Bir parti iktidara gidiyorsa o partililer de hep öne çıkma yarışı başlar… Artık o partililer öne çıkmak ve liderinin gözüne girebilmek için acımasızca birbirilerinin omzuna basa basa öne çıkma yarışına girer… Bu geçmişte ANAP döneminde de DYP döneminde de RP döneminde de ve son olarak AKP döneminde de öyle oldu… Şimdi sıra Millet İttifakı ile birlikte iktidara yürüyen CHP’de…
İktidara yürümeyen ve hiçbir iddiası olmayan bir siyasi parti de rol kapma yarışı olmaz… Kimse liderinin gözüne girmek için ha bire çaba sarf etmez, mücadele vermez… Umut ve gelecek vaat etmeyen hiçbir siyasi partinin kapısı aşındırılmaz… Eğer o parti iktidar vaat ediyorsa orada amansız bir mücadele başlar… İktidara yürüme sinyalleri veren CHP’de birbirinden rol kapmak için acımasız bir yarış başladı… Bunun en bariz görüntülerine CHP’nin Kayseri çıkarmalarında tanık olduk…
Öne çıkabilme adına birbirini ezenler, dışlayanlar, yok sayanlar, kırıp-dökenler… Selam-sabah vermeyenler, birbirini karalayanlar, atıp-tutanlar çoğaldıkça çoğalır… Bunun önünü kesmenin öncelikle tek yolu tutarlı ve ilkeli bir yönetim anlayışı… Özgüveni olan, dirayetli ve paylaşımdan korkmayan bir yönetim anlayışı! Yani paylaşmaktan kaçınmayan kişilerin değil parti disiplinini öne çıkaran ve önceliği de parti çıkarları olan bir yönetim… Var mı öyle bir yönetim? Yok! Var mı öyle bir İl Başkanı? Yok! Var mı öyle bir milletvekili? Yok! O zaman ne oluyor, herkes kendini ön plana çıkarabilme yarışına giriyor…
O zaman ne oluyor, herkes birbirinin ayağını kaydırmaya, çelme takmaya, birbirinin arkasından atıp-tutmaya ve birbirinden rol kapma yarışına giriyor…
Örnekleri mi? Örnekleri çok da birkaç bariz örnek verdiğimiz takdirde sanırım konunun önemi gayet iyi anlaşılır… Son bir yıllık geçmişe dönüp daha önce sanayicilerle yapılan toplantıdan tutun da muhtarlarla yapılan toplantı ve en son ekonomi masası çıkarmasından falan bahsetmeyeceğim… Onları çoook yazdım, çizdim yorumladım… Geçtiğimiz hafta sonu yapılan ve 225 belediye başkanının katıldığı (Gerçekten 225 belediye başkanı mı katıldı onu da net olarak bilmiyoruz da!) ‘Kayseri Çalıştayı’ndan bahsedeceğim… Cidden Kayseri Çalıştayı CHP açısından son derece önemliydi…
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle, hiç belediye başkanı olmayan ve yıllardır tek bir milletvekiline talim etmesine rağmen CHP Kayseri’de 225 belediye başkanıyla çıkarma yaptı! Kayseri CHP için bu tarihi bir fırsattı!
Gelecekte gerek genel ve gerekse yerel seçimler olsa bile Kayseri örgütünün bir daha başta Genel Başkanı olmak üzere, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Adana, Mersin, Antalya, İzmit ve Aydın gibi birçok ünlü belediye başkanını bir araya getirebileceği tarihi bir toplantıya ev sahipliği yapması pek mümkün olmayabilir… O nedenle bu tarihi buluşmayı çok ama çok iyi değerlendirmesi gerekirdi…
İl Başkanı ve milletvekilinin bu gerçekten hareketle daha profesyonel bakışla bu üç günlük ev sahipliğini çok güzel değerlendirmesi lazımdı! Her ne kadar organizasyonu CHP Genel Merkezi yapıyor olsa bile! Sonuçta Kayseri örgütü ev sahibi konumundaydı… Yapabildi mi? Sanmıyorum…
Yapabilmeniz için, yukarı da sıraladığım vasıfları taşıyor olmanız gerekiyor…
Her şeyden önce güçlü ve tutarlı bir parti yönetiminin olması şart! Tüm kırgınlık ve küskünlükleri bir tarafa bırakıp öncelikle İl yönetim kurulu üyeleri ve sonra da İlçe Başkanlarıyla tüm samimiyeti ve içtenliğiyle program paylaşımı ve sonra da görev dağılımı yapması gerekiyordu…
Görev verecek ve verdiği görevinde takipçisi olacak ve en ufak bir aksaklıkta da derhal hesabını soracak! Program paylaşımı dahi yapmıyorsunuz, görev vermiyorsunuz ve sonuç da hesap sorma hakkınız da olmuyor… Böyle bir yönetim anlayışı olamaz…
Ne yapıyorsunuz? İşi, gerek yönetim içinde ve gerekse yönetim dışında kendinize yakın birkaç kişiye havale ediyorsunuz?
O zaman ne oluyor, daha işin başındayken kaybediyorsunuz! İşte taa orada ayrışma başlıyor… Dışlananlar, ötekileştirilenler, muhalifler falan filan diye parti içinde kamplaşma başlıyor… Müsebbibi kim? Doğal olarak o partinin başında ki yönetici! Sonra başlıyor kamplaşma! Sonra başlıyor rol kapma yarışı! Yani ferdi davranışlar! Niye? Kurumsal kimliği ortadan kaldırdığınız için! Artık siz o andan itibaren kuralsız, ilkesiz bir yarışın önünü açmış oluyorsunuz!
Eğer Genel Başkanınız Ticaret Odası’nı ziyaret edecekse o odada meslek komitesi temsilcisi olan İl Yönetim Kurulu üyeniz Özgür Yeşilyurt’u görevlendirmiyorsunuz? Çağırın ve deyin ki Özgür Bey’e:
“Özgür bey, Sayın genel Başkanımız Ticaret Odası’nı ziyaret etmek istiyor, benim sizden ricam Odanıza kayıtlı ne kadar esnaf var? Sorunları ne? Son üç ay da kaç esnaf terk vermiş? Kaç esnaf yeni kayıt yaptırmış? Kayseri de protesto olan çek ve senet tutarı ne kadar? Bunları bir rapor halinde istiyorum ve ziyaret öncesi Sayın Genel Başkanıma bir dosya haline takdim edeceğim! Ayrıca Ticaret Odası Başkan ve yönetimini ziyaretimizle ilgili bilgilendir, onlara sormak istedikleri bir şey olup olmadığını sor!” de ve o bilgileri Özgür Yeşilyurt’tan talep et. Genel Başkanınla birlikte Ticaret Odası’nı ziyaret öncesi o bilgileri Genel Başkanına sun, Ona da, Ticaret Odası’nda bir yönetim kurulu üyenizin de meslek komitesinde bulunduğunu söyle ve tanıt, Genel Başkanın da o ziyaret sırasında kendi partisinin İl Yönetim Kurulu üyesinin de, Odalarında meslek komitesinde görev aldığını bunun da parti olarak Ticaret Odası’na verdikleri bir önemin göstergesi olduğunu onurla-gururla söylesin ve o yönetim kurulu üyenizi de orada onurlandırsın! Bunda kazanan İl Başkanı ve İl Yönetim kurulu üyeleri ve nihai sonuçta o parti olur… Korkmayın bu tür bir yol ve yöntem izlerseniz kimse kimseden rol kapmaz! Kazanan önce siz olur sonra da partiniz olur! Bir biriniz onöre etmekten ve yüceltmekten gurur duymalı! Siyaset ekip işidir, partililer ancak birbirini taktir ve onöre ederek büyür! Eskilerin tabiriyle marifet iltifata tabidir! Bu örnek sadece Ticaret Odası için geçerli değil, Sanayi Odası için de Baro için de ya da diğer sivil toplum örgütleri içinde geçerlidir…
Yine keza Baro’yu ziyaret ediyorsanız, yanınıza avukatlık mesleği yapan İl yönetim kurulu üyelerine görev verin… Aynı şekilde onlara da deyin ki, “Kayseri Barosunun kaç kayıtlı üyesi var? Avukatların öncelikle sorunları ne? Bunları bir raporu halinde hazırlayın ve hazırlanan o raporu ilgili kurumlara sunacağız!” deyin… Onları aynı şekilde onöre edin, programın başarıyla gerçekleşmesi için rol kapmayın ya da rol kesmeyin, rol paylaşın! Kazanan siz olursunuz!
Siz bunu yapmazsanız ne olur? Birileri sosyal ilişkilerini kullanarak rol kapar! Sizin bilginiz ve olurunuz bile olmadan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu kaptığı gibi hastanelerine götürür, sizin ziyaret etme nezaketini bile göstermediğiniz oğlunu ziyaret ettirir, boy boy fotoğraflar çektirir ve siz de soranlara, “Aaa..Valla bundan benim haberim yok!” demek düşer! Bu işler böyle olur Sayın Başkan! Bir kere adilane bir rol paylaşımı yapmadınız mı arkası çorap söküğü gibi gelir…
Örneklemeye devam edelim mi, çünkü örnek çoook! Madem Sayın Ekrem İmamoğlu’nu Kazancılara, Kapalı Çarşı’ya ve 27 Mayıs Caddesi’ne götürmeye karar verdiniz, niye önceden planlamasını yapmazsınız? İl Yönetim Kurulu üyelerinizden o çevrede esnaf olan varsa ona görev verin, yoksa belediye meclis üyelerinizden yardım talep edin! En yakınınız da Belediye Meclis Grup Başkanvekiliniz Özgür Özer var! Özgür Özer sonuçta bir müteahhit, bir esnaf! Çarşı içinde ve çevresinde yığınla dostu, arkadaşı vardır… Özgür Bey’i ve diğer belediye meclis üyelerini toplantıya dahil edin, her birinden yardım talep edin, onlarında bu organizasyona katılımını sağlayın, onlar da elini taşın altına koysun, onlar da bu tarihi çıkarmada sorumluluk üstlensin. Özgür Bey’e deyin ki; “Özgür Bey Cuma günü Sayın Ekrem İmamoğlu ile birlikte çarşı gezisine çıkacağız, Kazancılar da, Kapalı Çarşı da ya da 27 Mayıs Caddesi’nde tanıdığınız esnaf arkadaşlarınız varsa, onlarla bir ön görüşme yapın! Dükkânlarının önünden geçerken Ekrem Bey’i kapıya çıkıp karşılasınlar, hatta dükkânlarına davet etsinler, çay-kahve ikram etsinler! Hatta mümkünse kameralar karşısında Ekrem Bey’e biraz iltifatta bulunsunlar! Ekrem Bey’in moral gücünü yükseltsinler, Ekrem Bey’de, “Yahu bu Kayseri’de ne güzel insanlar varmış? Kayseri’den aldığımız bu güzel pozitif enerji bizim İstanbul’da ki çalışmalarımıza daha da şevk katacak! Kayseri böyleyse biz Türkiye genelinde seçimi aldık demektir!” diye güzel bir enerji alsın! Sonuçta tüm bunlar “Bir piar çalışması ve bir siyasi propaganda işi!”deyin! Siz böyle bir organizasyon yapmadığınız gibi Kazancılar Çarşısına ezbere dalar dalmaz, pat diye Paşa Sulahan’ın kapısına götürdünüz! Dakika bir gol bir! Adam şok oldu! Çarşıya girer girmez bir Recep Tayyip Erdoğan hastası biriyle yüz yüze getirdiniz! Ekrem İmamoğlu’da, karşısındakine bakıp bakıp, “Eyvah! Tüm Kayseri esnafı böyleyse yandık!” diye endişeye kapılmıştır! Üstelik bu kişi daha önce CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret suçundan hakkında dava açılmış, rica-minnetle davadan TEMA Vakfına fidan bağışlaması şartıyla vazgeçilmişti… Siz götürdünüz Ekrem İmamoğlu’nu onun önüne attınız! Niye? Niyesi var mı? Çarşıyı esnafını tanımıyorsunuz, pazar esnafını bilmiyorsunuz? O çarşı esnafından bir Allah’ın kuluna sorsanız Paşa Suluhan kim diye, en küçüğünden en büyüğüne kadar onun ölümüne Recep Tayyip Erdoğan hastası olduğunu söylerdi… Ama dedim ya siz ne çarşı esnafını bilirsiniz ne de Pazar esnafını… Yolunuz düşmez ki oralara! Ora esnafını bilenden de yardım almazsınız ve sonuçta günlerce ulusal televizyon ve internet sitelerinde, “Ekrem İmamoğlu’na Kayseri esnafından sert tepki!” diye haberler dönmesine vesile olursunuz! Ondan sonra istediğiniz kadar yırtının durun! Gerisi boş! Bunlar hep rol paylaşımına razı olmadığınız için Sayın Başkan! Ondan sonra MHP Milletvekili Baki Ersoy’da çıkar, “Burası Kayseri, Kayseri oyunu bozar!” der! Sonuçta bu pası ona siz attınız! Bir şey demeye hakkınız yok!
Örnekler vermeye devam edelim mi? Çünkü örnek çook! İki örnekte parti içine dönük… Yaklaşık bundan iki-üç ay önce CHP Talas İlçe Örgütü bir organizasyon yaptı… CHP Talas İlçe Başkanı Mustafa Karaca, CHP Genel Merkezi’ne otobüslerle bir grup doğu ve güneydoğulu vatandaşı götürerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürdü… Yaklaşık bir buçuk-iki saat süren görüşmeden hem Kılıçdaroğlu hem de doğu ve güneydoğulu vatandaşlar bir hayli memnun ayrıldı… Ne güzel! Taa o günden geçtiğimiz Cumartesi akşam ki organizasyona gelelim… CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri Belediye Başkanları Çalıştayı’na gelecek olunca tekrar doğu ve güneydoğulu vatandaşlara yönelik bir organizasyon hamlesi daha başladı… Aslında gerekte yoktu! Niye? İki-üç ay öne zaten yapmışsınız, gerekli temaslar kurulmuş, artık o proje üzerinde daha fazla durmaya ve işin kabak tadı vermesine fırsat vermemek lazım! Zaten hesapta bu organizasyondan ziyade esas bina görevlilerine yönelik bir toplantı düşüncesi vardı… Fakat sayıları bir hayli fazla olan bina görevlilerine ulaşmak zor olunca birileri tekrar işi pişirip doğu ve güneydoğulu vatandaşlarla görüşme projesine çevirdi… Neyse sonuçta tekrar iş bu organizasyona döndü mü? Döndü! O halde bu işin daha önceki mimari kim? Talas İlçe Başkanı Mustafa Karaca! Ee o halde kolayı var! Ne yapmanız gerekiyor? İl Başkanı ve yönetimi olarak İlçe Başkanınız Sayın Karaca’yı partiye davet edecek ve Ankara’ya götürdüğü bu vatandaşların mümkünü varsa eşleri ve diğer yakınlarıyla Parti Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılacağı bir programa davet edilmesini sağlamak… Aklın yolu bu değil mi? Aklın yolu bu ama siz kimseye asli rolünü vermeye yanaşmadığınız için Ankara programına bile sonradan eklenen genç bir avukatı sırf Genel Başkana yakın diye görevlendiriyor ya da kendi kendine böyle bir rol biçiyor ve üstüne üstlük hiç konuya müdahil olmaması gereken Dr. Sema Karaoğlu ile birlikte seferber oluyorlar… Oysa Dr. Sema Karaoğlu’nun bu projeye bulaşmak yerine aynı gün bir başka organizasyon olan ve tamamen kendisinin bu konu da son derece başarılı olduğu engelli vatandaşlar ve ailelerine yönelik organizasyona organize olması daha başarılı bir sonuç vermez miydi? Siz Engelli vatandaşlar ve ailelerini organize etme işine tam kendinizi vermeyince Turan Arık ve Bekir Arık’ta kendilerine rol çıkarıp sağa-sola telefon etmeye ve engelli olmayan aileleri bile oraya bindirilmiş kıt’a gibi getirme görevine soyundular… Oysa ne Turan Arık ne de Bekir Arık’ın hariçten hiç müdahil olmasına gerek de yoktu! Çünkü bu konunun tartışmasız en iyi organizasyonunu yapan sizsiniz! Bu alan da iki yıldır verdiğiniz son derece anlamlı ve güzel konser ve etkinlikle hiçbir tartışmaya mahal bırakmayacak kadar herkesin gönlünde taht kurdunuz! Bunun tersini kimse iddia edemez. Ama bırakın siz o konu da gayret gösterin, bırakın doğu ve güneydoğlu vatandaşlarla başkası ilgilensin! Ora da rol kapma yarışına talip olmayın! Gelelim tekrar doğu ve güneydoğlu vatandaşlarla ilgili organizasyona… Yukarı da dile getirdim, madem iki-üç ay önce bu işi başarılı bir şekilde Talas İlçe Başkanınız Mustafa Karaca organize etmiş, madem Genel Başkanınızın gelişine doğu ve güneydoğulu vatandaşlarla buluşma programını da koydunuz bırakın o görevi de Talas İlçe Başkanınıza verin, niye rol kapıyorsunuz? Ahmet Nazif Yücel kardeş daha yaşın genç, önünde parlak bir gelecek olabilir ama böyle rol kapmayla yol alamazsın? Bak izlediğin bu yolla birçok partilin sana içten içe tepki gösteriyor! Genel Başkanının avukatısın diye belki bunları yüzüne söylemiyor olabilirler fakat böyle taraftar kazandığını sanma! Tam tersi içten içe büyük bir düşman kitlesi kazanıyorsun! Bu yolla ne milletvekili olabilirsin ne de siyaseten hayal ettiğin yerlere gelebilirsin! Unutma bunun yolu gerçek rolüne bürünmekten geçer! Benden sana bir ağabey nasihati, tutarsın, tutmazsın o senin bileceğin iş! Bu kadar uzun yazıyı yazmamda ki esas amaç, millet ittifakıyla iktidara yürüyen CHP’de herkes şimdiden rol kapma yarışına girerse kimse rol bulamaz! Herkes birbirinin paçasından çeker, herkes birbirinin ayağını kaydırır, herkes sırtına basar ve herkes birbirinden rol kapmaya başlar ise iktidar yolu mayınlarla döşenmiş olur, ilk seçimler de rol alamayanlar rol alanlara düşman kesilir… Bu yarış verilecekse bile demokratik kurallar içinde ve medeni ölçüler de yapıyla verilmeli… Çünkü durum eskisi gibi değil, artık iktidara yürüyen bir millet ittifakı var, hal öyle olunca rol kapma yarışına soyunanların sayısı da artıyor…
Yarın da fırsat bulursam işi bir başka yönüyle yorumlayacağım…