MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 12.12.2024 12:11

ÇOK ÖZEL RAKAMLARLA TÜRKİYE EKONOMİSİ, EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİNİN SON DURUMU-2

Facebook Twitter Linked-in

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel’in, TBMM Genel Kurulunda 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi üzerine yaptığı konuşmadan bugüne sarkanlarla devam ediyoruz. 

“ASIL BEKA SORUNU, GENÇLERİMİZİN 

BAŞKA ÜLKELERDE HAYAL KURMASI”

Temel sorun işsizlik ve gençlerimizin geleceği görememeleri.

İşe bu konuya dair Özel’in tespitleri; 

“Çocuklara gelecek kuramayan iktidar, gençlere de umut verememektedir. 

Tüm dünyada NEET kavramı ile ifade edilen ev gençleri vardır. 

Bu gençler ne eğitimde, ne istihdamdadırlar. Buna Avrupa çok dertlenmektedir; Almanya bu sorun ile çalkalanmaktadır. Almanya’da ne işte, ne eğitimde olan genç oranı yüzde 6’dır. Avrupa’nın kara kara tasalandığı oran yüzde 9’dur. Türkiye’de bu oran yüzde 25’tir. Dört gençten bir tanesi ne eğitimdedir, ne istihdamdadır. Bugün her dört gençten üçü ‘İmkanım olsa yurtdışında yaşamak isterim’ demektedir. Deyim yerindeyse gençlerimizin yüzde 75’i valizleri kafada toplamış durumdadır. Meclisimizde bazı Sayın Genel Başkanlarımız farklı beka sorunları tarif etmektedir. 

Şöyle demektedirler: Dünyanın gelişmiş ülkeleri üzerimizde hesap yapıyorlar, hayal kuruyorlar. Kursunlar. Bu beka sorununu 100 yıl önce nasıl bertaraf ettiysek, onu bertaraf etmek, bu ülkenin toprakları üzerinde hesap yapanlara haddini bildirmek boynumuzun borcudur. Ama esas beka sorunu gelişmiş ülkelerin bu topraklarda hayal kurması değil, bu ülkenin evlatlarını dörtte üçünün gelişmiş ülkelerde hayal kurmasıdır. İktidarımızda bu ülkenin her görüşten gençlerine Anadolu’da ve Trakya’da hayal kurdurmayı taahhüt ediyoruz, söz veriyoruz.”

“KIRK HARAMİLER ELİNİ CEBİNE ATMIYOR”

“Öyle bir adaletsiz düzenin içindeyiz ki artık toplumun canına tak etmiştir. Vergide adaletsizlik, bunun doruk noktasıdır. 2025 bütçesi olarak getirdiğiniz bütçede, dolaylı vergilerin oranı yüzde 65’tir. Dolaylı vergiler dünyanın en adaletsiz vergisidir. Zengin ve fakir ayırt etmeyen vergi türüdür. Fabrikatör ile o fabrikada çalışan işçinin, bekçinin mandıraya gidip peynire aynı vergiyi vermesidir. Türkiye’nin en pahalı jeepine binen ile 30 yıllık yorgun bir traktörü sürenin mazota aynı vergiyi vermesidir. Bu oran yüzde 65’tir. Vergilerin yüzde 20’si de kesinti yoluyla maaş alanların eline bile değmeden kesilmektedir. Gerçekten para kazananlardan alınması planlanan vergi, bu bütçede yüzde 14,5’tir. Gerçekleşmelerin ise yüzde 11’lerde olduğunu geçen seneden tecrübe etmiş durumdayız. Türkiye’nin kaynaklarını emen, hükümetin övündüğü projelerin müteahhidi 44 firmanın 37’si geçen sene hiç vergi vermemiştir. Matrahsız beyannameler bu 37 şirkete aittir. ‘Kırk haramiler’ elini cebine atmamakta ama devlet elini çalışanların, mavi, beyaz, gri yakalıların ceplerinden çıkarmamaktadır. Bu vergi düzeni yoksulu ezen, zengini kollayan bir düzendir. Yine bu bütçede 701 milyar liralık kurumlar vergisi istisnası getirilmektedir. ‘Kaynak, kaynak, kaynak’ diyorsunuz. Sadece beşte biri etkin teşvike giden, beşte dördü birilerinin cebinde kalan yerde aradığınız kaynağı bulabilirsiniz. Biz yaptığımız bütçelerde, yapacağımız etki analizleriyle doğru teşvikleri devam ettirip kalkınacağız, yanlış yapılanları ise doğru alanlara kaydırıp hep birlikte büyüyecek ve zenginleşeceğiz.”

