Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 09.06.2021 13:37

CAMİ SAYISI

Facebook Twitter Linked-in

Öyle bir iktidarla karşı karşıyayız ki, kendilerinden önce pek bir şey yoktu. İbadethaneler de bu cümleden… Ülke, camilerle bunların döneminde donatıldı. Düşünebiliyor musunuz, Beşiktaş bile “mabetsiz şehir” olarak nitelendirildi. Oysa Beşiktaş’ta tespit edebildiğim, kırk kadar caminin olduğunu yazmıştım, bir yazımda.

***

Biliyorsunuz, Beşiktaş, İstanbul’un en küçük ilçesi… Tarihi eserlerle dolu. Sahil bandına sıkışmış, üst tarafları koruluk ve otoyol/köprü ağırlıklı bir ilçe… Yerleşim alanı çok sınırlı. Haliyle cami, okul, park/bahçe gibi kamuya açık sosyal donatılar için yer bulmak zor.

O nedenle, cami ve okul sayısının ortalamanın altında olması çok doğal. Bu durumu bile bile, “mabetsiz şehir” benzetmesi yapmak, insaf sınırlarını aşar.

***

Bakalım, AK Parti döneminde kaç cami yapılmış ve “yok saydıkları” dönemde bin kişi başına düşen cami ya da cami başına düşen kişi sayısı neymiş.

***

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Din İstatistikleri 2020 sonuçları bazında Türkiye'deki cami sayılarını açıkladı. Diyanet İşleri Başkanlığı 2020 verilerine göre yurt genelinde camii sayısı, 89 bin 445'e yükselmiş. 2010 da bu rakam 81.984’müş.

***

Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında 75 bin 941 cami varmış. Demek ki, 18 yılda 15 bin kadar cami yapılmış. Nüfusumuz da 18 milyon artmış… Artan her bin nüfus için 0,83 cami yapılmış.

***

Aynı yıl yani 2002’de nüfusumuz 65.022.300 kişi olarak ölçülmüş. Demek ki; AK Parti iktidara geldiğinde bu ülkede, hesapta bir hata yoksa; “bin kişiye 1,2 cami ya da cami başına 856 kişi” düşüyormuş.

***

On sekiz yıl sonra gelinen noktada, nüfusumuzu 84 milyon kabul edersek, “bin kişiye 1,1 cami ya da cami başına 909 kişi” düşer olmuş.

***

1927 yılında Türkiye’de, okulların iki katı, “14.425 okula karşılık, 28.705 cami” bulunuyor. Aynı yıl ülke nüfusu 13.649.945 kişi olarak veriliyor.  Bu dönemde “bin kişiye 2,1 cami ya da cami başına 476 kişi” düşüyor.

***

Demek ki, AK Parti iktidarının çok övündüğü, “cami açma” konusunda yok saydıkları, kendilerinden önceki, dönemi bırakınız aşmayı, “egale” bile edememişler.

***

Yani, neredeyse benzeri oran ve sayılarla devam eden cami yapma/yaptırtma olayı var. Öyle abarttıkları gibi değil… Ha buna rağmen bu yetmiyor, hedef “yüz kişiye bir cami” deniyorsa, mesele yok… Kaldı ki, tamamına yakınını hayır sahipleri yaptırıyor. Aslında bana laf düşmez. Şimdiye kadar da bir taşını almak kısmet olmadı. Takdir muhterem ahalinin…

***

Tabii, bundan Kayseri’de nasibini aldı… 2020 yılı itibarıyla 1.396 camimiz varmış. Kayseri nüfusunu (2020) 1,4 milyon varsayarsak, “bin kişiye yaklaşık bir cami ya da cami başına bin kişi” düşüyor. Bu ise ülke ortalamasının altında.

***

Yine TÜİK açıklamasına göre 2020’de Tunceli'de ise 89 cami varmış. Tunceli’nin nüfusunu 90 bin kabul edersek, “bin kişiye bir cami ya da; cami başına 1000 kişi düşüyor.” Ülke ortalamasının hemen altında.   Neredeyse Tunceli ile Kayseri’nin oransal verileri denk.

***

İstanbul, 3.530 cami ile birinci sırada…  Bunu, 3.238 cami ile Konya takip ediyor. Burada “bin kişiye 1,4”; İstanbul da ise, “bin kişiye 0,23 cami; bir cami 4.400 kişiye” hitap ediyor. Unutmayın, üzerine güzellemeler yapan ve çeyrek asır İstanbul’u yöneten iktidar döneminde İstanbul’un hali, cami bağlamında bu…

***

 Melih Gökçek’in çeyrek asır yönettiği Ankara da İstanbul’dan pek farklı değil. Ankara’da cami sayısı 3.171 olup üçüncü sırada. Burada, “bin kişiye 0,56 cami; bir camiye 1.785 kişi” düşüyor. Kayseri, 1.393 cami ile 21. sırada. Neredeyse “bin kişiye bir cami; bir camiye bin kişi” düşüyor, Kayseri’de… Makarr-ı ulema diye vasıflandırılan bir kent için bu durum yeterli mi?

***

Tek Parti yönetiminin, tarihi camileri kışla yapmasını, ambar yapmasını ya da satışa çıkarmasını dillerine dolayanlar, rol model aldıkları, siyaseten sürekli kullandıkları Menderes döneminde, İstanbul’da, yıkılan güzelim tarihi cami, tekke, medrese meselesine dile getirmiyorlar.

“İstanbul’u yeniden feth ediyoruz!” sloganı ile başlatılan İmar uygulamasında, İstanbul’un, çoğu inanç eserlerini yok ettiler. Ama “Tek parti dönemi” uygulamalarına gelince, hayasızca saldırıyorlar.

***

Beyler, beyler… Bizim kuşak ve öncekiler çok iyi anımsar… Cumhuriyete devrolunan cami, mescit, tekke, zaviye, medrese, türbe, kümbet gibi eserler dökülüyordu. İnanmayanlar en azından 20.yy başında çekilen fotoğraflara bakabilirler.

Bakınca şunu görecekler. Payitaht yani İstanbul mesela, Selanik’in yanında koskoca bir köy gibi… Tabii gözler görmezse, görmek istemezse, Cumhuriyete devredilen inanç ve tarihi yapıları “mamur” bir biçimde devredildiğini; Cumhuriyet döneminde kaderine terk edildiğini zanneder.  

(Gobels vari propaganda) yöntemleri ile de ahaliyi inandırmaya çalışırlar. Allah’tan o dönemleri gösteren fotoğraflar arşivlerde duruyor ve zaman zaman yayınlanıyor. Mesela, Kayseri fotoğraflarını hiç takip ediyor musunuz? Şehrin ve tarihi yapıların perişanlığını gözler önüne seriyor.

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —