Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 21.08.2022 11:59

ÇEŞİTLEME!

Facebook Twitter Linked-in

DOLAR 18 TL OLDU!..

Merkez Bankası (MB) politika faizini 100 baz puan düşürdü. Yüzde 13 oldu,"nas" gereği. Madem “nas” var neden bir çırpıda “sıfırlanmaz” ki? Bu sefer dolar “nas"falan dinlemedi18'lirayı geçti.Benim merak ettiğim şu: altı ay kadar önce, dolar 18'den, 13'e inince, bir kısım Malatyalı esnaf,davul-zurna eşliğinde halay çekmiş; çiftetelli oynamıştı.

Aynı ahali bu sefer ne yapacak? Çok merak ediyorum...Bakalım halay çekip çiftetelli mi oynayacak yoksa, elini kulağına atıp;"Kara bahtım kem talihim/Taşa bassam iz olur/ Ağustos'ta suya girsem/Balta kesmez buz olur" uzun havasını mı okuyacak...

Ekonomi yönetiminde rasyonaliteyi yitirdiğiniz, "inancınızın" gereğini yani "nas"ı esas alırsanız olacağı bu...Bindik bir alâmete gidiyoruz kıyâmete!..Hayırlı uğurlu olsun...

***

İYİCE ŞAŞIRDILAR!

Diyorlar ki; 2002'de 45-46 bin MW olan (tesis aşamasında olanlar hariç), elektrik kurulu gücünü 100 bin MW'a çıkarttık. Doğrudur. Ama bazı şeyleri de bilmek lazım. Bilmezsek, "algılara" kurban oluruz.

Birincisi, 45 bin MW'ın, neredeyse tamamına yakını kamuya aitti. Şimdi ise, bu oran yüzde 20'lere düştü... Ağırlıklı olarak da Keban, Karakaya, Atatürk gibi HES'ler...Bin MW'ın, kabaca, maliyeti 1,5 milyar dolar. Demek ki, yaklaşık 150 milyar dolarlık bir yatırımdan söz ediyoruz...

Bu gücün içerisinde YEKDEM yanı "Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması" kapsamında, kurulan tesislerin içerisinde “lisansız” olanı yaklaşık 7 bin MW... Bunun 6 bin MW'a yakını Güneş Enerjisi Santralı (GES). Yaklaşık bunların tesis maliyeti de 10 milyar dolara yakın...

Lisanssızların üst limiti de 1 MW'tan5 MW'a çıktı. Sonuçta Devlet bunlara dedi ki; siz tesis kurun, kendi ihtiyacınız için (mesela fabrika çatılarına) ama ihtiyaç fazlası için "alım garantisi" veriyoruz dedi... Şimdi ise, "vazgeçti" bu taahhüdünden, "almıyorum arkadaş!" diyor... Bu haber basına düşünce hayret ettim. Adamları teşvik ediyorsunuz, YEKDEM kapsamında elektrik santralı kurdurtuyorsun, maç devam ederken, "kural değiştirdim" diyorsun... Olur mu? Neden olmasın ki?

Anladınız mı? Bu ülkenin varlıkları nasıl kullanılıyor? Bir şey daha anımsatayım; 100 bin MW kurulu gücün yaklaşık 50 bin MW'ı (Puant) pik yük olarak kullanılıyor. Bunun anlamı şu: Tüm santrallar, bir an için tam kapasite ile çalışsa, ülkemizin ihtiyacı için 50 bin MW yetiyor. Bir anlamda 75 milyar dolarlık yatırım boşa yapılmış gibi.

Tabii, bu doğru değil... Yedekleme lazım, “emerjensi” durumu söz konusu, "âmadelik" gerekir, arıza, bakım gibi hallerde "arz güvenliği" nedeniyle kurulu gücün, puant yükten fazla olması gerekir. Acaba, bu fazlalık ne kadar olmalı? Mesela, yüzde 25 (25 bin MW) yeter mi?