“ÇALIŞANLAR AŞAR VERGİSİNİ ÖDEMEKTE”

“Konuşmamın başında Cumhuriyet’in ilk bütçesine atıf yapıp 1924’te Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk bütçesinin görüşmelerini hatırlatmıştım. Maliye Vekili Abdülhalik Bey kürsüden şu açıklamayı yapmıştı: ‘Halkı ezen aşar vergisini hızla kaldıracağız.’ Daha bir yıl olmadan sözlerini tuttular. Üreticinin ürettiğinden onda birini alan aşar vergisini kaldırdılar. Bugün aşar vergisini kaldırmış bu Meclis’in 100’üncü yılında öyle adaletsiz bir vergi sistemi vardır ki 12 maaş alan beyaz yakalıların 3 ila 4 maaş kadar vergi ödediklerini biliyoruz. 33 bin lira maaş alan bir çalışan, yıl boyunca 3 net maaşını vergi vermektedir. 66 bin lira maaş alan yani yoksulluk sınırında maaş alan bir beyaz yakalı, 4 maaşını vergiye veriyor. Eskiden beyaz yakalılar, ‘Maaşım bu kadar ama 16 maaş alacağım’ derken, bugün 12 maaş alan beyaz yakalı, maaşının 4 tanesini de vergiye vermektedir. Bu Meclis aşarı kaldırmıştır ama çalışanlar Erdoğan’ın aşırı vergisine muhataptırlar. Eskiden 16 maaş alanlar 8 maaşa çalışmakta, 4 maaşlarını Erdoğan’ın aşar vergisine ödemektedirler. Bu vergiye isyan ediyoruz. Diğer yandan da kaynak dediğimizde kaynak bulamayanlar, kanunda görev kanunun çıktığı günden beri tam 18 yıldır, 2006’dan beri Sayın Erdoğan’da; bir dönem Sayın Binali Yıldırım’da; son 7 yıldır yine Sayın Erdoğan’da olduğu halde vergi cennetlerinin listesini bir türlü yayınlamamaktadır. Oysa kanun açıktır; vergi cennetleri bellidir. Yarın sabah eğer Resmi Gazete’de vergi cennetleri yayınlanırsa o cennetlere giden ve gelen paradan yüzde 30 vergi alınacaktır. Bermuda’ya, Lüksemburg’a, Virjin Adaları’na, Man Adaları’na, Cayman’a, Seyşeller'e kim para gönderiyorsa 18 yıldır kayırdığınız odur. Siz yapmıyorsunuz. İktidarımızın ilk üç kararnamesinde; bakanları atadıktan, üst düzey devlet yetkililerini atadıktan sonra çıkacak ilk kararnamede bu listeyi yayınlayacağız, sizinkileri vergiye bağlayacağız.”

“KAMULAŞTIRACAĞIZ..’

“İktidar hem alacağı vergiyi almıyor, hem de yoksulluklardan adaletsizce toplanan vergiyi birilerinin cebine aktarıyor. ‘Vatandaşın cebinden bir kuruş çıkmayacak’ dediğiniz kamu - özel işbirliklerine; köprülere, otoyollara, tünellere maalesef bu bütçede 204 milyar lira yatırdınız. ‘Bunların hiçbirine bir kuruş çıkmıyor’ diyenler, onların yerinde yeller esiyor. Yerine oturanlar 204 milyar lira bu yıl için, 3 yıl için 678 milyar lirayı ayırmışlardır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak asla bu yatırımlara karşı değiliz. Alasını yapacağız, daniskasını yapacağız ama bunu birilerini zengin etmek için bu modelle yapmayacağız. Siz değil misiniz 10 bin liralık emekli maaşını 12 bin 500 liraya getirirken öfleyen, pöfleyen? 33 milyar lirayı zor bulanlar, vergi ödemeyen yandaşlarına 204 milyar lira kaynak ayırmışlar. Bir diğer yandan da bunlara ödeme yaparken dolar bazında, euro bazında, kendi ülkelerinin enflasyonu da etkilenerek, bir seferde. Ama Çayırhan’daki termik santral; 20 yıl birileri işletmiş, dünyanın parasını kazanmış. Bir mucize olmuş, kesilen altın yumurtlayan tavuk dirilmiş. Bizim küsmese geri gelmiş, ‘Bir daha keselim’ diyorsunuz. Onu verdiğiniz kişiye kömürü veriyorsunuz, onu verdiğiniz kişiye santrali veriyorsunuz, alım garantisini veriyorsunuz, ‘Parayı öderken TL öde, altı taksitte öde’ diyorsunuz. Utanmasaydınız, bir de üstüne kırmızı fiyonk yapaydınız. Kime veriyorsunuz Çayırhan’ı, kimin malını kime veriyorsunuz? Bu yüzden şu kadarını söyleyeyim ki bu projelerde hem Türk lirasına döneceğiz iktidarımızın ilk gününde. Hukuk gözetilerek buraya kamu yararı gözüyle yeniden bakacağız. Bu kısmı Selin Hanım yazdı. Eğitimli hanımefendi, utanmış diyememiş. Kamulaştıracağız, kamulaştıracağız, kamulaştıracağız.”

“DERDİNİZ REFAH OLSAYDI, VARLIK 

FONU’NU DENETİM DIŞINA ÇIKMAZDI”

“Ekonomide durum kötüyken, yönetimden ne beklenir? Elbette tasarrufa kendisinden başlaması. Yaptınız bir Tasarruf Genelgesi. Genelgeye göre araçlar sınırlanacak, pek çok sınırlama gelecekti. Bir örneğe değineyim. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, 120 bin araca yazı yazdınız; ‘İhtiyaç fazlalarını belirleyin, kiralamayın, geri kalanı da satın’ diye. Belirlenen ihtiyaç fazlası bin araç arkadaşlar, bin araç. 120 bin araçtan 119 bini lazım, bini ihtiyaç fazlası. Bu bin araç daha elden çıkarılmadan bu bütçeye 3 bin 544 yeni araç satın alımı konulmuş durumdadır. Yani sizler o araçlarla, o uçaklarla, o şatafatlarla devam eder ve tasarruf etmezken Devlet Su İşleri’nden emekli Mithat Amca, bankadan emekli Emel Teyze, asgari ücretli kardeşim Muammer, babadan kalan maaşla idare etmeye çalışan Leyla kardeşim boş buzdolabına bakacak, akşam pazarında ezik ürünler toplayacak. Böyle adalet olmaz. İktidar, tasarrufu yoksuldan ve işçilerden yapıyor. 2 bin 500 engelli öğretmeni atamıyorlar. ‘Tasarruf ettik’ diye övünüyorlar. Zaten iktidarın derdi halka refah sağlamak da değil. Öyle olsaydı Varlık Fonu’na kamu bankalarını, sigorta şirketlerini, limanları, Türk Hava Yolları’nı devredip, sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan Varlık Fonu’nun başına kendisini atayıp, ondan sonra da Varlık Fonu’nu Sayıştay denetiminden çıkarmazdınız. Biz geldiğimizde Sayıştay, Varlık Fonu başta olmak üzere denetimden kaçırılan tüm kurumları denetleyecektir.”

“BÜTÇE, POLİTİKALARLA 

FAİZE REHİN VERİLMİŞTİR”

“Biz söylediğimiz sözlerin vatandaşa ne etki oluşturduğunu ölçtüğümüz gibi milletin beklentilerini de ölçüyoruz. Bu kürsüye çıkmadan önce halka ‘Bütçe yapma yetkisi doğrudan sizde olsa bu parayı nereye ayırırdınız?’ diye sorduk. Yüzde 37’si tarıma önem vereceğini, yüzde 28,5’i eğitime para harcanacağını, yüzde 19’u sanayiye ve savunma sanayiine, yüzde 14,2’si sağlığa, yüzde 1,7’si çevreye, yüzde 0,3’ü de Diyanet’e para harcayacağını ifade etmiştir. Halkımız tarımı, sağlığı, eğitimi öncelerken; iktidar ise faizi, garanti ödemelerini ve vergi alınmayan zenginleri öncelemektedir. İşte önümüze konulan bütçenin rakamları bunlardır. Bütçe geliri 12,8 trilyon, gideri 14,7, açık 1,9 trilyon liradır. Ve hükümetin bu bütçeye koyduğu faiz gideri 1,9 trilyon liradır. Uygulanan akıl dışı politikalarla bütçemiz faize rehin verilmiştir. Vatandaş boşuna mı ‘En önemli sorunum ekonomi’ diyor? Cebindeki 200 lira basıldığı ilk gün, tedavüle girdiği ilk gün 1 Ocak 2019’da 132 Dolar alıyordu. Bugün en büyük banknotumuz 6 Dolar etmiyor. 200 lira 2009’da 76 litre benzin alıyordu, bugün 5 litre almıyor. 4.5 litre benzin alıyor. 76 litre, 4.5 litre. 200 lira 2009’da 500 ekmek alıyorken, bugün 20 ekmek alıyor. Bugün PTT’nin sattığı posta pulu 175 lira. Ancak en büyük banknotla bir tane pul alınabiliyor. Paramız pul olmuştur.”

“BU BÜTÇE ZENGİNLERİN BÜTÇESİDİR”

“Ve gelelim bütçenin kimin için hazırlandığına. Bu bütçe kimin bütçesi biliyor musunuz? Bu bütçe maaşları asgari ücretle eşitlensin diye 66 milyar bulunamayan emeklilerin değil, 701 milyar lira vergisi silinen zenginlerin bütçesidir. Bu bütçe atanmayan öğretmenler için kaynak yaratma bütçesi değil, ihalelere servet transfer etme bütçesidir. Bu bütçe sözde tasarruf yapmak için bir öğün yemek verilmeyen yoksul öğrencilerin değil, lüks araçların yanı sıra artık uçaklardan konvoy yapanların bütçesidir. Bu bütçe açlık sınırının altında maaşla geçinen emeklinin, asgari ücretlinin değil, bugüne kadar Kur Korumalı Mevduat’tan 1.8 trilyon lira ödenenlerin bütçesidir. Bu bütçe staj ve çıraklık mağdurlarının, emeklilikte adalet isteyenlerin değil, kamuda 3-4 kıyak maaş alanların, yönetim kurulu üyeliği kapanların bütçesidir. Bu bütçe hakkı olan desteği alamadığı için ürünü tarlada kalanların, ürününü yola dökenlerin değil, adrese teslim ihaleler verilenlerin, teşviklerle semirtilenlerin bütçesidir. Bu bütçe ekmek parası için yerin yüzlerce metre altında ter döken madencilerin değil, ‘Madencilerin fıtratında ölüm var’ diyenlerin bütçesidir. Bu bütçe yoksulluk nedeniyle derme çatma bir barakada yanarak ölen beş kardeşin değil, ‘Yoksulluğa isyan etmeyin, sabredin’ derken lüks makam arabalarından sıra sıra dizenlerin bütçesidir. Bu bütçe depremzedelerin bütçesi değil, rezerv alan uygulamasıyla rant peşinde koşanların, tevazunun değil kibrin ve şatafatın bütçesidir.”

ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI…

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi üzerine yaptığı konuşmada  erken seçim çağrısı yaparak, “Artık sandık milletin önüne konmalıdır.  Kararı halk vermelidir. Bu millete daha fazla zulüm edilmemelidir.  Biz bunları yapmaya geliyoruz. Gülmeyen yüzleri güldürmeye, doymayan karınları doyurmaya, olmayan adaleti getirmeye, bu ülkeyi ayağa kaldırmaya geliyoruz.  100 yıl önce olduğu gibi yine kurtarmaya, yine halkın iktidarını kurmaya geliyoruz” dedi.

Buraya kadar.

Yazının tamamı zaten Türkiye’nin durumu ve yorum.

Bu nedenle fazla ekstraya gerek yok sanırım. 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —