Nefis bir “düz mantık” örneği olan “Bulut ile Ördek” arasındaki ilişkiyi defalarca yazdım. Günün mânâ ve önemine binaen bir kez daha yazmak istiyorum. Öyle ya, gücü ele geçirdiler, sağa sola saldırıyorlar. Saldırırken de “dini” kullanmada hiç beis görmüyorlar.
***
Bakınız şunları, “şirk” kokan sözleri, Allah’tan edep ederek ve üzülerek veriyorum;
- AKP Düzce Milletvekili Fevai Arslan: "Erdoğan Allah'ın tüm vasıflarını üstünde toplayan bir lider" (11 Kasım 2018) .
- Efkan Ala; “Peygamber hata yaptı biz yapmadık!” (14 Tem 2014).
- AKP İstanbul Milletvekili Oktay Saral: "Erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınmalı" (02.12.2014).
***
Bu laflar edilecek, hiç ses çıkartmayacaksınız amma lakin “Minik Serçe”, bir şarkı güftesinde geçen “Adem ile Hava” büyüklerimiz için “cahil” dedi diye kıyameti kopartacaksınız. Diyanet de durumdan vazife çıkartacak; Diyanetten maaş alan bir imam da aşka gelecek; “hilafet olsaydı bunlar olmazdı!”, diyerek neredeyse “hilafet ilan etme” noktasına gelecek. Doğrudur, kartalların gücü, ancak serçelere yeter…
***
Evet… Bir “şeyin” nasıl görüleceği, bakılan yere bağlı... Bir olayı nasıl görmek istiyorsanız öyle görürüsünüz... Buna; “Muaviye ahlakı!” dediklerini duydum. Umarım; “Hazreti Muaviye!” demedim diye bana da saldırmazlar.
***
Bir bardağa, “yarısı boş!” demek de “yarısı dolu!” demek de mümkün... İlkine pesimist, diğerine optimist diyorlar… Ya da “kötümser”, “iyimser”…
***
Kuzuyu ya da “Serçe”yi yemeye karar verdiyseniz; su içtiği yer önemli değildir... Sizin alt tarafınızda su içen kuzuya da, “Suyumu bulandırdın, seni yiyeceğim!” diyebilirsiniz... Bu nedenle; “Ameller niyete göre!” demiş, Kâinatın Efendisi...
***
“Sap ile samanı” birbirine karıştırmak isteyenler için “türlü çeşitli” yol bulunur. Sözgelimi, kendisini ördek olarak görmek isteyene, “hava bulutlu!” demeniz yeterlidir. Bulut ile ördek arasında ki ilişkiyi, Aristo mantığı yani “düz mantık” ile kolay kurabilirsiniz!
Nasıl mı?
Bakınız nasıl: Havanın bulutlu olması yağmurun yağabileceğine işaret eder... Yağmur yağınca da yerde suyun birikebileceği ve bir müddet sonra gölcüklerin oluşabileceği de hepimizin malumu... Gölcükler oluşunca burada ördeklerin yüzebileceği de...
***
Bu nedenle; yanılıp da, “hava bulutlu!” dediğiniz anda kendisini “ördek” zannedenlerin “vay bana ördek dedin!” hitabına maruz kalmanız ve arkasından da dayak yemeniz, ihtimal dahilindedir... Bu nedenle siz siz olun ve “hava bulutlu mulutlu” gibi tehlikeli sözleri söylemeye kalkmayın... Nenize, gerek!
***
Bunu bilen büyüklerimiz: “Yapma, kaçma karışma!”, “görmedim, duymadım, bilmiyorum”, “neme gerek!”, “gelen ağam giden paşam!”, “köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin!”, “etek öpmekle ağız pislenmez!”, “it ile dalaşmaktansa, çalıyı dolaşmak daha iyidir!” türünden veciz sözler söylemişlerdir...
***
Sözgelimi siz siz olun da; “iki kere iki kaç eder?” sorusuna hödükçe hemen; “dört eder demeyin!” Mukabilinde; “Alırken mi, satarken mi?” diye mutlaka sorun... Bu sayede hem zaman kazanmış ve hem de muhatabınızın gerçek niyetini öğrenmiş olursunuz...
***
O nedenle, “idareyi maslahatçılar asla devrim yapamaz!” sözü sizler için bir anlam ifade etmemeli. İktidar çalgısına ayak uydurarak, idare edin gidin.
***
Bir de insanların “güce taptıklarını” asla unutmayın. İnsanların zahirine bakıp asla hüküm vermeyin. O nedenle, olayların içine “sazan” gibi atlamayın.
***
Sözgelimi, inanç alanında, siyasal alanda kavgalı olduğu zannedilenler; birbirlerine acımasızca ve edepsizce “elfaz-ı galiz” de bulunanlar; birbirlerini “mülhidlikle ve zındıklıkla” suçlayanlar “çıkarları” söz konusu olunca, pekala bir araya gelebiliyorlar. O nedenle; “öptüğü ele tüküren, tükürdüğü eli öpen” mebzul miktarda.
***
Bunun sayısız örnekleri vardır. Mesela mı? İzninizle yerim daralıyor. Bunu da Allah izin verirse, daha ilerilerde örneklerle anlatırım.
***
Bu nedenle ben bunlara, hiçbir ideolojik ve inanç ayrımı yapmaksızın, “Yezidi” sıfatı yakıştırmayı çok uygun görürüm. Etrafınıza biraz dikkatli bakın tonlarca “Yezidi” görürsünüz. Siz zannetmeyiniz ki, “Yezidilik” tarihin derinliklerinde kaldı. Günümüzde de şahı yaşanıyor. Yine umarım; “Hazreti Yezid!” demediğim için “ölümlerden ölüm beğenme” noktasına gelmem.