunlara bir de dostumuz Mustafa Alan’ı ilave edin. O da yıllardır Kayseri Esnaf ve Sanatkarlar Odaları ve Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanlığı yapar. Bunun hikayesi de 1980’li yılların ortalarına kadar gider. “Saatçiler” odası başkanlığı ile başlar. Deme ki, kırk yıla yakın değişmeli de olsa Başkanlık koltuğunda… Tabii, kendileri oturmuyorlar, üyeleri seçiyor. Bir değer görmeseler seçerler mi?
***
Konuyu Demokrat Parti Milletvekili Salih Uzun gündeme getirdi, Meclis’te ki bir konuşmasında. “Ayıptır söylemesi” ben çok dile getirdim bu konuyu köşemde. Buna arşiv ve dostum Üstün Tuncer tanık.
***
Tabii, eleştirirken şu teklifte de bulundum. Odalar üyelik “zorunluluk” değil “gönüllülük” esasına göre olmalı. Tıpkı, memur ve işçi sendikaları gibi. Nasıl Barolar için bu kural getirildi, bunlar için neden olmasın? Oysa, Barolar yargılamanın bir ayağı, “parçalı” olamaz. Fakat, diğerleri için hiç fark etmez.
***
İktidar, “uysallıkla”, “haylazlık” ayrımı gütmemeli. Bakalım, böyle olursa bu muhteremler bu kadar görevde kalabiliyor mu? Ya da kaç üye bulabiliyorlar?
***
Bunu ben sadece AK Parti iktidarı için söylemiyorum. Geçmişte gelecekteki tüm iktidarlar için söylüyorum. İktidarlar, politikalarına karşı çıkmadıkları sürece bunlara destek vermiş. Eleştirel yaklaşanlara, karşı tavır almış. Yani, bunları hep arka bahçeleri olarak görmüş. Diğerlerini ise, sürekli suçlamış. Hatırlanırsa, merhum Erbakan Hocamızın, TOBB Başkanlığı hikayesi de böyle…
***
Şöyle diyor DP milletvekili;“RifatBeyefendi yirmi üç yıldır TOBB başkanı.İki yıla yakın da başkan yardımcılığı var, etti yirmi beş.Dört yıl daha görev yapacak. Etti miyirmi dokuz yıl.Babanızdan bir şirket miras kalsa yirmi dokuz yıl kesintisiz yönetemezsiniz. Babanızdan miras kalsa yönetemezsiniz; aşağıdan çocuklar gelir ortak olurlar yönetime.”
***
Türk İş Başkanı da öyle…Ziraat Odaları Birliği Başkanı da öyle…Esnaf Sanatkarlar Başkanı da öyle…Daha niceleri… Nasıl koruyorlar koltuklarını? İktidarla iyi geçinerek. İktidarla iyi geçinerek koltuklarını koruyan başkanlardan o iktidara karşı o toplum kesimlerinin haklarını korumalarını bekleyeceğiz. Öyle mi?
***
“Bu ülkede bir buçuk yıl bilim dışı, akıl dışı bir ekonomi modeli uygulandı.193 ülke var dünyada 192’sinin tersine bir ekonomi modeli uygulandı.Bu arkadaşların; bu politikalar yüzünden iş adamları iflas etti iş yerleri kapandı. TOBB Başkanı’nın gıkı çıkmadı.”
***
Devam ediyor; “Bu politikalar yüzünden işçiler sefalet ücretlerine mahkûm kaldılar. Sendika Başkanı’nın gıkı çıkmadı.Bu politikalar yüzünden çiftçilerin mahsulü tarlada kaldı. Ziraat odalar başkanının gıkı çıkmadı.”
***
İnsafı elden bırakmamak lazım; hiç de çıkmadı değil; hiç olmasa, “miş,mış” gibi yaptılar, yapıyorlar! Bu bile yetmez mi, Sayın Uzun… Neyse…
***
Devam ediyor Uzun; “İktidarıyla muhalefetiyle siyaset kurumunun verimsizliğinden şikâyet edilir. Siyasi partilerden şikâyet edilir, siyasi aktörlerden şikâyet edilir.Yani yirmi beş otuz yıl koltuk koruma problemi siyasette de var. Ama o şikâyet ettiğimiz siyaset, ama o düzelmesini istediğimiz siyaset nereden beslenecek?”
***
İsim veriyor Uzun; Alan hariç, yukarıda verdiklerimin. Şu değerlendirmeyi yapıyor. “Dördü de siyasetin besleneceği, sivil toplum tarlasına beton döktüler, sivil toplumu kuruttular. Toplumsal direnci törpülediler, diyor.”Laf aramızda, haksız değil.