Menü Kayseri Gerçek Haber
KADİR DAYIOĞLU

KADİR DAYIOĞLU

Tarih: 04.12.2022 11:15

BÜYÜKLERE MASALLAR!..

Facebook Twitter Linked-in

(La Fonten)in ünlü Ağustos Böceği İle Karınca Masalını bilirsiniz... Duymayanımız da pek kalmamıştır... Yazarımız, Fabıllarıylayani hayvanları konuşturarak yazdığı hikayeler ile ünlü... Fransız ve Parisli...

***

Bu Masal bence; “Büyüklere masaların” şaheseridir... Çalışmanın, alın teri dökmenin ne derece erdemli olduğunu; dökenlerin ne derece rahat ettiğini; yazın oynayanın kışın ne denli sıkıntı çektiğini anlatılır... Aklı sıra insanlara öğüt veriyor...

***

Yine bilindiği gibi bu masalda karınca çalışkan; Ağustos Böceği de kaytaran insanı temsil eder... Bizlere büyüklerimiz hep karınca gibi olmamızı tavsiye ederlerdi... Şimdikilere ne tavsiye ediliyor bilemiyorum...Kim bilir belki de; “iktidar çalgısına ayak uydur!”, “köşeyi dönmeye bak!” diyorlardır. 

***

Ben bu masalın farklı bir uygulamasını vermeye çalışacağım... Efendim. Zaman, zemherinin hüküm sürdüğü günler... Zemherinin çat ayazı hüküm sürüyor. Ortalık kar ve buzla dolu... Kuş uçmuyor, kervan geçmiyor... Hava soğuk mu soğuk... Damdan dama atlayan kedinin buz tutuğu kışlan anımsatıyor...

***

Karınca, evine çekilmiş... Odunu kömürü hazır... Kışlık erzaklarını dizmiş... Rahat bir biçimde divana uzanmışTV seyrediyor... En fazla da “birbirini kandıran” eşlerin programını… Bir yanda gürül gürül yanan sobanın üzerinde fasulye pişiyor... Kaynayan fasulyenin kokusu mis gibi etrafa yayılıyor... Bulgur pilavı, bir baş soğan ve bir tas turşu da hazır…

***

Aklına birdenbire, yersiz yurtsuz; ipsiz çulsuz Ağustos Böceği geliyor... Arkadaşının ne halde olduğunu tahmin ediyor... Acıyor... İçini çekiyor; “Keşke bana sığınsa, nasıl olsa bölüşülecek bir ‘sokum’ ekmeğim var!” diyor...Tam bu esnada kapısı çalınıyor... “Hayırdır inşallah... Bu kışta kıyamette gelen kim acaba?” diye kendi kendine soruyor ve kalkıp kapıyı açıyor...

***

Kapıyı açınca, gördüğü manzara karşısında gözlerine inanamıyor!.. Gözlerini ovuyor... “Hayal mi görüyorum!” diyor. Karşısında biraz önce acıdığı, ekmeğini bölüşmek istediği Ağustos Böceği...

***

Ağustos Böceği kürkler içerisinde... Saçını yaptırmış; makyajı yerinde... Ayağında rugan çizmeler... On parmağında on pırlanta yüzük... Son model bir (Mercedes) araba, bir şoför ve bir de koruma...

***

“Karınca kardeş... Uzak doğudan geliyorum... Yılbaşını kutlamak, kışı geçirmek için Paris’e gidiyorum... Geçerken bir şöyle bir uğradım... Hatırını sormak için... Bir isteğin, Paris’ten bir isteğin,  götürülecek bir selamın var mı?”

***

Karınca, şöyle bir içini çekti... 

Bir müddet sessiz kaldı...

Derin derin düşündü, acı acı güldü...

***

“Teşekkür ederim…Zemherinin çat ayazında zahmet etmişsiniz.  Size iyi yolculuklar, bol bol eğlenceler dilerim. Vaktiniz olursa, (La Fonten)e bir uğrayın... Selamlarımı iletin... Anasının gözlerinden öptüğümü söylemeyi de unutmayın... Ne demek istediğimi, o anlar!..”

***

Evet. Masal dinleye dinleye bir ömrün sonuna geldik...Aslıda, gelen ilk nesil de değiliz... Anlaşılan son nesil de olamayacağız!.. Bu “ense” bizde olduktan sonra daha çok “masal” dinleriz. 

***

Etrafımız, içimiz, dışımız, sağımız, solumuz düşmanlarla dolu... Her an bölmek istiyorlar!..Ülkemizi işgale hazırlanıyorlar… Kıskançlıklarına da diyecek yok… Büyüklerimiz böyle diyor... Bize inanmak düşer... Ama...

***

Sürekli bu gerilim altında yaşayan 85 Milyon nüfus... Kişi başına 10 bin doların altında yıllık gelir... Gelir dağılımı, sizlere ömür... Asgari ücret, ortalama ücret olmuş. Açlık sınırının altında yaşayan milyonlar... 

***

İşsizlik çift hane, enflasyon üç hane, döviz almış başını gitmiş, pahalılık el yakıyor… Ağızları bıçak açmıyor. Eğitim ortalaması 6,5 yıl... Açık öğretime akın var ama gidenlerin nereye gittiklerini, kimlerin kucağına itildiklerini bilmiyoruz. 

***

Çocuk ölümlerinde ön sıralarda... Yolsuzluk, hırsızlık, soygun da dünya klasmanında... Bunun müsebbibini “Bay Kemal!” olduğunu biliyorduk, son günlerde buna “üç harfli” marketler de eklendi. 

***

20. yüzyıla taşıdığı iç ve dış sorunlarının tamamını neredeyse 2. yüzyıla taşıyan bir toplum...

Oturmuşuz, “AB’ye girelim mi girmeyelim mi?” diye birbirimizi yiyoruz!..

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —