Merhum Cevdet Çağla’nın ismini duyar, eserlerini geçer, sadece kemani olarak bilirdim. Bilgi yetersizliğinden, bestecilikteki kudretini şahsen bilmezdim. Ne zaman, Ahmet Doğan Işık dostum uyardı, ondan sonra daha dikkatimi çekmeye başladı. Haliyle hayat hikayesi ve eserleri merakımı celb etti.
***
Merhum Mustafa Erses, söylemiş, bestekarlığının gücünü anlatırken. Ondan da bana Tevfik Soyata üstadımız nakletmişti. Yine Soyata’dan naklen Doğan Işık da söylemişti: “Son saniyelerde gol atar!”mış Çağla…
***
Dr. M. Nazmi Özalp’in hazırladığı Türk Mûsikîsi Tarihi isimli eserinde belirttiği gibi Çağla; 1900 yılında İstanbul’da doğmuş. Babası Eşref Bey topçu yarbayı, ressam... Eşref Bey keman; annesi Nazime Hanım piyano ve kızkardeşi ud çalarmış. Selma Hanımla evli olan Çağla’nın iki çocuğu varmış.
***
“Temiz icrâsı, klâsik uslûbu, eşlik etmedeki ustalığı, yaptığı taksimlerdeki üstün geçki tekniği ile“ geçen dönemin en usta kemânilerinden ve usta bestecilerinden Cevdet Çağla; “Klasik geleneğe bağlı olmakla beraber eserlerinde zevkli, yadırganmayan bazı yenilikler de uygulamış. Yüz kadar eseri bilinen bestecimiz, 22 Şubat 1988 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş”..
***
Bestelerinde, “prozodi hatasına” rastlanmazmış. Peki, prozodi nedir? Güfte, makam ve usul seçimi; eserlerinde “prozodi hatasının” olmaması ustalığının önemli bir göstergesiymiş. Bilenler öyle söylüyor. “Prozodi”; “Hecelerin vurgularına, uzunluk ve kısalıklarına uyularak kelimeleri düzgün okumak ilmidir ve Arapça’daki ‘Tecvîd’ kelimesinin karşılığıdır (Arel)”.
***
“Bir dilin hecelerinin nasıl vurgulanıp telaffuz edileceği konusu olup, dilde ve güfteli mûsikîde hayatî bir öneme sahiptir. Kulaktan öğrenilir ve uygulanır. Kaidelerini ancak özel olarak tahsil görmüş olanlar bilir, o dili iyi konuşmayan çevrelerden yetişenler, bozuk şive ile konuşurlar (Öztuna)”.
***
Musiki sever dostlarımıza, merhumun eserlerini sık sık dinlemelerini tavsiye ederim, tabii güzel icracılardan. Dinlemeye doyamazsınız… Dinlerken; “Aaaa… Bu da mı Cevdet Çağla’nınmış!” diyeceğinizden de eminim.
***
Aşağı yukarı her makamda orijinal eser veren Çağla merhumun, çok sevilen şarkılarından oluşan ufak bir güfte demeti sunmak istiyorum. Alıntıları, Mustafa Rona’nın, “50 Yıllık Türk Musikisi” isimli güfte kitabından yaptığımı, belirterek.
***
İlki, sözleri Behçet Kemal Çağlar’a ait karcığar şarkı;
Gül açar, bülbül öter, yaz geçer
Yâr güler, gönül ahdan vazgeçer
Dil susar fasl-ı aşkı saz geçer
Mey akar, mehveşteki naz geçer.
Nevbahar her yer neş’e sert eser
Dert imiş, keder imiş tez geçer
Gam yeter, elbette bir bâd eser
Mey akar, mehveşteki naz geçer.
***
Sıra bir kurdilihicazkârda;
Seni coşkun suların koynuna mehtâp alamaz
Bana yaklaş, deli gönlüm yine sensiz olamaz
Yüreğim her seferinde daha sevdalı bu yaz
Ne çıkar saçlarımın kırları artmışsa biraz
***
Çok sevilen bir nihavend;
Bana bir zalimi Leylâ diye sevdirdi felek
Görmek isterdim onu tâ mahşeredek
Tapmıştım hüsnüne yıllarca onu bilmeyerek
Geçti bir taze ömür işte bakın aldanarak
***
Bir eser de nişaburekten;
İftirâkınla efendim bende tâkat kalmadı
Pâre pâre oldu dil aşkta muhabbet kalmadı
Ol kadar ağlattı ben biçâreyi hükm-ü kazâ
Giryede hiç, sevdiğim Yâkuba nöbet kalmadı
***
Sırada bir nihavent ve bir sûzinâk var;
Bir dert gibi akşam suların koynuna indi
Gönlümde siyah gözlerinin rengi gezindi
Göklerde sönen yıldıza mâtem ne derindi
Gönlümde siyah gözlerinin rengi gezindi
***
Sâzın gibi al sineme vur, kalbimi inlet
Mehtâbda bu akşam bana son şarkını dinlet
Her nağmede mâzideki hicranları yâdet
Mehtâbda bu akşam bana son şarkını dinlet
***
Son olarak bir hüzzam:
Şu göğsüm yırtılıp baksam, dikenler aynı güldendir
Şikayet bilmeyen kalbim kanar, hep aynı eldendir
Bu dertten kurtulan yokmuş, dûalar hangi dildendir
Şikayet bilmeyen kalbim kanar, hep aynı eldendir.”