Bir aya yakın süre Kayseri dışındaydım. Anlayacağınız, “kürkçü dükkanına döndük!” İşim için çarşıya gittim… Çarşı çok tenhaydı. Yollar tenha, dükkanlar boştu… Belli ki, ekonomik krizden burası da nasibini almış.
***
Bir şey dikkatimi çekti, ünlü pastanenin bulunduğu sokakta çalışma vardı… Sokak boydan boya kazılmış… Öğrendim ki Büyükşehir bir düzenleme yapıyor… Bunun için de “Çarşı Cephe ve Zemin Düzenleme Çalışmaları” isimli bir de broşür bastırmışlar. Mevcut ve müstakbel durumu gösteriyor, fotoğraflar…
***
Tabii, bu iş beni, 14-15 yıl geriye götürdü… İlgili yazılarımı anımsattı. Burası, yeniden düzenlenmişti Mehmet Özhaseki döneminde… Hem de; “gözler görmedik” bir biçimde. Ne oldu ki, yenileme ihtiyacı hissedildi? Yanlışlık nerede yapıldı da, çeyrek asır geçmeden -ki ilk yıl taşlar yıpranmaya ve haliyle yenileme başladı-, yenileme neyin nesi? Umarım, bunu sadece ben değil, Kayseri’nin muhterem ahalisi de sorar… Sorarsa, işte o zaman kurtuluruz.
***
İkincisi, Büyükşehir Belediyesi, Çarşı’nın dört bir yanına, bir levha asar. Proje müellifleri, ihale bedeli, bitiş tarihi, yüklenici firma vs. bilgilerini verir. Versin ki, bilelim kaça çıkıyor, yüklenicisi kim? Tabii, doğal gaz, su, elektrik, kanalizasyon, telekomünikasyon gibi alt-yapı deplasman bedellerini de…
***
Peki, yapılırken, uyarılarımı ciddiye almayan, Başkan Özhaseki yeni düzenlemeye ne diyecek? Elbette diyecek bir şeyi olmalı. Zira, o masraf senin, benim cebimden çıktı. Unutmasınlar, harcanan her kuruş benim param. Biliyorsunuz, emlak, çevre vs. vergilerin ödeneceği ay, en azından bir mükellef olarak ben soruyorum. Gerekçe ne, o zaman ne harcandı, şimdi ne harcanacak?
***
Şimdi sizlerle, bir mart ayında, 14 yıl önce yazdığım, bu konu ile ilgili yazımı paylaşıyorum. Bakalım, ne demişim, hangi uyarıda bulunmuşum?
100 YILLIK TAŞLAR!..
Erciyes TV güzel televizyonculuk örnekleri vermeye devam ediyor... Geçen gün de parçalanmaya başlayan “karoları” gündeme getirdi. Şahsen ben, çok yaya gezen ve dolayısıyla “eve b…k getiren” takımından olduğumdan bunları sürekli görüyorum. Anlata anlata dillerimde tüy bitti...
***
Yüz yıl dayanacağı söylenen karolar “patlamaya” başlamış; daha üzerinden bir-iki kış geçmeden... Bunların “yüz yıl dayanacağını” da Başkan Mehmet Özhaseki söylemiş; yine Erciyes TV’den öğrendik. Nereden biliyorlar, nasıl biliyorlar, bunları? Anlamak mümkün değil. Zira meslekleri değil. Belli ki, birileri bu aklı; bu bilgiyi veriyor. Başkanlar da çıkıp söylüyor, konuşuyor... Doğaldır da...
***
Öyle ya Başkanlar taş ustası, taşçı falan değiller. Ama yanıltılabilirler... Nitekim öyle olduğuna inanıyorum... Zira önümüzde, Cumhuriyet Mahallesi ilk kısım düzenlemesi dururken hata da ısrar niye? Ya da ellerinde “stok olanların” bilmeyerek, tabi iyi niyetli, “dolmuşuna biniyorlar”. Mesela bu taşları veren firmayı çok merak ediyorum; kim ya da kimler acaba?
***
Arsadan anladıklarının yüzde birini bile anlamazlar, taş konusunda. Bunu anladık; peki, ortaya çıkan durumu görünce; projecileri, şartname hazırlayanları, kontrollük ve kabul yapanları, yükleniciyi, tedarikçiyi bir yana çekip; “Arkadaşlar bu hal nedir?” diye kurum içi bir değerlendirme de mi yapılmaz belediyelerimizde?
***
Bunları şahsen ben çok sordum; çok yazdım. Ağrımaz başımıza da çaput dolamadık, değil. Üstüne üslük, düşman sahibi de olduk. Gördüler mi, “ters ters bakıyorlar!” Allah’tan, tümden emekli olduğumdan; “Kadir Bey’in yazılarından rahatsız oluyoruz, haberiniz olsun ha!” diyecekleri patron da kalmadı. (İsimleri lazım değil, Kayseri Valisi, Sanayi ve Ticaret Odaları başkanları söylemişti, bunların rahatsız olduklarını.)
***
İşin ilginç yanı; bu uyarılarımıza iki yanıt aldık: Birincisi, “Kayseri’nin en kaliteli mimarı ile çalışıyoruz!” Bu mimar kim, çok merak ettim (merhum Turan Elmaağaçlı). Tevazudan olsa, “Kayseri’nin en kaliteli mimarı” bir türlü ortaya çıkmıyor. İkinci yanıt da; “İthal, pahalı, kaliteli malzeme kullanıyoruz; keşke paramız olsa da kilitli parkeler yerine bunlardan kullansak; ayrıca, ne yapsak yaranamıyoruz!”
***
Yetkililer dikkat etti mi? Bilmem... Taşlar, üzerine su dökülen sönmemiş kireç taşına dönüyor. Un gibi ufalanıyor. Yani, taşlar su depoluyor, donunca da patlatıp atıyor. Tıpkı, dinamit gibi. Küçük bir ukalalık yapalım; soğuk karşısında genleşen tek madde sudur. Tabi, bir kısmı da yüke dayanmayıp kırılıyor.
***
Geçenlerde, Kayseri Ticaret Odası’nın hemen yanındaki otoparka çıkan merdiven basamaklarının da kırıldığını yazmıştım bu köşede. Yapım aşamasında uyardığımı da... Allah rızası için gidin bakın, falan da demiştim. Bakıp bakmadıklarını bilmiyorum; ciddiye alıp bakacaklarını da pek zannetmiyorum.
***
Bir yıl sonra bir daha yaparlar. Öyle ya, “denizde kum biter, Kayseri belediyelerinde para bitmez!” Hatırlarsanız; Bürüngüz Camii ile Kazancılar arasındaki alan, yine bunların döneminde döşenmişti. Kazıdılar, tekrar yaptılar. Bir daha yaparlar, ne var ki, bunda?
***
Belediye, Düvenönü ile amele pazarı arasındaki kaldırıma, kaymasınlar diye, halı döşüyor. Kimse çıkıp; “Arkadaş, bu ne hal. Burası kaymak, halı döşenmek için yapılmadı, yürümek için yapıldı?” diyemiyor. Diyemediği gibi, halı döşendiğini görenler; “Allah razı olsun, bizleri düşünüyorlar!” diyor. Netice-i kelam; bunun adı, “yap boz belediyeciliği”dir ki, tepkisiz toplumlarda çok sık rastlanır.
***
Yine, “güneşe karşı işedik!” değil mi? Boş ver gitsin. Nasıl olsa; “ev icar, bağ gabal değil...”