Tabii, bilemiyorum. Duruma bir bakmak lazım. Bunu bilen varsa, lütfen yardımcı olsun... Diyelim, 20 bin MW fazlalık var... Bu da 30 milyar dolarlık atıl bir yatırım... Ama siz hem miktar ve hem de fiyat olarak alım garantisi verdiniz. Şimdi ise, “almam” diye “caymaya” başladınız. Öyle ya, “evdeki hesap çarşıya uymadı!”. Zira,“2023 Vizyonu”nda500 milyar kWh’lik bir tüketim öngörülüyordu. Kaldı mı bu yüzde 55-60’larda… İşte, elektriği neden pahalı kullandığımızın önemli nedenlerden birisi bu. Öyle ya; 30 milyar doların finansman maliyetini kim ödeyecek? Elbette, muhterem ahali!..

***

KATİL ESED!..

"Katil Esed", tekrar "kardeşim Esat"'a evirilecek gibi... "Bad el harabül Basra"…“Basra harap olduktan sonra ağlamak sızlamak işe yaramaz”... Basra harap oldu gitti bir kere... Tutmasak, üç gün içinde Şam’a girecek ve Emeviye Camii’nde Cuma namazı kılacaktık… On bir yıl sonra gelinen nokta: Milyar dolarları aşan masraf, 4 milyona yakın sığınmacı. Ülkenin inanç ve demografik yapısının sıkıntıya girmesi… Şimdi de, “Katil Esed” ile havayı yumuşatmak için “elçi” gönderiyoruz, bürokratlar arasında görüşmeler sürüyor.

BAE ve Suud ile barış köprüleri attık. Sırada “çocuk öldürmeyi iyi bilenİsrail, Mısır, Libyavar…  Ülkemize, “neo Osmanlıcılık” ağır bedel ödetti. Bu tahribatın hesabını kim verecek? İşin özünü, meşhur yaylı, arabacı, ağa, inek b.kuhikayesi çok güzel anlatır. Bu ülkelerle “sulh çubuğu” yakılacaktı da bu kavgayı ne için yaptık? Sanırım, “sandık” için. Bakalım, “çekirge bu sefer sıçrayabilecek mi?”yani sandıktan çıkabilecek mi?

Buradan tüm Osmanlıcılara bir ders olsun: Osmanlı Sultanlarının egemen olamadığı ancak vergi ve haraç alabildiği bu coğrafyaya şekil verebileceğini, ümmetin Halifesi olabileceğini sananlar aldanır. Bunu en iyi Büyük Atatürk görmüş: Araplarla ilişkilerinizi kesmeyin ama onların işlerine karışmayın. İnanın, Gazi Mustafa Kemal'i özlem, hasret ve minnetle arıyorum".

***

SULTAN HAMİD'İ TANIMAYA DEVAM EDELİM

“1897’de Osmanlı Ordusu, Yunan Ordusu’nu büyük bir bozguna uğratmış, Atina yolu açılmış ve Yunanistan'ı geri alma imkanı doğmuştu... … Ethem Paşa, Abdülhamid'den gelecek,Atina’yı ele geçirme emrini beklemekte. Ama gelen emir, Ordu’nun geri çekilme emridir. Çünkü Sultan 2.Abdülhamit, 4 milyon altın lira karşılığında Atina kapılarından geri dönmeyi kabul etmiş, böylelikle Yunan’a toparlanma şansı vermiştir”. (Fatih Ergin, Yeniçağ, 11.08.2022)

“Artık Osmanlı Ordusu'nun Yunanistan’ın başkenti Atina'ya girmesini engelleyecek ciddi bir güç kalmamıştı. Bu konuda Sadrazam Halil Rıfat Paşa, II. Abdülhamid'e görüşünü açıkça belirtmiş ve de Atina'ya girilmesi için ricada bulunmuştu. Çünkü Atina'nın alınması Yunanların bir nebze olsun bastırılması demekti”. (Wikipedia)

Evet…Muallim Naci merhum; “İhtirâz-ı ta’nedenkalmakdadırâhımnihân/ Bir hakîkat kalmasın âlemde Allahımnihân”, dizelerini düşmüş. İhtirâz: Çekinme, Ta’n: Kötüleme, Nihân: Gizli. [Onun bunun diline dolanmaktan çekindiğim için hissiyatımı açığa vuramıyorum. Allahım! Hiçbir hakikat gizli kalmasın.] (Hayati İnanç)

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —