Kabine belli oldu… Klasik lafı söyleyeyim; “Hayırlı ve uğurlu olsun!”. Son sözümü başta söyleyeyim; ülkemizin çıkış yönü batı,“Liberal/sosyalDemokrasi”de. Türkiye hiçbir zaman bunu denemedi… Bu bağlamda liberal ya da sosyal demokrat hiç parti de olmadı. Olanlar da “mış” gibi yaptılar.
***
Peki; bunun nirengileri ne? Kanun değil,“hukuk devleti”; “hukukun üstünlüğü”… Laiklik/sekülerlik, katılımcılık, çoğulculuk, hesap verebilirlik; bireysel hak ve özgürlüklerin kamilanlamda hayata geçmesi. Tabii, “aynî” olsun, “naktî” olsun “mülkiyet hakkının” mutlaklığı; dokunulmazlığı.
***
Peki, AK Parti iktidarı bunu gerçekleştirebilir mi? Sanmıyorum… Bundan önce ne yaptıysa onu yapar… Liberal görüşlü Mehmet Şimşek’in kabinede olması yanıltmasın. Kabinenin diğer paydaşlarına bakmak lazım.
***
Mesela, Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Yusuf Tekin; “2013 yılında 19. Milli Eğitim Şurası'ndan karma eğitimin masaya yatırılması üzerine; karma eğitimle ilgili mevcut yasal düzenlemelerde eğitimin karma olmasını zorunlu kılan bir hüküm bulunmadığını söylemişti.”
***
Aradan on yıl geçti. Sayın Bakan, aynı görüşte mi? Görüşteyse yandık ki hem de nasıl. Kaldı ki; çağcıl bir demokraside; “karma eğitim zorunlu” olup, aksi istisnaidir. Bildiğim kadarı ile Milli Eğitim Temel Kanunu’da buna amir.
***
Nitekim Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 15. maddesine göre;“Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorluklara göre bazı okullar, yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir”, hükmü açıkça yer almaktadır.
***
Sayın Bakan, bunu bilmez mi? Elbette bilir. Değiştirmeye de, şimdilik, gücü yetmez ama uygulamada Kanun’un arkasına geçip “üç puan” alabilir.
***
Bakınız; Karma eğitimi zorunlu olmaktan çıkartırsanız ya da Kanun’un arkasına geçerseniz “haremlik-selamlık” ayrımı hayatın her fakültesinde egemen olmaya başlar. Toplum da ısınmaya başlayan suyun içerisine atılan kurbağa gibi olur…
***
İnanın, kaygım bu noktada; tüylerimi dimdik eden konu da; “kamusal alanda” oluşturulmak istenen “haremlik-selamlık” ile kadının yine kamusal alandan uzaklaştırılması; evine hapsedilmesi.
***
Bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum: Anayasa'nın 24. Maddesinde;"Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır", deniyor. Ucu açık bir madde. Yoruma ve uygulamaya açık. Öyle ya; hangi din kültürü ve hangi ahlâk anlayışı? Bu konu da, “Değerler eğitimi” adı altındaDiyanet’e ve gelenekçi Sünni cemaatlere terk edilmiş durumda.
***
Neyse; gelelim ekonomiye… Yine inancımı söyleyeyim; ekonomik aktivitelere “Nas/inanç” katarsanız ya da “nasları/inançları” referans alırsanız; genel kabul gören “Ortodoks” politikalardan uzaklaşırsanız; “piyasanın serbest çalışmasına” izin vermezseniz, “müdahaleyi” esas alırsanız ve bu çöküntüden de çıkamazsınız. Sadece Şimşek’i değil ünlü ekonomistleri de oyuna katsanız bile…
***
Tabii soru şu: “Naslardan”, etkiden, telkinden kurtulup, doğru, rasyonel ekonomik politikaları hayata geçirebilmek mümkün mü? Yapmak isteyen Naci Ağbal ileLütfü Elvan’ın akıbetine uğrar mı? “Ben ekonomistim… Nas var, nas!” sözleri tekrar gündeme gelir mi? Ekonomist Prof. Dr. DaronAcemoğlu’nun endişesi ve itirazı da tam bu noktada.
***
“Türkiye’nin demokrasiyi tesis etme ihtimali yüksek, yatırım alma ihtimali yüksek. Türkiye, önündeki 15 sene içerisinde fırsatları teperse, genç nüfusunu kaybetmiş olacak, teknolojik olarak geri kalmış olacak ve bu oldukça trajik bir durum.”
***
Acemoğlu, “değişimin politik olarak mümkün olup olmadığıyla!” ilgili bir soruya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bence şu anda mümkün değil. Mehmet Şimşek, gelebilecek kişiler içinde kalifikasyonu en yüksek olanlardan bir tanesi fakat burada bahsettiğim politikaları uygulayıp uygulamayacağından, hatta uygulamaya gücünün yetip yetmeyeceğinden emin değilim.”
***
“Türkiye kurumları giderek kötüleşiyor. Kurumsal çöküş, kendi başına olmuyor. Bu çöküş, siyasi hakların çöküşüyle alakalı. Bunların hepsini bir arada görmek lazım. Teknolojinin nereye gittiğine bakmamız lazım. Siyasi, sosyal ve iktisadi kurumlar, teknolojinin gittiği yeri ve teknolojinin ürünlerinin nasıl paylaşıldığını belirler.”
***
“Türkiye 2006’da ne ihraç ediyorsa bugün de onu ediyor. Teknolojik bir iyileşme yok. Bunun nedenleri kurumsal ama bunun nedenleri aynı zamanda dijital teknolojilere ayak uyduramaması. “
***
“Türk ekonomisinin hala güçlü temelleri var, ülkenin muazzam bir konumu var, çok iyi eğitimli insanları var. Dolayısıyla Türk ekonomisi için parlak bir gelecek var ancak bunun gerçekleşmesi için çok farklı bir politika ortamının yaratılması, çok farklı bir kurumsal ortamın oluşturulması gerekiyor.”