MUSTAFA CENGİZ

Tarih: 03.07.2024 12:47

BU İŞLER BAŞIMIZA DAVUL ÇALA ÇALA GELDİ…

Facebook Twitter Linked-in

Bazı olaylar vardır, kaderdir, kısmettir.

Allah’tan gelir.

Çok şükür kadere iman ettik.

Hayır ve Şer Allah’tan.

Ama…

Bazı olaylar vardır, resmen davul çala çala gelir.

Kendi eliniz ile yaparsanız.

Belayı davet edersiniz.

Kendi huzurunuz ile birlikte herkesin huzurunu kaçırırsınız.

Tüm dengeleri altüst edersiniz.

Bu da öylesi bir garabet.

Bu işin buraya varacağını herkes iyi kötü tahmin etmişti.

Uzattıkça uzattılar.

Cana, mala kast edene kadar, vatandaşı sokağa dökene kadar beklediler.

Ensar-Muhacirden gelinen nokta mı müslümanı müslümana düşman ettiler.

UYARILARI DİKKATE BİLE ALMADILAR…

Bu konuya dair başta Zafer Partisi genel başkanı Ümit Özdağ, Yurt Partisi genel başkanı Sadettin Tantan, Adalet Partisi genel başkanı Vecdi Öz, LDP eski genel başkanı Cem Toker olmak üzere çok sayıda siyasi yıllardan bu yana sürekli uyarıyor.

Ve… Daha niceleri aslında…

Bu işin sonunun hiçte iyi olmayacağını yazıyor çiziyor.

Türkiye’nin Sırf Avrupalılar rahat estin diye böylesine bir hazırlık dönemi olmadan ve alt yapı çalışmaları yapılmadan gözü kara aldığı bu kadar sığınmacının yaratacağı sorunu herkes çok iyi biliyordu.

Ottowa anlaşması ile gelinen nokta ve mayınların temizlenmesi ile başlayan süreç bu günlere evrildi.

Büyük Orta Doğu Projesi ile Filistin’de onbinleri katleden İsrail’in  arzu ve emelleri için ta Irak-İran Körfez savaşı Saddam ile başlayan ardından Rusya’nın Afganistan’a taarruzu,  diğer bölge ülkelerine sıçrayan Kaddafi’nin Libya’sının yerle bir edilişi ile de zirve yapan olaylar nerede ise Orta Doğu’da taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayacak konuma getirilmek üzere.

Kurulması planlanan yeni etnik kökenli devletler ile vatansızlaştırılan insanların “Mülteci Deposu” Türkiye’nin başına bela edildiği günler tavan yapmak üzere.

Bu kadar büyük sorumsuzluğun faturasını ise yine ve yeniden muhalefete yüklemek derdinde iktidar.

KÖTÜ BİR ŞEY OLUNCA!...

İlk yaptıkları şey ne mi?

Yayın Yasağı getirmek.

İkincisi mi?

İnterneti yavaşlaşmak.

İnsanların özgür haber almasını engellemek.

Kulağının üstüne yatarak olmuş bir şeyi olmamış gibi göstererek en az kitleye ulaştırmak, olayın çapını minimize etmek ve dolaylı yoldan engellemek.

Hatta olayı ters yüz etmek.

Haklıyı-haksız, cinayet zanlısını nerede ise kahraman gibi göstermek gibi de bir huyları var. 

Zaten Medya’nın yüzde 90’ı iktidarın emrinde.

Muhalefet yapan ya da özgür yayın yapabilen birkaç kanal kaldı.

Onları ve sosyal Medya’yı susturarak daha ne kadar algı operasyonu yapabileceksiniz?

NE GÜZEL MANTIK DEĞİL Mİ?

İktidarın tüm nimetlerini siz kullanacaksınız.

Her türlü ekonomik kararları siz alacaksınız.

Yandaşı kalkındıracak, zengini daha zengin yapacaksınız, akla hayale gelmeyen ihaleler yapacak, olmadık garantiler vereceksiniz, ama alınan kararların tüm olumsuz faturasını ya muhalefete ya da vatandaşa.

Ne güzel memleket değil mi?

Her işi sen yap.

Faturayı başkasına yükle.

Ondan sonra sütten çıkmış ak kaşık ol…

Evet… 

Bu işin müsebbibi muhalefet.

Zira adam gibi son 22 yılda muhalefet etmediler.

Makam ve mevki, koltuk uğruna “Sine-i Millete” dönme yürekliliği gösteremediler.

“Erken Seçim” için gelinen noktada bile halen kıvırtıyorlar…

İKTİDARDA MAĞDUR EDEBİYATI…

Düşünün bir ülkeyi nerede ise çeyrek asırdır siz yönetiyorsunuz.

Yaptığınız edebiyat mağdur edebiyatı.

Başkanlık sistemi ile öyle bir karar mekanizması oluşturmuşsunuz ki yetkileriniz nerede ise Kral’da Padişah’ta yok.

Alınan tüm kararların altında sizin imzanız var.

Ortağınızın imzası yok ama her türlü iktidar nimetini sonuna kadar kullanabiliyor.

Çıkıyor diyor ki; Bizim zihniyetimiz iktidar.

Hiçbir sorumluluğu yok.

İyisine de kötüsüne de sahip çıkmak zorunda olan sizsiniz.

Ama siz ne yapıyorsunuz, iyisi sizden kötüsü muhalefetten.

Zamlar Allah’tan.

KİMSENİN ÖYLE BİR LÜKSÜ YOK…

Bu ülkede yaşananlara dair “Görmedim-Duymadım-Bilmiyorum” deme lüksü yok.

Eğer bu olaylar karşısında zaten bunu yapabiliyorsanız, vay sizin vicdanınıza.

Eğer bu günleri yaşıyorsak, işçi, emekli perişan ise ve kendi ülkende nerede ise sığınmacılardan daha da aciz bir konuma getirildi isen önce senin kendine hesap vermen lazım.

Neden bu kiralar bu kadar yüksek?

Neden bu petrol fiyatları roketledi?

Neden Döviz ve Altın fiyatları bu kadar arttı?

Neden topraklarımız, arsalarımız, en güzel evlerimiz yabancılara satılırken, bizler bir dilim ekmeğin hesabını yapıyoruz acaba?

Sana layık görülmeyen elin gavuru, sığınmacısına layık görülüyor.

Türkiye Cumhuriyetinin tabelalarından TC ibaresi indiriliyor, Andımız okullardan kaldırılıyor, Atatürk’e her gün çirkin saldırıların ardı arkası kesilmiyor, Cumhuriyet rejimi Anayasa değişikliği ile değiştirilmeye çalışılıyor, ülken bedevi arap ülkesine, çadır devletine döndürülmek isteniyorsa hiç mi düşünmüyorsun.

Hiç mi sorgulamıyorsun?

Hiç mi çoluğunun-çocuğunun geleceğini düşünmüyorsun?

Bu kadar satılan fabrikalar, yapılan özelleştirmeler, bu kadar toplanan vergilerin nereye gittiğinden haberin yoksa ve bu ülkenin Maliye bakanı bir İngiliz vatandaşı olarak kapı kapı dilenip senin adına satılmadık bir çivisi dahi kalmayana kadar ülkeni pazarlıyorsa bundan da mı haberin yok kardeşim?

Sandığa gidip oy veren de vebal altında.

Sessiz kalan, susan herkes vebal altında.

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —