Menü Kayseri Gerçek Haber
İBRAHİM PEKBAY

İBRAHİM PEKBAY

Tarih: 17.09.2020 12:58

ÇIRPINDIKÇA BATIYORUZ…

Facebook Twitter Linked-in

İktidarın bilgi ve yetkinlikten uzak yönetim şekli sayesinde, her geçen gün çırpındıkça ülke
olarak batıyoruz.
Çünkü iktidar, eline geçirdiği saltanatı bırakıp gitmek istemiyor. Osmanlı özlemi içinde
cumhuriyete karşı icraatlarını her geçen gün daha rahat görüyoruz.
Ekonomi artık dip yaptı, bu konuyu anlatmaktan dilimizde deyim yerindeyse tüy bitti.
Unutmamak üzere konuyu yanı başımızda saklı tutuyoruz.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana, gördüğümü kaçıncı salgın hastalık bu? Hpsine de aşı, yok
edilen Dr. Refik Saydam Hıfzıssıhha enstitüsü tarafından bulundu be salgınların önüne geçildi,
tedaviler başarı ile yapıldı, gerekli tesisler de kuruldu. Bugün yaşamakta olduğumuz salgını
yönetemediği gibi, aşı için dış ülkelerin aşı bulmasını ellerine bakarak seyreder olduk.
Milli Eğitim Bakanlığı, geçmiş yıllardaki salgın hatalıklar süresinde okullarda bu kadar eğitime
ara verilmemişti, şimdi kaybolmuş bir neslin kayboluşunu gözlerimizden yaş gelerek ve kaygılı
bir şekilde izliyoruz.
Bütün bunların yanında dış politikada da ne yazık ki çakılmış durumdayız.
İktidarın eğer tarih bilgisi olsaydı, Atatürk’ün dış politikadaki temel düşüncesini “Yurtta sulh,
cihanda sulh” olarak belirlediğini ve buna göre düzenlediğini görürlerdi.
İsmet İnönü’nün ikinci dünya savaşı sürerkenki dış politika anlayışına dikkat etselerdi, bugün
yanlışa düşmezlerdi…
İngiltere Başbakanı Winston Churchill
Türkiye’yi kendi yanlarında 2. Dünya savaşına girmesini istiyordu. Bunun için görüşmek Üzere
Türkiye’ye geldi ve İsmet İnönü ile Adana Yenice istasyonunda, beyaz vagonda görüşme yaptılar.
İngiltere Başbakanı Winston Churchill, çok açık ve ner olarak kendi yanlarında 2. Dünya savaşına
Türkiye’nin de girmesini istedi.
İsmet İnönü “Yok” demedi ama önüne bir liste koydu ve “Elbette sizin yanınızda savaşa gireriz
ama ordumuzun ihtiyacı bunlar, temin edin, girelim” anlamında cevap verdi…
İngiltere Başbakanı Winston Churchill, İsmet İnönü’nün kıvrak zekasını çok iyi bildiği için “Yok”
demeden nasıl “Yok” deneceğine şahit oldu ve 2. Dünya savaşı bittiğinde, Türkiye Almanya’ya
İngilterenin yanında savaş ilan ederek, 2. Dünya savaşının gelip devletleri arasında masaya
oturmaya hak kazandı.
Şimdi ne yapıyoruz?
Dünyaya meydan okuyan tavır içinde dış politika izliyoruz. Oysa bu tavrın başarılı olmayacağı
çok açık biçimde ortada iken, iktidar savaş veya küçük çatışmalar çıkararak iktidarını nasıl
sürdürebileceği kaygısını sürdürmektedir.

Belirttiğim yanlışların başarı ile sonuçlanması olası değildir ve çabaladıkça çaresizliğimiz daha
da su yüzüne çıkmaktadır.
Neden diye sorun, anlatalım…
Yine Atatürk’e dönelim de defalarca ifade ettiğimiz şu iki sözünğ dikkatle değerlendirelim…
“Yurtta sulh, dünyada sulh…” ve Savaş, gerekmedikçe cinayettir…”
İki sözün özü ise, en açık ifade ile dış politikada doğru yürütülecek ilişkilerin sonuna gelip çaresiz
kalmadıkça girişilecek çatışmalar, ülkenin zararına olur.
Ayrıca dünyaya kafa tutmak için olmazsa olmaz tek şey vardır, ekonomik olarak güçlü olmak,
dışa bağımlı olmamak, ordunuzun yapısının bilgili ve kurmay heyetinin yetenekli olmasıdır.
Eğer bunlardan bri eksik olursa, başarmanız olası değildir ve ülkeyi yersiz maceraya sürüklemiş
olursunuz…
İktidar, bırakın dış politikayı, içeride daha aşı üretmekten aciz…
Milli eğitimi sağlıklı şekilde devam ettirmekten aciz…
Sağlık bakanlığı ise çöktü çökecek, doktorlar peş peşe isitfa ediyorlar yetersizlikten dolayı.
Ve…
İktidar halen ekonomik olarak ülkemizin zirve yaptığını söylemekten geri durmuyor…
Dön bir bak bakalım, vatandaşın iktidara ne kadar güveni kalmış,…
İşsizlik uç seviyelere ulaşmış, esnaf kan ağlıyor, iş yerini kapatan kapatana…
Bütün bular yaşanırken, Kayseri’de OSB başkanlığını yürüten Tahir Nursaçan isimli zatı
muhterem, sanayinin nasıl iyi durumda olduğunu anlatabilme hatasını sürdürüyor…
Aslına bakarsanız, STK’nın başında olanlar da ülkenin ekonomik durumunu açıkça ifade
etmekten çekiniyorlar…
Neden…
Çünkü Tahir Nursaçan gibileri, iktidar gibi saltanatlarını sürdürme çabasındalar, yeter ki
koltukları altlarından alınmasın…
Elbette bu devran bu şekilde sürüp gitmeyecektir…
Elbette gün gelecek, Türk milletinin de yüzü güleceği gnler gelecektir…
Elbette ki saltanat ve koltuk meraklıları, gün gelecek hesaplarını vereceklerdir…
Bunu sağlayacak olan da hukukun içinde kalmak kaydı ile milletin ta kendisi olacaktır…
Çünkü Atatürk, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” diyerek kararı millete bırakmıştır…
XXX
Değerli okurlar…

Sağlıkla ilgili sıkıntılarım bir süre daha devam edecek. Bu arada yazma fırsatını buldukça
yazmaya devam edeceğim.
Son yazımın yayınlanmasından sonra “geçmiş olsun” dileklerini ileten tüm okuyucu ve dostlara
buradan teşekkür ederim.
Lütfen sağlığınıza dikkat ediniz ve “Olmaya Devlet Cihan'da Bir Nefes Sıhhat Gibi” sözünü
aklınızdan çıkarmayınız.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —