Kişiler dolandırılıyor, kurumlar dolandırılıyor, kamu bankaları dolandırılıyor… Dolandıran dolandırana… Hem de nasıl. Sürüsüne bereket, sebil gibi. Sülün Osman’a, “dolandırıcılar kralı”“Raki” lakaplı Güney Zobu’yarahmet okuturcasına…
***
İçişleri Bakanlığı, operasyon üstüne operasyon yapıyor… Her gün, hatta her saat bir suç örgütü çökertiliyor. Uyuşturucu tacirleri, mafya örgütleri, silah kaçakçıları, kara para aklayıcıları, insan kaçakçıları ahtapot gibi sarmış da bizim haberimiz yokmuş!..
***
Gün geçmesin bir haber düşmesin, basına. Tabii, “yandaş ve candaş besleme basın” görmezden geliyor. Sanki,İzveztiya, Pravda ve “Yarı Resmi el Ahram” gazeteleri gibi… Allah’tan, gazetecilik yapan birkaç gazeteci, gazete ve televizyon var. Bizim de oralardan haberimiz oluyor.
***
Peki, yirmi bir yıldır iktidar olan AK Parti’nin haberi yok muydu, bunlardan? Yedi yıla yakın, İçişleri Bakanlığı yapan Süleyman Soylu’nun hiç mi haberi yoktu? Ali Yerlikaya Bakan olunca mı çıktı ortaya? Yani, bunlar nev zuhur bir şey mi;yoksa “iki ayyaş döneminin” mirası mı?
***
Maşallah, İktidar da kendi dönemlerinde olmamışmodunda, teflon tava gibi… Meclis, bu konularda verilen araştırma önergelerini, ret ediyor AK Parti ve MHP oyları ile; sanki ortalık süt limanmış gibi…
***
İnanın oynatmaya az kaldı… Hiç olmasa, çiftetelli ile oynasak da, biraz bunlardan uzaklaşsak. Gençlik yıllarımıza dönsek, “çiftetelli” ile “göbek” atsak.
***
İnanır mısınız, “tiktok”da, bol bol çiftetelli seyrediyorum… Hiç olmasa stresten uzak, hoşça vakit geçiriyorum. Size de tavsiye ederim… Bu ülke, böyle, benzeri bir dönem, görmedi, geçirmedi.
***
Çiftetelli, dört dörtlük vuruşa sahip, oldukça hareketli bir oyun havası. Hele çalanlar ve oynayanlar iyi olursa, hele bir de Kandıralı klarnet çalarsa… Bir de oynayanların parmaklarında, içerisinde az bir altın bulunan, dökme pirinç zil bulunursa, oynamaya, seyretmeye doyum olmaz. Şimdi, dökme pirinç zil pahalı olsa gerek ki, kaşık moda oldu…
***
Türkiye'de, çok yöre ile anılan, onun üzerinde çiftetelli varmış. Biliyorsunuz en ünlüsü, “Bahriye Çiftetellisi”. Peki, “Kayseri çiftetellisi” var mı? Bilmiyorum… Diyeceksiniz ki; “makarrı ulema” diye anılan, medreselerle dolu bu kentte, hiç çiftetellininesamisi okunur mu?
***
Ama çocukluğumdan anımsıyorum, Kayseri’de, bazı kadınlar çiftetelliye oynarken, iki avucunu içlerini kavuşturup, üste gelen avucun işaret ve orta parmağı ile müthiş “Adana Fındığı” kırarlardı. Mavzer patlıyor sanırdınız.
***
Şimdi, “ileri demokrasi” ve “yasaklar” dönemindeyiz, haremlik-selamlık ve “Mehter”hakim şehrimizde, bu nedenle “Adana Fındığı” kıran, çiftetelliye oynayan bir kadın var mı, bilmiyorum.
***
Hatırlar mısınız, “Halk Dansları Topluluğu”’nunTRT’de, çok güzel bir programı yayınlanmıştı. Orada, çiftetelli oynayan o güzel kızımızı... Dönem, “İleri Demokrasi” öncesi”, Kenan Evren dönemiydi. Kızımız, müthiş bir “çiftetelli” oynamıştı. Bunu, youtubeta bulabiliriz.
***
Pınar Köksal’ın, “çiftetelli” formunda (Sofyan), Hicaz makamında bestelediği, MelihatGülses’in okuduğu eseri dinlerim.Gülses, nefis okumuş. Kaydedebildiğim kadarıyla güftesini, sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Esmer tenli ince belli
Hoş bedenli yüzü benli
Entarisi al benekli
Ya lelli yalelli
Oynayı ver çiftetelli
Bu güzel kız çok cilveli
Dans edişi hareketli
Bakışları yakar beni
Ya lelli ya leli
Oynayı ver çiftetelli
Her görene umut verdi
Sevgi nedir hiç görmedi
Ne sevdi ne sevildi
Ya lelli ya lelli
Oynayı ver çiftetelli
En sonunda dans da bitti
Bütün ömrü böyle geçti
Aldı tefi kaçıp gitti
Ya leli ya lelli
Oynayı ver çiftetelli
Eserin “finalinde”, klarnetle geçilen bir “tempolu Hicaz taksim” var ki, dinlemeye değer. Tabii, göbek atıp “fındık” da “kırabilirsiniz”.