Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 13.06.2021 12:30

ÇİFTE MAAŞLAR

Facebook Twitter Linked-in

AK Parti iktidarında, çifte maaş alan şanslı kulların isimleri çarşaf çarşaf yayınlanmaya başladı… Genellikle yönetim kurullarında görev alan bu eşhasın tepkileri ise suskunluk... Kurumlar zarar ederken, onlarca bin lira ücret alan bu kişilerin birisi de çıkıp; “Siz bunları yazıyorsunuz ama benim çapım, vüsatım, yoğunluğum, tahsilim, terbiyem, niteliğim şu; göreve gelmeden önce aldığımın kat be katı ücretim vardı!” diyemiyor.

***

Tabii bunu diyebilse, ortalık süt liman olur; akan sular durur, hak verirsin. Yine tabii, “havuz medyası” bunları yok saydığı için, izleyicilerinin haberi olmuyor, memleketin hallerinden.

***

Mesela, Doğan Medya Grubunu satın alan ve bunun için Ziraat Bankası’ndan 750 milyon dolar kredi kullanan, Sedat Peker’in ifadesi ile “Pambıkören grubu” da, bunca söze rağmen sessiz kalıyor.  Evet… Bu kredinin akıbeti ne oldu? Hiç merak etmez mi muhterem ahal?

***

Kredinin akıbeti sorulduğunda Banka; “Bu ticari sırdır, söyleyemeyiz!” diyor. “Pambıkören” ise susmayı tercih ediyor; “ya hu bu nereden çıkıyor, borcumu sürekli ödüyorum. Belgeleri de şu!”, diyemiyor. Yine tabii “havuz medyası”, “dut yemiş bülbül gibi!” olan biteni görmüyor. Takipçilerinin de haberi olmuyor.

***

CEHAPE tarafından, farklı kurumların resmi internet sayfalarından yani açık kaynaklardan yapılan araştırmaya göre iki maaşlı birçok üst düzey bürokrat ve siyasi görev yapıyor. Şu ana kadar yüze yakınının ismi yayınlandı. Kimler yok ki? Tabii, bir de bunların emekli maaşları, huzur hakkı, kârdan payı, ikramiyesi, otomobili, benzini vs. varsa, “yeme de yanında” yat. “Kaymaklı kadayıf” derler ya, o türden bir şey.

***

“Piyasayı” bilen birisiyim. Ehilleri, liyakatlileri de incitmemek lazım. Fazla üzerlerine giderseniz, prensipler değil de “has isimler” üzerinden siyaset yaparsanız, adam da; “Hadi bana eyvallah!” der, çeker gider geldiği yere.   Şimdiye kadar oldu mu? Ben, duymadım…

***

Adı geçenlerin kaçı, bu “şövalye tavrı”, sergileyebilir? Bilemiyorum… Yine bu tavrı gösteremeyen, sessizliği tercih eden zevat, ailesinin, eşinin-dostunun yüzüne nasıl bakıyor, çok merak ediyorum.

***

Bu ek görevler ne için verilir? Mutlaka, bir kısmının uzmanlığından yararlanmak; bazıları da, yüksek maaşlı görevleri terk edip devlet katında görev aldığı için… Bir kısmı da, kuruluş yasası ya da mevzuatı gereği, görev alırlar. Yasa ya da mevzuat o kişinin, ilgili bir başka yerde de,  görev almasını zorunlu kılar.

***

Basına yansıyan isimlerin arasında bu duruma uygun kaç kişi var? Bilemiyorum. Bu durumda olanlara bir şey diyemem. Aldıkları, “helali hoş olsun!”  Yoksa kamu da “kaht-ı rical” başlar. Nitelikli eleman bulamazsınız. Hal böyle olunca verimlilik düşer, maliyet artar.

***

Demem o ki, ihtiyaç duyulan, yetenekli personel istihdamı için kim iktidarda olursa olsun, bir takım ek imkânlar sağlamak zorundasınız. Açıkça söyleyeyim; özelde bilmem şu kadar ücret alan birisi, devletin baremine göre, gelip çalışmaz. Yine demem o ki; yayınlanan listelerdeki isimleri tanımıyorum. Ama korkum, gerçekten liyakatli ve o konunun uzmanı olan kişilerin rencide olması ya da edilmesi.

***

Şimdi gelelim, bir başka konuya…  Bir kısmı da partiden ayrılmasın, aleyhte çalışmasın, yeni siyasi oluşumlarda yer almasın “partilimiz” “yandaşımız” diye görevlendirilenler… Yani; “karşı taraftan bize bağırıp çağıracağı yerde; bizim yanımızdan karşı tarafa bağırıp çağırsın!”, denilenler… Ki, bunlar da her iktidar döneminde oldu, siyaset böyle giderse, olacak da… Bunlara, “bankamatikler” de deniyor. İşe gitmeden, bir işe yaramadan maaş alıyor, devletten ya da onun şirket/işletmelerinden… Asıl üzerine gidilmesi gereken husus bu…

***

Mesela, çok güvendiğim bir dostum, tanıdığım ama samimiyetim olmayan birisi için DEVA Partisi Kayseri örgütünü kuracak, onun için Ankara’da kulislere bile başlamış, dediği eski bir AK Parti milletvekilinden söz etmişti. Bir de baktık, bu arkadaş, bir kamu bankasının yönetim kurulunda görev aldı. Şahsen benim yadırgadığım, olmaması gerektiğine inandığım bu… Buna, “ulufe” dağıtma da denir… Tabii “ulufe alan”, “kapıkulu olan!” kaç kişi var bilemiyorum.

***

Liyakatli, kaliteli insanlara ne verirsen ver, kabulüm.  Yoksa eleman bulamazsınız. Ayrıca bunun “milliyetçilikle” “yerlilikle” falan ilgisi de yok. Adam iyi lisan biliyor, çift dalda eğitim, yüksek lisan, doktora yapmış, işinin ehli, bir sosyal statü kazanmış… Buna diyorsun ki, “vatan, millet, Sakarya” aşkına, gel de, “devlet baremine” göre çalış. Vallahi, kimse gelmez. 

***

Olaylar bana; “Hasan dağı arpalık…” diye başlayan anonim dizeleri anımsattı:

Hasan dağı arpalık, eğer saban yürürse,

Her derede değirmen, eğer suyu gelirse,

Her kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse,

İyi gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse...

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —