“Umut, fukaranın ekmeğiymiş!”, böyle der büyükler… Tabii, hayata bağlasa bile karın doyurmaz… Umutlarla dolu rüyadan uyanınca, hayatın gerçekleri ile karşılaşmak kaçınılmaz… Yine tabii, siyasette de umut tükenmez… Öyle ya, sandığın biri gelir, diğeri gider…“Ha bu sandık, ha gelecek sandık!” umudu hiç bitmez.
***
Nitekim; dokuz ay sonra birisi daha gelecek… Ama umudunuzu kırmak istemem… Şu anda CHP’nin elinde bulunan belediyeler hariç, diğerlerinde AK Parti’nin egemen olacağını yani kazanacağını şimdiden söyleyebilirim…
***
CHP’nin elindeki belediyelere gelince, zorlu bir süreç geçeceğini, kimin ipi göğüsleyeceğini şimdiden söylemek çok zor… Hem milletvekilliğinde ve hem de Cumhurbaşkanlığı seçimindeki yenilgiveCHP içinde durulmayan sular, sonucu iyice görünür hale getirecek.
***
Mübarek, parti değil, “hizip yumağı”. 1950’den beri, tek başlarına neden iktidar; aslında hiç olamadıklarının muhasebesini yapabilme noktasından çok uzaktalar.
***
Baksanıza, seçim sonuçları belli olur olmaz yola düştü, parti içi hizipler; “Ben demedimmiyciler!” veryansın ediyor Kemal Bey ve yönetime…
***
Tabii, şu soruyu hiç sormuyorlar: Parti yönetiminde kendileri olsaydı ve Sayın Kılıçdaroğlu dışında birisi ile yola çıksalardı nasıl bir sonuç alabilirlerdi?
***
Mesela, toplumun her ama her kesiminin sıcak bakabileceği, hem de şu anda partilerinde görevli,mesela sağ tandanslı, herhangi birisine evet diyebilecekler miydi? Yoksa, yedi göbek CHP’li, solcu birisini mi tercih edeceklerdi?
***
Gördüğüm o ki; geçmişte, şu ya da bu nedenle, “sağa bulaşmış”, aralarında bulunan birisine karşı müthiş alerjileri var, bir kısım CHP’linin, bir kısım solcunun.
***
Mesela, geçmiş gitmiş, Partilerinin aday gösterdiği Ekmelettin Beye, olan hınçlarını hala sergilemeye devam ediyor, “çok bilmiş CHP’liler” ve “çok bilmiş solcular!”Bu tercih nedeniyle de, Kemal Beye vurdukça vuruyorlar…
***
Ama şunu hiç sormuyorlar: Partisi yok, parası yok, pulu yok, taraftarı yok, hiç tanınmayan, siyasi geçmişi olmayan bir aday, nasıl yüzde 37 oy aldı?
***
Aslında Ekmelettin Beye verilen yüzde 37 oy, şahsına ait değildi. Bunu bilmiyorlar… Toplum sosyolojisinin, siyasete yansımasıydı; iktidara bir tepkiydi..“Bay Kemal”in aldığı yüzde 48 oy da öyle… Ama bunu o gün ve bugün de okuyamadılar. Okuya bileceklerini de sanmıyorum?
***
Bu kesime şunu anımsatırım… Geçmişte, CHP’nin ve dahi solun semtine uğramamış, kapısını çalmamış; hatta “sağda” vuruşmuş çoğu insan, “Hak, Hukuk, Adalet” ile simgeleşen Sayın Kılıçdaroğlu’na oy verdi, hiçbir beklenti içerisinde olmadan.
***
Ayrıca; Kemal Bey bu oyu, inanılmaz hakaret, inanılmaz suçlama, inanılmaz para, medya, kamu ve inanç gücü karşısında aldı… O nedenle, başarılı çıktı benim indimde… Ha. Kemal Bey, aday olmalı mıydı? Ok yaydan çıktıktan sonra bu soru anlamsızdı.
***
Bu inanılmaz prese bir Allah’ın kulu dayanamazdı… Ama o dayandı… Tabii, süreci acımasızca eleştiren bir kısım “çok bilmiş CHP”’liler ve yine “çok bilmiş solcular”, hâlâ farkında değiller.
***
Peki, geçmişte CHP ve solla hiç yolu kesişmemiş, bu kesimin, desteği, bundan böyle devam eder mi? Hiç sanmıyorum…
***
CHP’nin bu durumunu anlatan çok güzel bir fıkra var… İsterseniz anımsatayım… Cehennemde, her partiye ait kuyular varmış… Tabii, her kuyunun başında da elinde topuz bulunan bir zebani…Ama birisinin başında kimse yokmuş… Sormuşlar, “bu kuyu kime ait!”Cevap; “CHP’ye!”Merak etmiş, “neden?”, demiş. Yanıt; “Gerek yok. Çünkü, çıkmak isteyenin ayağından çekerler. Dışarı çıkmasına izin vermezler!”
***
Evet… CHP, birbirini yemeye devam edecek, siyasal çalışmaya vakit bulamayacak ve elindeki belediyeleri de kaybetme gibi bir sürece girecek… Tabii, yine bu süreçte, Sayın Kılıçdaroğlu, “ağzı ile kuş tutsa!” partisine hakim olamayacak… Çünkü; çok “bilmiş adamlarla!” mücadele edecek. Bu mücadele de çok zor.