“Cumhuriyet’in” pardon “Türkiye Yeni yüzyıl”vizyonu Sayın Erdoğan tarafından açıklandı… Coşku dolu bir tören yapıldı… Yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını anlattı… Hedef, 2023… Tabii, arada 2053 ve 2071 istasyonları da var. Öyle ya, bu maratonun ara durakları olmalı ki, nefes alalım…
***
Tabii, bırakınız beni torunlarımın, “Türkiye’nin yeni yüzyılına” erişebilme ihtimali sıfıra yakın olduğundan, şu andaki aile fertlerimizin o yılları görebilmesi mümkün değil. Yani, hedeflerin ne kadar gerçekleştiğini bilemeyiz.
***
Tabii, ben vizyoner birisi olmadığımdan, idrak kabiliyetim sınırlı olduğundan, “Toplam Kalite” çalışmalarının etkisi altında kaldığımdan; “On yıl sonra işime yarayacak kitabı şimdiden okumam!” diyenler cümlesindenim. O nedenle, bağışlayın ben, geçmişe ve yaşadığım günlere bakarım. Öyle ya; geçmişte, günümüz için ne denilmiş, şimdi durum ne durumdayız? İsterseniz bir bakalım.
***
Efendim, meşhur bir “2023 Hedefi”miz vardı. Buna göre; 2023 yılı sonunda umumi manzara şu olacaktı;
- 2 trilyon dolarlık milli gelirimiz olacaktı. Şimdi, 1 trilyonun altındayız.
***
-İhracatımız 500 milyar dolar olacaktı. Şimdi, yarısına erişemedik.
***
-Elektrik üretimimiz 500 milyar kWh olacaktı. Şimdi, 300 milyar kWh’i biraz aştık.
***
-Kişi başına gelirimiz 25 bin dolar olacaktı. Şimdi, 10 bin dolara çıkmakta zorlanıyoruz.“Orta gelir tuzağına” girdik.
***
-Dünyanın “ilk 10” ülkesi arasına girecektik. 16. Sıralardan 21. sıraya geriledik.
***
- Enflasyon tek haneli rakamlara yüzde 5’ler düşecekti. Şimdi, TÜİK’e göre %83’lerde. Bağımsız çalışan ENAG’a göre %183’lerdeyiz. Vallahi, bizim mutfak da sonuncuyu doğruluyor…
***
Yirmi yılda;
- 2,5 trilyon dolara yakın kaynak kullandılar. Bu kendilerinden önce ki ve küçümsenen 80 yılın neredeyse üç katı. İşin garibi; “yok sayılan dönemin” kazanımlarının bir bölümün satarak/kiralayarak 70 milyar dolara yakın gelir elde ettiler.
***
- Faiz haramdır, nas hükmündedir dediler; 600 milyar dolara yakın içe ve dışa faiz ödediler.
***
- 500 milyar doların üzerinde cari açık, bir trilyon dolara yakın dış ticaret açığı verdiler.
***
- 30 milyona yakın kişi sosyal yardım alıyor,
***
- İnsani, ekonomik, siyasal endekslerde çok çok gerilerdeyiz.
***
- “İlk 500”e giren üniversitemiz kalmadı.
***
- “Olgu” değil, “algı” yönetimi hayatımızın bir parçası oldu.
***
- “3Y”yi yani “Yoksulluğu, yoksulluğu, yasakları” kaldıracağız dediler gelinen durum ortada.
***
Demem o ki; “Geçmiş, geleceğin aynasıymış!”
***
Tabii, ben ileri bakamadığımdan, hep geride kaldığımdan,“Komünist dönemden kalma bilgilere sahip elektrik mühendisi” olduğumdan, antik çağın ünlü filozofu, değişimin babası sayılan Herakleitos’un şu lafı da çok etkiler beni; adeta esir alır: “Aynı nehirde/suda iki kez yıkanılamaz!”
***
Madem laf lafı açmaya başladı… Bir de Şair Eşref’ten bir anekdot verelim:
-Üstad, duydun mu? Vahdettin’in bir oğlu olmuş!..
-Adını ne koymuşlar?
-Ertuğrul…
-Desenize, bitti sanıyorduk, yeniden başlayacağız…
***
Kulakları çınlasın… Yıllar yıllar öncesi, Mehmet Özhaseki; “Şehir de yoruldu, ben de yoruldum!” diyerek; “ben artık yokum!”, demişti âdetâ… Sanırım, Recep Bulut refikimiz de bunu manşete taşımıştı. Ben de bundan mülhem; “Yıllar yorgun ben yorgun / Boşa geçti seneler” demiştim…
***
Tüm samimiyetimle söylüyorum; hiçbir siyasi ve ideolojik bağı olmayan sadece, mümkün olsa sınırsız “özgürlüklerden” yana birisi olarak söylüyorum. Gerçekten; toplum yoruldu, yönetenler yoruldu haliyle ben de… Herakleitos’un dediği gibi, “değişim şart!”O nedenle; 23 Haziran seçimleri sırasında, “30. yılımı” dolduracağım, “köşe yazmada!”. Allah nasip ederse, o güne kadar yazmayı, ondan sonra bırakacağım…
***
Bir Ticaret Bakanı düşünün; “Son yılları saymazsanız, çok başarılıyız!” diyebiliyor. Buna ne denir? Hani, ‘Başkanlık Sistemi’ne geçince uçup, kaçacaktık?